Biz kuşak olarak, taşra insanlarıyız.
Biri çocukluğumuzda olmak üzere iki askeri darbe dönemi görüp yaşadık. Bir de üzerindeki tartışmaların son bulmadığı, henüz ne idüğü açıklığa çıkartılamayan, ya da çıkartılmak istenmeyen hareketlenme(!) var. O da bizim yaşam süreci payımıza düşenlerden oldu. Zaman zaman üye yapılanmasıyla ilgili gözaltı ve tutuklamaların yapıldığına ilişkin haberlerin eksik olmadığı günler, haftalar yaşadığımz Fetö hain yıldırı kalkışmasından söz ediyorum.
Arada sert ve de yumuşak geçişli askerî baskıcı dönemler de yaşandı.
Bizimkisi tekinsiz bir dönem hiç olmadı desek yeridir.
Saydığım o harketlenmeler ve gidişatla ilgili içeri alınıp(!) sorguya çekilmemişsek, işimizden gücümüzden uzaklaştırılıp dara düşmemişsek bile etkilenmediğimiz söylenemez. En azından, o şiddetli kış soğuğunda, merkezî ısıtması olan sıcak çalışma ortamından, karlı dağ dibine görevlendirilmek de benim payıma düşen yanı oldu. O ara, yeni evli bir çift olarak, hani az sıkıntı çekmemişizdir. Direnebilme kararlılığını sürdürebilmek hiç de kolay olmamıştır.
Şimdilerde deniz kıyısı, gözde yurt köşelerimizden birinde, yaşayabiliyor olmamızın gerisi hiç de tekdüze, sıkıntısız bir yaşam değildi.
Bunca söz ettikten sonra elbet sözü yine bir derinliğe getireceğim. Bu açılım yöntemini zaten bazılarınız artık ayırt eder olmuşlardır. Bunun örneklerini çok vermişimdir.
Hacı hacıyı Mekke’de; it iti dakkada bulur, diye, şimdi adı değiştirilerek ilçe yapılmış olan yerde bir tekerleme söz öğrenmiştim. İşte o söz içeriğine uygun düşen bizim de bir çevre oluşumumuz var. Elimiz kalem tutup bunca senedir yazılar döşeyip durduğumuzdan, kendimiz gibi olanlarızımızı hemen de biliriz. O tür benzeştğimiz kişilerle de sıkça buluşuruz. O ara söyleşilerimizin ardı arkası da kesilivermez.
Sözünü ettiğim türden arkadaşımla şimdilerde bulunduğumuz memleketimizde bir araya gelip eskilere ve güncele ilişkin söyleşiler yaptık. Ayrılıp gidince de telefon konuşmalarımız oldu. Peşpeşe kitap okumaya yönelmiş. Okuduklarına ilişkin bana da açıklamalarda bulunuverdi. Bir ara kendisine imzalayıp verdiğim tuğla kalınlığındaki kitabımı da ancak okumaya başlamışmış. Yarıya geldiğinde de bitirdiğinde de o çalışmama ilişkin düşüncelerini dile getirivermişti.
Sonrasında okuduklarına ilişkin kitapların kapaklarını da resim olarak bana gönderir olmuştu.
İşte öylesi bir gidiş sonrasıydı. Beni telefonla arayıp bir kitaptan söz etti. Kitabı da her ikimizin iyi bildiği bir yere göndermiş. Oradan gidip almamı söylemişti.
Fethiye’den buraya, memlekete gelirken de çantalarımda okunacak kitaplarım vardı. Bu kez onlara el sürememiştim. Dizüstübilgisayarımda üzerine odaklandığım bir kitap çalışmam beni o havadan uzak tutuyordu. Sözde azıcık da inter ortamını taramaya kalkışıverince hepten zaman hızla geçer olmuştu.
Arkadaşım, başlığa taşıdığım o kitabı göndermiş. Yazarın kendisiyle Almanya’da aynı ortamlarda bulunmuş. Birlikte çalışmışlar. Kitabını İzmir’de kitapçıda görünce de hemen satın almış.
Kitap içeriği, benim Trakya’da askerlik yaparken yaşanmış olan, o kanlı 1 Mayıs olayları sürecine değiniyor. O yıllardaki üniversite öğrenci hareketlerine açıklık getiriyor. Solun Enver Hoca, Fidel Kastro, Lenin, Stalin, Mao etkisindeki örgüt yapılanmalarını ele alıyor. O gerilimli günlerde yaşamına kastedilen genç fidanlar bir bir belirtiliyor. Tutuklanmalar, ünlü cezaevleri, işkenceler… Öylesi bir süreç işte…
Hani şu sağ uç kesimde öne çıkmış olan, “Davadan döneni vurun,” ilkesel yaklaşımı vardı ya işte onun sol kesime ilişkin yanından, uzun uzun söz ediliyor. O yıllardaki sol örgütlerin karşıt sağ uç kesimle çatıştıkları kadar, kendi içlerindeki bölünmelerde ortaya çıkan, acımazızca, sert vurdu kırdı olayları yansıtılıyor.
“1980 Askerî Darbesi” süreci üniversite gençliğiinin ilerici, devrimci yanıyla ele alınmış. Kitap o yöndeki içeriğiyle önemli olsa gerek. Kitabı henüz bitirmiş değilim. Bütünüyle okuduğumda, belki sizleri yeniden bilgilendiririm.
Anlayacağınız hiç de boş geçtiğimiz yok. İrdeleme, sorgulama boyutunda yazmayı sürdürüyoruz.
Herkese iyi haftalar …
_____________
(*) Sol’uksuz/Selami Gürel/ 296 Sayfa/ Belge Yayınları/Sultanahmet-İstanbul




















