YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR
KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR
www.hakanbirol.com
Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Sofia ve Kral, Konuşalım mı?” kitaplarıyla tanıdığımız “Arzu Samat” var.
Merhabalar Arzu Hanım, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Merhaba, bilmukabele Birol Bey. Konsept ve içeriğiniz övgüyü hak ediyor. Yazara ve kitaba verdiğiniz değer için, ayrıca beni köşenize konuk aldığınız için teşekkür ederim. Özet ile Yazar, Bestekar ve İş insanıyım. Hollanda’da dünyaya geldim. İş hayatımı ilerleyen yıllarda Türkiye’ye taşıma kararı aldım. Aklım dünyaya erdi ereli yazarım. Zira yazmak ruhumun taşma halidir.
“Sofia ve Kral” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?
Sofia ve Kral okuyucu ile henüz yeni kucaklaşabildi. Bu benim ilk “Novella” denemem oluyor. Öncesinde de yazdığım kitaplar var elbette. İnsanlar kitap okurken kendi hikayelerine rastlamayı önemsiyorlar. Sofia ve Kral isimli Novella’da ise kendi hikayelerine bir uğrak noktası oluşturacaktır. Sanırım salt olarak kitabı çekici kılan özelliği de bu.
Peki, “Sofia ve Kral” kitabını yazma serüveni nasıl başladı?
Sofia ve Kral’ı yazmaya karar verdiğimde iki farklı kitap daha yazıyordum. “Konuşalım mı?” ve “Kimsin sen !”. Benim kalemim daha ziyade edebiyat ve felsefe kıyılarında gezinir. Sofia ve Kral hayal üründür ve/fakat unutulmamalıdır ki hayallerimizde gerçeğin birer ürünleridir.
Hikaye yazmanın en zor kısımlarından biri de olay örgüsünü oluşturabilmektir. Bu eserinizdeki olaylar yaşanmış bir yere mi dayanıyor yoksa kurgu mu?
Edebiyatın temeli insana dayanıyorken, felsefenin kökünde arayış ve sorgulama güdüsü yatar. Her ikisi içinde varolan kaynağımız insan ve insanın yaşamıdır. Kurgu “Hayal” ise yukarıda da belirttiğim gibi gerçeklerden beslenir. Yazarın yazdığı eserler ya yaşanmıştır yahut yaşanmaya adaydır.
Konuşalım mı? kitabınız da çok güzel bir noktaya değinmişsiniz: ““Nasılsın?” sorusuna herkes “iyiyim,” cevabını veriyor. İnançlarımızı öyle zedelediler ki kimse gönül rahatlığıyla “iyi değilim,” diyemiyor.” Evet, neden insanlar sizce iyi olmadıklarını ifade edemiyorlar?
“Konuşalım mı?” adlı kitabım çok sevildi. Bunun altında yatan sebep ise kitabı samimi bir dil ile kaleme almış olmamdı. Ruhunu yitirmek üzere olan bir çağda yaşıyoruz. İnsanların iç dünyasında tahribata sebebiyet vermiş ciddi bir güven problemi söz konusu. Kişi kötü hissediyorum dediğinde açık bir yaraya dönüşecek olmasından endişe ediyor. “ET TU BRUTE?” yani “Sende mi Brütüs?” dememek için derdini içine gömen toplum ne yazık ki artık bir mezarlığı andırıyor.
“Dijitalleşmenin “edebiyata” etkisi nedir? İyi ve kötü yanlarını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?”
Olumlu yönü; İçeriğe ve bilgiye anında ve kısa yoldan ulaşma şansı sağlamasıdır. Olumsuz yönlerini ele alacak olursak içeriğin ve bilginin çoğu zaman gerçeği yansıtmadığını söyleyebiliriz. İnsanı ve duyguları diri tutan gayrettir, kolaycılık ise tembelliğe sebebiyet verir. Bir diğer husus ise kolay ulaşılır bilginin kalıcılığının olmadığı gerçeğidir. Bunu bir örnek ile ifade etmek gerekirse; Parfüm. Parfümü ilk sıktığınızda kokuyu keskin bir şekilde alabiliyorken, bir süre sonra kokunun içerisindeki bileşen notaları ve baskınlık hissi kendini yitirmeye başlar.
En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?
Yazar, Kitap, Şiir veya Şair ayrımı yapmam. Kaleme alınmış her ne varsa okunmaya değerdir. Muhyddin İbnul Arabi veya Yunus Emre de okurum, Spinoza veya Kafka da. Ruhumun asi tarafı ilham gücünü Nazım Hikmet alıyorken, Necip Fazıl konuşma kabiliyetiminkaynağıdır. İsmet Özel ise güçlü iradem üzerinde önemli bir rol oynuyor. Özetle; Kuran-ı Kerim’i okuyorken İncili, Tevrat’ı Zebur’u da okurum.
Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?
Kıymetli Birol Bey, birçok kez vurguladığım gibi yazma arzusu ruhun kendiliğinden dışarıya taşma halidir. Doğal afetlerin ne zaman vukuu bulacağını bilemeyiz. Şimdi şu anda doğuracağım diyemeyiz çünkü bu sürecin bir de öncesi var. Yaşamı içimizde büyütüp besledikten sonra keskin ve ani bir sancı ile doğum anı gerçekleşiyor. Tavsiyem ise; adaylar kendilerini yaşamın doğal sürelerine bırakmalıdırlar.
Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?
Son dönemlerde ülkemizde okuma oranı ciddi manada artmış durumda. Bu güzel bir gelişme. Genç arkadaşlarımıza ise şunu söylemek isterim. Coğrafya kader değildir. Bulunduğunuz toprakları güzelleştirin. Başarısız ve tembel bir kimse dünyanın her yerinde başarısız ve tembel olacaktır. Zeki ve atılgan bir kimse için ise dünyanın tüm noktaları barınma koşulları elverişli hale gelir. Ülkeleri içerisinde yaşayan toplumları şekillendirir.
Değerli Arzu Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…
Sizinle buluşmak çok anlamlıydı benim için. Alakanız için ben teşekkür ederim Birol Bey. Konseptiniz ülkemizde farkındalık yaratıyor. Sizi kutlar ve başarılarınızın daim olmasını dilerim. Kıymetli okuyucuya Sevgi ve Hürmetlerimle…





















