BİR OKUR, BİR YAZAR – SULTAN ÜNAL
İki mahkum, aynı hücrede yaşamaktadır ve kendilerine verilen kum taşıma görevini sürdürmektedir. Bu görev; kumu bir yerden alıp başka bir yere taşımak, ardından tekrar alındığı yere geri taşımak gibi, sürekli tekrar eden bir eylemler dizisinden oluşur. Anlamdan yoksun bu döngü, ister istemez Sisyphos’u çağrıştırır; Nitekim bu noktada metin de zaten bunu amaçlamaktadır.
Sisyphos, Yunan mitolojisinde Yeraltı Dünyası’nda sonsuza kadar büyük bir kayayı bir tepenin zirvesine çıkarmaya mahkum edilmiş bir kraldır. Bu kayayı her seferinde zirveye yaklaştırdığında taş yeniden aşağı yuvarlanır ve Sisyphos aynı eylemi sonsuza dek tekrar etmek zorunda kalır. Zeus’un öfkesine neden olan bu kader, insanın anlamsızlıkla olan mücadelesinin en güçlü simgelerinden biri haline gelmiştir.
“Ada” tiyatro metni, her ne kadar fiziksel olarak bir adada geçse de aynı zamanda herkesin kendine ait bir “zihin adası” olduğunu metaforik olarak anlatır. Metin de tam bu noktada bize şu soruyu yöneltir: “Yükünü taşırken hala insan kalabiliyor musun?”
Seyirciye, kendi hayatındaki görünmez yükleri önce gösterir, sonra hatırlatır:
İşte, siz de bu taşı taşıyorsunuz…Bakın bakalım, bu yük sizi ne kadar dönüştürmüş.
Metinde anlatılan hikaye, gerçek hayattan esinlenilmiştir. Üç yazarın kolektif olarak kaleme aldığı bu oyun, Güney Afrika’daki Robben Adası’nda geçmektedir. Burası, kötü şöhretiyle bilinen bir hapishane adasıdır ve Nelson Mandela’nın da 27 yıl boyunca tutsak edildiği yerdir.
Oyundaki iki karakterin isimleri Winston ve John’dur. Winston, pasaportunu yaktığı için müebbet hapis cezası almış bir mahkumdur. John ise bir örgütle bağlantısı nedeniyle tutuklanmıştır. Hikaye ilerledikçe John’un birkaç ay içinde serbest kalacağını öğreniriz. Bu durum, iki karakter arasında derin bir sorgulamayı beraberinde getirir; dostlukları ve insanlıkları sınanır.
Ve oyun, bu noktada ikinci sorusunu sorar: “İnsan, yalnızca kendini kurtarabilir mi?”
Oyun içinde oyun yapısıyla metnin içinde bir metin daha yer alır. İki mahkum, Antigone tragedyasından bir pasaj çalışmaktadır. Bir noktada Winston Antigone’ye, John ise Kreon’a dönüşür.
Antigone, antik Yunan tragedya yazarı Sophokles tarafından kaleme alınmış; birey ile otorite arasındaki çatışmayı anlatan güçlü bir eserdir. Thebai Kralı Kreon, şehre ihanet ettiğini düşündüğü Polyneikes’in gömülmesini yasaklar. Ona göre devlet düzeni her şeyin üzerindedir. Ancak Polyneikes’in kız kardeşi Antigone, ilahi yasaların insan yasalarından üstün olduğuna inanır ve kardeşini gizlice gömer.
Bu eylem ortaya çıktığında Kreon, Antigone’yi ölümle cezalandırır. Antigone ise yaptığından asla pişman olmaz; çünkü ona göre doğru olan budur. Bu çatışma trajik bir sona yol açar: Antigone ölür, ardından Kreon’un oğlu ve eşi de hayatını kaybeder. Kreon ise yaptığı hatanın bedelini ağır bir şekilde öder.
“Ada” oyununun ödüllü dramaturji metninde yönetmen bu durumu şöyle ifade eder:
“Yunan tragedyasındaki devlet–birey çatışması, burada beyaz yasa ile siyah vicdan arasındaki çatışmaya dönüşür. Emek–sömürü, kapatanlar–kapatılanlar, ezenler–ezilenler… Tüm bu karşıtlıklar, Kreon ile Antigone arasındaki çatışmada yankılanır.”
27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde Fethiye Belediyesi Kent Tiyatrosu, “Ada” oyunu ile seyirciye perdelerini açıyor.
Bu özel günde, herkes için atılmış bu değerli kültür adımında sizleri de aramızda görmeyi umuyoruz. İnsanı insansız anlatamayacağımız tiyatro sanatında, sizleri John’un aklına ve güzel kalpli Winston’un vicdanına ortak olmaya; bu oluş sırasında hep birlikte bir akılda ve bir kalpte buluşmaya davet ediyoruz.






















