Demokrasilerde iktidardan ziyade muhalefet önemlidir. İktidarın yegane kontrol mekanizması muhalefettir. İktidarın gücünü dengeleyen ve frenleme vazifesi muhalefete aittir. Gelişmiş ülkelerde köklü muhalefet partileri vardır. Bu partiler toplum nezdinde her zaman iktidarın alternatifi konumundadır.
Peki gelişmiş ülkelerde böyleyse bizde durum nedir. Ülkemizde muhalefet partileri dediğimiz partiler, parti politikalarını nasıl dizayn ediyorlar. Her an iktidara hazır olmak için bir anlamda iktidar partisi gibi ciddi çalışma içindeler mi? Ya da toplumun farklı katmanlarındaki kişi veya kişilerin muhalefetin görevini üstlenmesine sebep olacak tavır ve davranış içinde mi bulunuyorlar? Yoksa şu düşünce mi ağır basıyor. Parti ölçeğinde iktidar olmak.
Muhalefet partileri bizde bu görevi ciddiye almıyorlar gibi bir görüntü var. Örneğin MHP liderinin iktidar olmak için değişik zamanlardaki hesaplama teknikleri. Bir zaman her MHP seçmeni 5 kişiyi ikna ederse iktidar oluruz demişti. Son cumhurbaşkanlığı adayını tarif ederken de çatı adaydan bahsediyor. İki üçgenden bahsediyor. Bu iki üçgeni yeni bir üçgenle birleştiriyor. Seçim alınabilir diyor. Adayın demokrat olacağından bahsediyor. Hele bireyin laik olacağı düşüncesi içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Bu yazının konusu olmamakla birlikte birey nasıl laik olacak. Tarihsel süreç içinde laiklik, kilisenin olduğu yerde bir anlam ifade etmiş. Bir de 3M var. Milliyetçi, muhafazakar, maneviyatçı.
Bir diğer muhalefet partisi ise her şeye varım diyor. Yeter ki Sayın Erdoğan gitsin. Peki bir muhalefet partisinin bu tavrı toplumda karşılık bulur mu? Toplumun bir kesimini yok sayma üzerine belirlenen siyaset anlayışına toplumun tepkisi ne olur? Aslında cevabı halk seçimlerde verdi. Hatta her seçimde bu cevabı veriyor. Demokratik toplumlarda, toplumun bir kesimini yok sayma üzerine gerçekleştirilen siyasi yaklaşımların karşılığı yoktur. Toplumda ortaya çıkan paradigma değişikliği Türk siyaseti tarafından anlaşılmadığı/anlaşılamadığı sürece sağlıklı bir siyasi yapının yerleşmesi zor görünüyor.
Bugün muhalefetin gerçekleştirmeye çalıştığı ortak aday anlayışı bir kesimi dışlama, yok sayma anlayışının bir yansıması olduğu için başarılı olmaları mümkün gözükmemekte. Zira bu anlayışın özünde toplumsal mühendislik anlayışı vardır. Bu anlayış bu topraklarda uzun süre uygulandı ve belli oranda da başarı sağlandı. Ancak günümüz koşullarında bu projenin tutması mümkün değildir. Ak Parti iktidarından beri hatta 97’den beri yine uygulanmaya çalışıldı. 28 Şubat’ı saymazsak bu mühendislik projesini halk reddetti.
Halkın onay vermediği yaklaşım veya politikalara muhalefet partileri neden ısrar eder dersiniz. İşte toplumu tam anlayamayan, kavrayamayan muhalefetin başarılı olma ihtimali mümkün gözükmemekte. Partinin kendi politikalarını anlatmak yerine iktidar partisi karşıtlığı üzerinden uygulanmaya çalışılan siyasi projeler muhalefete birçok hata yaptırmakta. Örneğin kendi parti politikalarına uymayan insanları Pragmatist anlayış sebebiyle seçimlere dahil etmekte. Hoş bu adaylar da belli bir seviyede oy almayı sağladılar ancak uzun vadede partinin güven sorununu ortaya çıkarmaktadır.
Etrafımızdaki insanlar bazen şu düşünceyi dillendiriyorlar. Erdoğan çok ballı deniyor. Forvetin görevi gol atmak. Defans ve kaleciniz ile ilgilenmiyorsunuz, onların nasıl pozisyon alacağını öğretmiyorsunuz. Ondan sonra gol olduğu zaman ah çekiyorsunuz. Eee siz akıllı siyasetçiye bu fırsatı verirseniz o da topu 90’a çakar.
Cephe siyaseti demokrasinin özüne aykırıdır. Bu anlayışa sahip olmak temelde iki sorunu ortaya çıkarır. Birincisi bu anlayışa sahip olan partilerin toplumda karşılığı pek olmaz. İkincisi ise bu anlayış sebebiyle toplumda ortaya çıkan/çıkacak olan gerginlikler sebebiyle demokrasinin yerleşmesi zorlaşacaktır, uzun zaman alacaktır.
“Biz olmazsak” anlayışı otoriterliği çağrıştıran bir yaklaşımdır. Bu anlayış; siz bilemezsiniz, biz her şeyi biliriz anlayışıdır. 1950’lerde uygulanmış. Sonuç olarak toplumun bu anlayış ile arasına mesafe koymasına sebep olmuştur. Bu anlayışta toplumu “hakir görme” düşüncesi vardır.
Sevgili dostlar toplum yarım asrı geçen demokrasi yolculuğunda çok şey öğrendi. Zaman içinde çıkarılan siz-biz kavgası bu toplumun alacak olduğu yolu dikenli hale getirdi. Yine bu ülkenin sıçramasına engel olacak terör sorunu ile yıllarca boğuştuk. Yok etme üzerine geliştirdiğimiz politikalar bu sorunu ortadan kaldırmaya yetmedi. Toplumda var olan farklılıklar üzerinden ayrıştırma politikaları bize fayda sağlamadı. Zaman zaman atanmışların halkın tercihlerine gösterdikleri müstekreh tavırlar toplum tarafından hep not edilmiş ve had bildirme olarak algılanmıştır. Tüm bu olayları halk yaşayarak öğrenirken, toplumun lokomotifi olacak olan siyasetçiler neden toplumun gerisinde kalmayı yeğlerler. Toplumun beklentilerini neden göz ardı ederler. Neden?
asimcezayirlioglu@hotmail.com
14 MAYIS 2014 SALI





















