TAKVİMDEKİ SAYILAR DEĞİL, İÇİMİZDEKİ HAYAT BÜYÜYOR – SİMGE DİKMEN
Takvim yaprakları değişiyor.
Bir sayı daha ekleniyor yaşımıza. Aynadaki yüzümüz belki biraz değişiyor, hayatımızın öncelikleri yer değiştiriyor. Ama insanın asıl değişimi, takvimde yazan sayılarda değil; o sayıların arasına sığdırdığı yaşanmışlıklarda oluyor.
Gençken hayatın karşısında daha cesur duruyoruz.
Bir şeyi istiyorsak hemen peşinden gidiyoruz. Çok düşünüyor, çok hissediyor, bazen yalnızca içimizden geldiği için karar veriyoruz. Çünkü henüz hayatın bütün cevaplarını öğrenmedik; bu yüzden ihtimaller bize daha büyük geliyor.
Sonra yaş alıyoruz.
Yaşadıklarımız çoğaldıkça kararlarımızın içine başka şeyler de giriyor: tecrübe, sabır, ölçü, anlayış…
Eskiden yalnızca “Bunu istiyor muyum?” diye sorarken, zamanla “Bu bana iyi gelecek mi?” diye düşünmeye başlıyoruz.
Ama bu, hayata olan sevgimizin azaldığı anlamına gelmiyor.
Belki tam tersine.
Hayatı tanıdıkça ona daha çok bağlanıyoruz.
Bir sabah kahvenin kokusunu fark etmek, uzun zamandır görmediğin biriyle aynı masada oturmak, sevdiğin bir şarkıyı yıllar sonra yeniden duymak, güzel bir günün değerini bilmek…
Çünkü yaşanmışlık arttıkça insan, hayatın büyük olaylardan ibaret olmadığını öğreniyor.
Bazılarımızın hayatı yaş aldıkça güzelleşiyor. Daha çok seviyor, daha çok üretiyor, kendine daha uygun bir hayat kuruyor. Bazılarımız ise yıllar geçtikçe ilk kez gerçekten ne istediğini keşfediyor.
Çünkü yaş almak her zaman bir şeyleri geride bırakmak değil.
Bazen kendine daha çok yaklaşmak.
Takvimde yaşlarımız artıyor ama aslında yalnızca yaşımız artmıyor; bildiklerimiz, gördüklerimiz, hissettiklerimiz, hayata bakışımız da büyüyor.
Belki gençken hayatı değiştirebileceğimize inanıyoruz.
Sonra zaman bize başka bir şey öğretiyor:
Takvim bize yaşımızı söylüyor.
Ama yaşanmışlıklarımız bize kim olduğumuzu anlatıyor.
Belki de insanın en güzel hâli, gençliğindeki cesaretini kaybetmeden, yılların öğrettiği aklı yanına alabilmesi.
Hayatı her zaman değiştiremeyebiliriz ama hayata bakışımızı değiştirebiliriz.
Ve belki insanın en güzel dönüşümü de burada başlıyor.
Çünkü yıllar geçtikçe sadece yaşlanmıyoruz.
Yaşadıkça, hayatı daha iyi yaşamayı öğreniyoruz.
Simge Dikmen























