Hoşgeldiniz  
................................................ ..........................................................

Asım Cezayirlioğlu, “Cumhurbaşkanlığı Seçim Tartışmaları”

Erkan Ilik | 21 Nisan 2014 | Genel, KöşeYazar, Yazarlar


Erkan Ilik
fethiyegazetesi1960@gmail.com

30 Mart seçimleri muhalefet açısından beklentileri karşılamayınca gündem cumhurbaşkanlığı seçimlerine çevriliverdi. Yeni taktikler, yeni beklentiler ve yeni projeler cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerinden hayata geçirilmek için start verilmiş oldu. Muhalefet açısından beklentiler; bu süreçte Ak Partinin belirleyecek olduğu adayın seçilmesini önlemeye yönelik her türlü taktiğin içinde yer almak.  Yani  “Eski Türkiye” nin devamını sağlamak için çıkış yolları aramak. Ak Parti açısından; siyasette  gerçekleşen paradigma değişikliğini kalıcı hale getirmek için toplumsal dinamikleri harekete geçirme çabaları söz konusu.
Ülkemizde cumhurbaşkanlığı seçimleri hep sorunlu olmuş. Cumhurbaşkanlığı makamı rejimin kontrol mekanizması olarak algılandığı için her seçim döneminde kimin o makama  çıkacağı önemli hale geldi. Bugüne kadar seçilmişleri kontrol etmek amacıyla cumhurbaşkanlığı önemli bir işleve sahip oldu. İlk iki cumhurbaşkanı saymazsak  Celal Bayar seçilmişleri denetleme anlayışından uzak olduğu için ilk darbeyle yüz yüze geldik. 90’lı yıllara kadar  hep asker kökenli cumhurbaşkanları gördük. Atanmışlar eliyle siyasi irade hep kontrol altında tutuldu. Bir anlamda halkın gerçek anlamda bu topraklarda söz sahibi olmasına izin verilmedi. Bazen askeri vesayet rol aldı. Bazen de yargı vesayeti  bu görevi  vazife edindi.  Anayasa mahkemesi siyasi partileri hep dizayn etti. Gerektiğinde rejim için tehlike arz ettiğini düşünüyorsa kapattı. Bu anlamda ülkemiz mezarlığı andırmakta. Yargıtay, Danıştay, YSK vs. derken birçok kurum cumhurbaşkanlığı eliyle rejimin bekçisi rolünü oynayarak sivil siyasetin gerçek anlamda bu topraklarda yerleşmesine hep engel olmuştur.
Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesini önlemek için Sabih Kanadoğlu meclisin toplanması için 367 salt çoğunluğu uydurmuştu. Hakim güçlerin siyaseti kontrol etmek amacıyla ortaya koymuş oldukları bu yaklaşım Abdullah Gül’ün seçimini sadece geciktirmiş. Bununla kalmayıp referandum ile birlikte cumhurbaşkanının seçim şekli değiştirildi. Mecliste olan yetki halkın eliyle halka verildi. Asıl tehlike de bundan sonra ortaya çıktı. Halkın gerçek anlamda iktidar olmasının yolu istemeye istemeye açılmış oldu. Bugüne kadar seçilmişleri denetleyen birçok kurum  ve bunların başında Çankaya bulunmaktaydı. Onların deyimi ile bu kale de düşmek üzere. Bizim açımızdan cumhurbaşkanlığı seçimleri cumhuriyet tarihinin en önemli seçimlerinden biri olacak. Zira eskiden halk istediği liderleri seçmiş olsa bile Çankaya eliyle bunlar törpülenir, işlemez hale getirilirdi. Bugün bu seçenek de ortadan kalkmak üzere. Bu nedenle olmadık adaylar üzerinde ortak hareket etme çabalarını görüyoruz. Amaç daha iyi cumhurbaşkanı mı? Elbette hayır. Hedeflenen çok açık, toplumun isteklerini geciktirecek,  “Eski Türkiye” ye özgü davranışları sergileyebilecek aday arayışı söz konusu. Yani militarist sistemin devamı özlenmekte. Bunun en açık örneği son yıllarda etkisi azalsa da MGK’nın yapısı ve işleyişi buna en açık örnektir. Peki bu arayış toplum tarafından kabul görüyor mu? Onu da seçimlerde göreceğiz.
Son yıllarda toplumu dizayn etmeye yönelik her hareket yine toplum tarafından reddedildi. İhtimaldir ki bu süreçte de aynı durum ortaya çıkacak. Çankaya çok mu önemli? Cevabı Demirel versin ” Çankaya hiçbir faninin elinin tersiyle itebileceği bir yer değildir” Devletin en üst makam olması sebebi ile tercih sebebidir. Ancak bu açıklama sistemi kontrol etmek açısından önemlidir. Bugüne kadar toplum Türkiye’nin dönüşümü için birçok yeniliğe imza attı. Ancak bu cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilk kez “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini gerçekleştirmiş olacak. Çankaya’da halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı ortaya çıkması ile birlikte sistem de değişikliğe uğrayacaktır.
Toplumun dünyaya açılmasında öncü olan rahmetli Özal cumhurbaşkanı olduğu zaman siyasete yön verecek kadroları yönetecek lider yoksunluğu sebebiyle zor günler geçirdi. O gün yaşanan sıkıntıların bugün yaşanmayacağı kanaatindeyim. Zira uzun zamandan beri ülkeyi yöneten zengin bir kadro var. Ayrıca bugünün toplumsal yapısı ile doksanlı yılların toplumsal yapısı arasında dağlar kadar fark var. Yasal seçim sürecinin başlamasına az bir zaman kaldı ama her gün bu tartışmaları izleyeceğiz. Herkes bulunmuş olduğu yere göre bu tartışmalara katılmaya devam edecek. Mesele Gül-Erdoğan tercihi değildir. Sistemin taşları oynayacak mı oynamayacak mı önemli olan budur.
Sevgili dostlar muhalefetin uzun zamandan beri yok sayma üzerine gerçekleştirdiği muhalefet anlayışı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de devam ediyor. “O olmasın” anlayışı siyaseten sorunlu bir dili yansıtmakta. İktidar partisine karşı birleşme hamleleri denenmiş ve sonuç alamamıştır. Toplum bu tür birlikteliklere şimdiye kadar iyi gözle bakmadı.  Bu hamleleri kendi varlık sebebinin sorgulanması olarak algıladı. Bu anlayış uzun vadede muhalefetin ontolojik durumunun sorgulanmasına neden olacaktır.
asimcezayirlioglu@hotmail.com
22 NISAN 2014 SALI

809 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle