Hoşgeldiniz  
..................................................... .................................................... ...............................................

YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR

Erkan Ilik | 20 Ağustos 2021 | Genel, Güncel, Kültür A- A+

YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR

KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR

www.hakanbirol.com

Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Ruhunu Giydir” kitabıyla tanıdığımız “Başak BİLGEN” var.

Merhabalar Başak Hanım, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Merhaba. Ben de teşekkür ediyorum. Kendimi iflah olmaz bir öğrenci, araştırmacı, genelde yaşama karşı tutkulu, neşeli bir birey olarak tanımlayabilirim. 44 yaşında, bir çocuk annesiyim. Üniversite eğitimlerim, Turizm İşletmeciliği ve İşletme üzerine. Kurumsal dünyada, turizm ve hizmet sektörlerinde çok uzun yıllar hizmet verdim. Geç yaşlarda, insanlara ve dünyaya hizmet vermenin yaşam amacım olduğunu fark ettim. Bu beni bir sürü eğitim ve keşif yolculuğuna götürdü. Şimdilerde insanlığa yapacağımız en iyi hizmetin kendimizi keşfetmek olduğunu anlıyorum. Onca yolculuk ve insanı anlama, yardım etme çabasının, içten içe kendimize yardım etme güdüsünden başladığını düşünüyorum. Yirmili yaşlarda ezoterizm, tasavvuf ve spiritüalizm ile başlayan eğitim ve araştırmalarım, otuzlarda daha çok psikoloji, profesyonel koçluk alanlarına kaydı. Kendimi hazır hissetmeye başladığımda, bir şekilde seçimileri de çoktan yapmış olduğumuz için sahne geliyor malum, jübilemi yapmak üzere girip beş sene çalıştığım iş yerim de beni ayrılmaya doğru iten ortamlar oluştu. Ben de hayatın getirdiğine olur verip bir yerlerden başladım. Yardımcı kurumsal eğitmenlik, kurumsal eğitmenlik, kendi atölyelerim ve koçluk pratiklerim derken, aslen çocukluk hayalim olan ilk kitabıma doğru çağırıldığımı farkettim ve çıkardım.

“Ruhunu Giydir” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?

Kurumsal ve sosyal hayatta “Ben de buradayım” deme ihtiyacında olanların işine yarıyor, yarayacaktır. Kişisel Gelişim kategorisinde geçen bir stil kitabı. Diğer stil kitaplarından ayıran tarafı: Stil nasıl oluşturulur ve renkler gibi temel bilgiler de var, hangi parçamızdan iletişim kuruyoruz, kendimizi nasıl ifade ediyoruz gibi bilgi ve farkındalık sağlayan alıştırmalar da. Eğitimlerimden, okumalarımdan ve kurumsal hayatımda yaşadıklarımdan süzdüğüm bilgiler var. Küçük gerçek örnekler var hikaye şeklinde. Bir de, dış görünümlerinde fark yaratmak için, önce iç görünümlerine bakabilecekleri koçluk yaklaşımı ile hazırladığım alıştırmalar var kitapta. Bitirdiğinizde stil ve iletişiminizle ilgili en az bir tane elle tutulur farkındalıkla çıkabilirsiniz. “ Ben iş yerimde şöyle iletişim kuruyorum, dış görünümümde de kendimi böyle ifade ediyorum. Doğru yapıyormuşum veya şunu bilinçli olarak değiştirmeyi seçiyorum “ gibi…

Bedenimizi örtmek için kıyafetlerimiz var. Ya ruhumuzun kıyafetleri? Ona ne giydirmeliyiz?

Ruh – Beden – Zihin bir yandan ayrı bir yandan bütün. Bütünlüğe ve dengeye niyet edip yola çıkınca gerisi geliyor. Diğer yandan da biz aslen hiçbiri değiliz. Bana göre hem bunun farkında olup maneviyatta ilerlemek hem de madde dünyasında olduğumuza göre oyunun hakkını vermek, keyif almak. Kitabın adı “Ruhunu giydir” de ruhunu ayrı bedenini ayrı giydir değil birle demek istedim, tabii o zamanlar diyebildiğim kadar. Ucu açık… Ben müzikle, filmle, sanatla, dansla, doğa ile giydirmeyi seviyorum.

“Kimimiz ruhumuzu doldurmadan gardroplarımızı doldurduk. Kimimiz ruhumuz dedik, kılıfını unuttuk.” Peki, ruhumuzu nasıl dolduracağız?

