Atatürk ve Bir Milletin Yeniden Doğuşu – Ebru Oğuzhan Yeter
Tarih bazen bir şehrin dar sokaklarında, bazen bir kalenin burçlarında, bazen de sararmış birkaç sayfanın arasında saklıdır. Ancak bazı tarihler vardır ki yalnızca geçmişi değil, geleceği de şekillendirir. İşte 22 Haziran 1919’da yayımlanan Amasya Genelgesi, böyle bir dönüm noktasıdır. Ve o dönüm noktasının merkezinde, milletine inanan büyük bir lider vardır: Gazi Mustafa Kemal Atatürk.1919 yılının Anadolu’sunu bugün tam anlamıyla hayal etmek kolay değildir. İşgal altındaki topraklar, yoksulluk, umutsuzluk ve belirsizlik… Osmanlı Devleti fiilen çökmüş, millet geleceğine dair derin bir endişe içine sürüklenmişti. Böylesine karanlık bir dönemde Mustafa Kemal Paşa, Amasya’dan yalnızca bir genelge yayımlamadı; aslında bir milletin yeniden ayağa kalkışının ilk adımını attı.
“Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
Bu cümle, sadece Millî Mücadele’nin parolası değil, aynı zamanda Atatürk’ün milletine duyduğu sarsılmaz güvenin de en güçlü ifadesiydi. O, kurtuluşu bir kişinin iradesinde değil, Türk Milleti ‘nin ortak kararlılığında görüyordu. Belki de onu çağının ötesine taşıyan en önemli özelliklerinden biri buydu.
Bugün yaşadığımız ekonomik sıkıntılar, siyasi tartışmalar, toplumsal kutuplaşmalar ve dünyanın dört bir yanında süren savaşlar, insanları geleceğe dair kaygılandırıyor. Tam da böyle zamanlarda Atatürk’ün Amasya’da ortaya koyduğu cesareti ve vizyonu hatırlamak gerekiyor. Çünkü o, umudun en az olduğu anda bile millete umut aşılayabilen bir liderdi. En zor şartlarda dahi teslimiyeti değil mücadeleyi, karamsarlığı değil inancı seçti.Amasya Genelgesi’nin yıldönümünde sadece tarihî bir belgeyi anmak yeterli değildir. Asıl hatırlamamız gereken, o belgeye ruhunu veren Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ve milletine duyduğu güvendir. Amasya’da yakılan bağımsızlık meşalesi, Erzurum ve Sivas kongreleriyle büyümüş, Ankara’da millî iradeye dönüşmüş ve sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla taçlanmıştır.Bugün Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yaşıyoruz. Atatürk’ün bizlere bıraktığı en büyük miraslardan biri de şartlar ne kadar ağır olursa olsun akla, bilime ve millet iradesine güvenmektir. Çünkü Cumhuriyet, yalnızca kazanılmış bir zafer değil, aynı zamanda sürekli korunması ve geliştirilmesi gereken bir emanettir.Amasya’dan yükselen o ses, aradan geçen 107 yıla rağmen hâlâ yolumuzu aydınlatıyor. O ses bize şunu hatırlatıyor: Bir millet, geleceğine sahip çıktığı sürece hiçbir güç onu esaret altında tutamaz.Amasya Genelgesi’nin yıldönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele’nin tüm kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Çünkü bugün özgür bir vatanda yaşıyor, bağımsız bir devletin çatısı altında geleceğe umutla bakabiliyorsak ve hâlâ Ulus bilincini koruyorsak bunu Atatürk’ün liderliğine ve milletine duyduğu sarsılmaz güvene borçluyuz.Amasya’dan yükselen o ses hâlâ yankılanıyor: Tarih, umudun tükendiği yerde değil; inancın, cesaretin ve kararlılığın başladığı yerde yeniden yazılır. Bu cesareti bu inancı taşıyan bir millet olma dileğiyle.
Ebru Oğuzhan Yeter





















