DAVA GÜDÜCÜLÜĞÜ ÜYELİĞİMİZE İLİŞKİN – DAVUT FEN
Eşimle Pazar sabahı kahvaltımızı birlikte yapmış, keyif çaylarımızı içiyorduk ki o sıra aklıma gelivermişti.
Yaylacığımızda pay sahibi emekli bir meslektaşımız var. Kendileriyle uzun uzun birlikte söyleşilerimiz olur. Sağ olsunlar; elleri bize karşı hep açık olmuştur. Biz de kendine elimizden geldiğince yararlı ve yardımcı olmaya bakarız. Özenle yetiştirdikleri meyvelerinden, tanıdıklarımıza olsun, çapımız ölçüsünde, değerinde pazarlayıveririz. Aynı özenle yetiştirdikleri sebzelerinden kendimize aldığımız da olur. Öylelikle bizim o yaylacılığımız sürecimizde kendileriyle ilişkimiz de iletişimimiz de hiç kesintiye uğramamıştır.
Asıl önemlisi ise, bizim, memleket davamızda nerede durduğumuz olduğundan, o konuda, saatleri bulan söyleşilerimizde karşıt ve eleştirel yanlarını öne çıkartmadan da duramazlar. Babaları zamanında, eksik çıkan aşar vergisi yüzünden ters yüz edilmiş olmalarıyla bir kinlenmeden de söz etmeden geçemezler. O arada kendilerini saatlere varan süre boyunca dinlemiş de olurum. İsteseniz dinlemeyin! Bizde hem eşim hem ben doğru bildiklerimizi dillendirmekten de elbet geri durmuyoruz. O söyleşilerimizin çay içimiyle birlikte ne kadar sürüp gittiğini artık varın da siz hesap ediniz. Gel zaman, git zaman, kendilerine sorup ildeki kitap sergilerinden alışveriş yapıvermişliğim bile oldu. Başımızdaki zihniyete karşıt oldukları belliydi de artık nerede durdukları da pek anlaşılmaz değildi.
Bir ara, eşim, kendilerinin adını, bizim davamız boyutunda, düzenlenen listelerde görüp şaşırmış. Elbet ben de şaşırmıştım. Çünkü kendileri, onca şiddetli eleştirileri sonucu, aynı dirsek temasında olamayacağımızı göstermekteydiler. Meğerse bizim onca söyleşilerimiz hiç de boşa gitmemiş; içtenliğimiz davamıza katkı boyutunda işe yaramış, kendi yolumuzda bir katılımcı bile edinmişiz. Daha ne olsun! Söz ile değil, kayıtlı üye olarak bizlere katılmışlar. Bunu da kendi ağızlarından, geçtiğimiz haftalar içinde, mıntıkalarında yapılan etkinlik nedeniyle oraya çıkıp vardığımızda, yanlarına kısa süreliğine uğradığımızda, eşimin üç konuk arkadaşının da bulunduğu o ortamda, açıkça dillendirivermişlerdi. Söyleşiye ise yine istekliydiler. Gün iyice yasılmıştı. Dönmeyi yeğledik.
İşe bakınız ki, bu kez de kayıtlı olunan yerden çekilip yenisine katılmaları gerekiyordu.
İşte o başta sözünü ettiğim kahvaltımız sonrası kendilerini aradım. Belirlenen kurultay sürecinde oy kullanmak isteniyorsa hemen üye olmaları gerekmekteydi. O boyutu kendilerine ilettim. O da eskisinden ayrılamadıkları için yenisine üye olmaya engeli olduğunu belirtince, çözüm arayışına girdik. Kendilerine yol yordam önerdik. Kendilerine yakın konumdaki ilgili dostlarımızı da araya kattık. İşi sonuca bağlamaya dönük harekette bulunulacak. Bize güçlük mü dayanır, elbet çözeceğiz. Yeter ki bize arka çıkılması söz konusu olsun. Bizler, karı-koca olarak, ayrı ayrı sandık kurullarında görev alarak, bir oyun bile hesabını yapıyoruz. Elbet, yeni kazanılacak bir üyenin peşinde de oluruz. Biz zaten o yanımızla bilinen kişileriz. Yakınıcı olmaktan çok, sonca odaklıyızdır.
İyi haftalar…























