BÜYÜK FOTOĞRAF MEHMET UÇAR
Bana gençlerce yapılabilecek en haksız eleştiri olsa olsa benim aşka karşı olduğum iddiası olabilir. Nasıl olur da yıllarını aşkı anlamaya ve anlatmaya veren birisine bu ithamda bulunulabilir. Özellikle idareciliğe başladıktan sonra kimi aklı evveller birtakım sataşmalarda bulunur oldular. Efendim neymiş ben insanların birbirini sevmesini çekemiyormuşum, muhabbete karşıymışım, nerede bir sıcaklık görsem hemen söndürürmüşüm… İftira atıyorlar değerli okurlarım külliyen iftira. Ben insanların birbirlerini sevmelerine değil kullanmalarına karşı koyabilirim sadece.
Bazılar çıkıp kadın seçilmez, seçer nevinden malumatfuruşluk yapmasın şimdi başlığa bakarak durduk yerde. Seçmez efendim, seçilmeye izin verir kadın. Diğer bir deyişle kendini bir erkeğin seçmesine veya seçmemesine kadından izin alınarak varılır. İzin veren makam kadınken seçen erkektir. Feministleri rahatlatacak bir cümle de kurmadan geçmeyeyim. Aslında seçilen ve seçime izin veren makam seçenden üstündür. Seçenin ihtiyacı vardır seçilen de yardıma koşmuştur.
Baharla birlikte okullarımızın bahçelerinden başlayarak en tenhalara değin her yerde sorsak birbirlerini sevdiklerini söyleyenlerin mutlu mesut arzı endam edişleri ile karşılaşıyoruz. Oysa biliyoruz ki sevgi ile nefret, aşk ile pişmanlık bıçak sırtı duygulardır. Daha dün senin için ölürüm diyenlerin bugün kendisi yahut da bir başkası için öncekini öldürdüğü haberleri ile dolu gazetelerimizin üçüncü sayfa haberleri. Gün geçmiyor ki işlenen bir cinayetin temelinde yaşanmış yoğun bir aşk tortusu bir hatıra olarak bize kendini hissettirmesin.
Öğrencilerimden gelen en tuhaf sorulardan biri de hocam siz hiç âşık oldunuz mudur? Ben kesin bir cevap vermeyince onlar sanır ki soruyu duymadım ya da cevap vermekten kaçıyorum. Aşk bir okuldur bizi eğiten ve hepimiz birkaç yıl öyle ya da böyle bu okulda okuruz. Amma velâkin hiç kimse hayatı boyunca bir okulda beklemeli olarak sınıfta kalamaz. Bitirmezse atılır okuldan talebe. Mezun olunca doğru seçim yapmalı kişi, aksi durumda zindan olur hayatlar. Denilebilir ki hastalanınca yanlış teşhis ve tedavi sonuçları neyse aşkta yapılabilecek hatalı tercih ve müstakbel sonuç da odur. Tercih, teşhis, tedavi somut aşk ise soyuttur diyenlere tek bir çift lafım var: Aşk da somuttur sebepleri ve sonuçları itibariyle, muhabbettir soyut olan. Bunu nerden bildiği soran kim varsa şaşar ve onlara neden kendilerinin bilmediklerini sorarım ben de. “Aşk imiş her ne var âlemde/ilim bir kıyl ü kal imiş ancak”diye fuzulice inleyen bir adamdan el almışlığımız vardır bizim.
Kimi muzip öğrenciler de hocam bu kadar bilgiyi hatalı tercihleriniz vermiş olmasın gibilerinden takılırlar. Onlara tavsiyem meseleyi kişiselleştirmemeleridir. Unutulmamalı her tercihin olumlu yönleri olduğu gibi olumsuz yanları da olabilir. Biz, zaten dikkat buyurulursa yapılan tercihleri iyi-kötü, doğru-yanlış diye tasnif etmiyoruz. Seçimlerimizin sonuçları olabileceğini söylemiş oluyoruz. Seçtiğimiz kadının da tercih ettiğimiz hayatın ipuçlarını bize verdiğini belirtmiş oluyoruz. E o zaman herkesin tercihi kendine; bundan sana ne diyenlere de şunu söylerim: Bizimkisi hatırlatmadan ibarettir; çünkü yaşlılar yapabilseydi; gençler düşünebilseydi. Hamdolsun ben ne düşünemeyen bir gencim ne de yapamayan yaşlıyım. Desenize yine kedi gibi dört ayak üzerine düşenlerdeniz…
Fotoğrafı büyüttüğümüz vakit görülen, gençlerin neyin, ne olduğunu bilmeden kendilerini işin içinde buluvermiş olduklarıdır. Şıpsevdiliği aşk ile karıştırmaktadır günümüz gençleri. Hâlbuki aşkta bağlanmak esastır. Bağlanmak, beklemek, fedakârlık etmek, bedel ödemek, ulaşamamak, başka bir merhaleye geçmek ve derinleşmek aşk güzergâhının ara istasyonlarıdır. Aşk, kendini ateşte yetiştirmektir. Benim karşı olduğum da ateşte yanmayı göze alamayanların, ayran gönüllü biçimde duygularının günübirlik değişimlerini aşk sanmaları ve sonrasında nice pişmanlıklara kapı aralamalarıdır. Tercih hatası yaptığını düşünen her genç boşanmayı bir hak olarak gördüğünde en tabii hakkını kullanan bireylerin oluşturduğu toplumun çekirdeğindeki irtibat kesilecektir. Çekirdeğinde rabıta yani irtibat olmayan topluluğa yığın denir. İsyanım aşka değil yığınlaşmaya… Aşka hayır, muhabbete evet! Aman Allah’ım ben neler sayıklıyorum; yerin kulağı var!..




