Cevabı bir önceki soruda verdim sanırım. Bununla birlikte, cevap sorunun ve aynı zamanda arka kapak cümlemin içinde. Kimimiz madde kimimiz manada kaybolduk. Konu denge. Seçim yapmak ve sadece birini seçmek zorunda değiliz. Böyle kurallar yok. Bir tane hayat var şimdi ve burada algılayabildiğimiz. Neşe içinde var olmak, aşkla var olmak, kendimizi sevmeyi öğrenmek ve bunlara adamak. Buralarda başlayan ve bitmeyecek bir yolculuk bu. Ruhumuzu şöyle dolduracağız diyerek kapatabileceğim ve iki satırlık bir şey değil… Herkesin kendi yolu, eşsiz planı ve kendi tarzı ile…

En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?

Kırklara kadar bolca kişisel gelişim, psikoloji, felsefe, şimdilerde kurgu roman ve fantastik öyküleri seviyorum. En az okuduğum dönem şimdi bu arada…Ursula Le Quinn, Jung kitapları ve Jungsever yazarların çoğu, Irwinn Yalom, David Deida, Stefen Zweig ve Murakami en beğendiklerim ve yakın bulduklarım. Bununla birlikte, aynı anda iki bezen üç kitap okuyan biri olarak, romanlarıma katkı olması açısından, Türk ve Dünya edebiyatının önemli isimlerinin kitaplarına mutlaka zaman ayırdım ve ayırıyorum.


Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?
 

Hayat başlı başına cesaret istiyor. Seçimler başlı başına cesaret. Hayatımı nasıl yaşayacağım, yaptıklarıma kimler karar verecek? Cesaret buralarda başlıyor. Yazmak veya diğer tüm eylemler hayatı nasıl yaşamayı seçerseniz o doğrultuda ilerliyor. Herkesin kendince kendi yolunda ve biricik uyanışları vardır. Benim en büyük uyanışlarımdan biri konuya bakış açımı özetleyecektir diye düşünüyorum ve umarım ihtiyacı olan tüm kalplere çağrı olsun: Hayata kendimizi sevmeyi öğrenmeye ve kendimize özel katkımızı sunmaya geliyoruz. Bu hayat amacımızı bulmaktır. Bunu bulduğumuzda her ne olursa olsun vazgeçmek kendimize ve hayata ihanettir. İçimizde atalardan gelen sesler oluyor genelde. Mükemmeliyetçlilik, başarısızlık korkusu gibi kurgularımızı besliyor. En büyük uyanışım, içimdeki tüm seslerin aslen bana ait olduğunadır. Nasıl ve nereden başlanacağına gelince: Yazmak tutkusu olan bir insan zaten yazar, duramaz. Günlük yazar, blog yazar, küçük notlar yazar, kimsenin görmediği yazılar yazar ama yazar. Yani çoktan başlamıştır. Bunu profesyonelce yapmak için danışmanlıklar, eğitimler var. Orada da seçimleri kendi iç seslerine ve kendilerini sevme oranlarına yakın olacaktır. Ben Yeşim Cimcoz ile çalıştım mesela bir süre kitaptan önce ve iyikilerimden. Yazıya giriş ve roman atölyelerine katıldım iki üç sene. Devamını yol getirdi, getiriyor…

Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?

Okuma oranı veya başka oranlar üzerinden insanları yargılayıp etiketleme gibi bir yaşama bakış tarzına sahip değilim. Böyle bir had de bulmuyorum kendimde. Okumanın kendimdeki faydalarını konuşabilirim ben ancak sorulursa. Görmek istediğim bir değişim varsa da, bunu kendimde yaratmak inancındayım. Eleştiren, sorun arayan ve bunu da hep kendinden dışarıda arayan yaklaşımları uzun zaman önce bıraktım. Yani genç nesle bu anlamda bir bakış açım yok. Ama imkânım olsa sadece bunu anlatmak isterdim. Ve avazım çıktığı kadar kendilerini sevmekten başlamalarını haykırırdım. Her nesil kendi dönemini yaşıyor. Her dönemin de aydınlık olduğu kadar karanlık tarafları var. Bizim gençlerden ve yaşlılardan, onların bizden öğrenecekleri vardır, ancak bunlar sadece kişisel isteğe ve yaşam planlarımıza bağlı… Bir de bizim dışımızda koca bir yaşam planı var. Yaşamın bizi getirdiği yerin bir bildiği var. Ben genç, yaşlı veya x şekilde ayrım yapmaksızın hepimizin biricikliği ve sınırsız potansiyeline ilgi duyuyorum. Odağım orada…

Değerli Başak Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…

Rica ederim ve ben de teşekkür ederim.

 

 

1426 Kez Görüntülendi.
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
DOLAR 8,7714
EURO 10,3081
BIST 12,0616
ALTIN 492,14

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2021 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle