BASKIN SEÇİM ÜSTÜNLÜKLERİYLE GELİNEN AŞAMALARI GÖRMÜŞTÜK – DAVUT FEN
Ülkemiz gündemini es geçiyor değiliz. Onca yaygın iletişim kanallarının haberdar etmeleri varken o boyutta daha ileri bir söz etmemizin de pek yerinde olmayacağının bilincindeyiz. Öyle de olsa ülkemiz sıcak gündemine ilişkin edecek bir çift sözümüz hep olacaktır.
Başımızdaki Yürütme Erki’nin nasıl bir süreç sonrası yerinde kaldığını iyi biliyoruz. En başta gelen nedenlerin biri karşıt kesim hep dağınıklık yaşarken yakalanmıştı. Öyle ki, karşıt kesim, onca eleştirileri yerli yerindeyken bile hemen seçim yapılacakmış gibi hareket edememiş, baskın gibi yapılan erken seçimlerde, kırsalda, sandık başlarına koyacak örgütten kişiler bile bulamadığı çok yerler oluşuyla yakalanmıştı. Açıkçası girilen seçimlerde sandıklar sahipsiz kalmışlardı. Böylesi girilen seçimler öncesi, ağzınızla kuş tutsanız ne yazar? Daha açıkça söz edeyim; dersinizi iyi çalışmamışsınız işte…
Güreş karşılaşmalarını izleyenlerimiz bezerliği iyi yapacaklardır; güreşçilerden biri üstünlüğü ele geçirir. Çekiştiği güreştiği kapaklandığı yerden söküp alamasa bile, belinden iyi yakalayıp kendi üzerinden aşırarak çırpıverdiğinde, üstünlüğünü perçinler. Her bir çırpması da kendisinin ışıklı görsel hanesine artı 2 değerlendirme olarak yansıtılır. Güreşin o aşaması durağanlaştığında ise minder yönetimi oyunu ayakta yeniden başlatır.
Bizim geçmişteki genel seçimlerimizde de buna benzer bir süreç yaşanmıştı. Yürütme erki, karşıtlarının yıpranmışlığını, dağınıklığını fırsata çevirerek ele geçiren günümüz başat örgütsel yapısı, yukarıdaki oyun örneğimizdeki gibi bir süreçle gücünü perçinlediler. Yenilgileri sonrası daha doğru dürüst toparlanamamışlarken bir de erken/baslın genel seçimle de seçmen karşısına çıkarılmışlardı. Aynı seçmen kitlesine oynayan yenik gelenekçi örgütler neredeyse tabela örgütleri konumuna kadar gerileyip zayıf düşmüşler, bir daha dirilememişlerdi. Görece diri kalabilen karşıt kesim ise, değişim dönüşüm geçirmelerle bir türlü istenilen ivmeyi yakalamadan uzak kalıyordu. Yaşını başını almış, sözde ağır topları işin başında kaldıkça da o yıpranmışlık boyutu öne çıkıyor, fenerlerin yol göstericiliği sönük kalıyordu. O karşıtlığı hep içselleştirmiş örgüt yapısı, bir kurultay sonrası yerle bir olunca, gidişat seyri de değişivermişti; gençleşen yaş ortalamasıyla yeni dava arkadaşları işi üstlenmişlerdi. İlk girilen yerel genel seçim sonuçları da gösterdi ki başımızdaki o yürütme erki gücü yenilmez değildi.
Geçmişte yenilen onca haltlar da her bir gün tartışılır olmuş, yakası açılmadık sözlerle dile getirilenlerin sınırı da, sonu gelmez derecelere varmıştı. İşin önünün kesilmesi için Adliye önlerinde saf tutulmasına kadar gidildiğine tanık olunuyordu. Kaçınılmaz olanın geciktirilmesine bel bağlanıyordu. Tablonun böyle okunduğuna ben kalıbımı basarım. Değişik düşünenlerin olmasına ise şaşmam. Bu koca algı yapımızın, bir değil, birçok penceresi var. Bakmak, görmek isteyen, kendilerine, ebetteki bir pencere seçebilir.
Dünün İstanbul Büyükşehir Belediye Seçimleri’nde oy torbalarının üzerinde yatılarak sonuç alınabilmişti. Gelinen aşamada o deneyimlerin etkisi daha da bir önem kazandığı artık başat olarak zaten akıllarda yerini aldı.
Sözün bütünü aptala söylenirmiş; bendenizden sizlere ise bu kadar. Umarım yerinde olmuştur.
Herkese iyi haftalar…



















