Geçen haftaki yazımda sözünü ettiğim bir boyuta önemli bulduğum için yeniden dönmek istiyorum. O yazımda “TROÇKİ III Kovulan Sosyalist(*)” adlı geniş kapsamlı bir çalışmadan bir bölümü aktarmıştım. O boyut benim nazarımda henüz daha etkisini sürdürürken yukarıda da sözünü ettiğim konuya değineyim.
Troçki, bizim ülkemizde, Marmara‘daki Büyükada‘da sürgünlük yaşarken Avrupa’da da köklü değişikler olmaktadır. Onlardan biri de Almanya’daki yürütme erkinin el değiştirme sürecidir. Almanya’da Troçki ve yandaşlarının da çok önemsedikleri güçlü emekçi sınıfı vardır. Kısa sürelerle de olsa yürütme erkine bile gelebilmişlerdir. İyi de örgütlenmişlerdir. Son yapılan seçimlerde Sosyal Demokratlar, Komünistler olarak iyi sonuçlar da aldıkları görülmüşür. Ne var ki, Naziler‘in de hiç umulmadığı kadar bir güç elde ettikleri çarpıcı bir gerçek olarak ortaya çıkmıştır. Üstelik onların “Hücum Taburları” olarak nitelenen ve sokaklarda vurdulu-kırdılı hareketlerde bulunan kitlesel grupları da türemiştir. Kendilerine egemen çevrelerden çanak tutulduğu da sır değildir.
İşte öylesi bir gidişatın sonunun nereye varacağını iyi kestirebilen Troçki, yazılarıyla, mektuplarıyla etkili olmaya çalışır. Der ki, “Komünistler ile Sosyal Demokratlar birlikte hareket edebilmelidirler(!). Bir güç oluşturarak, o “Hücum Taburları” olarak örgütlenmiş ve egemen çevrelerden destek bulan Nazilerin yürütme erkini ele geçirmelerini önlenmelidir,“. Kendi ülkesindeki(S.S.C.B.) yönetimin başı olan Stalin ise çevresini de etkileyerek, öteden beri, Uluslararası Komünist Örgüt’ün(Komüntern) bakış açısıyla Sosyal Demokratları Sosyal Irkçı(Faşistler) olarak nitelemiş olmaları nedeniyle, o konuda parmağını kıpırdatmamışlardır. Troçki‘yi, yine eskiden olduğu gibi karşı-devrimci olmakla niteleyip karalamayı sürdürürler. Onu bir takım bozguncu oyunlar çevirmekle suçlarlar.
Troçki bildiğinden şaşmaksızın olacakları öngörmeyi sürdürmektedir. O konudaki düşüncelerini, toplamı Bin 800 sayfayı bulan, okuyup bitirdiğim 3 ciltlik dev çalışmada bir bir belirttiğine ilişkin belgelerden söz edilmekte ve onlardan alıntılar da yapılmaktadır. Onlardan biri de, toparlanan Almanya’nın, eninde sonunda S.S.C.B.’ne savaş açacak olmasını öngörmüş olmasıdır.
Nitekim, Troçki, bütün o öngerilerinde haklı çıkmıştır. Almanya’da Naziler, Hitler önderliğinde yürütmeyi ele geçirmiş, yayılmacı bir gidişat izleyerek büyük yıkımlara, büyük acılara neden olmuştur. Ne acıdır ki, daha yolun başında, ayak sesleri artarak gelmekte olan olacaklara kör kalmayı yeğleyen, Troçki‘nin yılmadan karşıtlığını sürdürdüğü Stalin ve yandaşları, sonuçta o uzun ve kanlı savaşta Naziler‘i dize getiren ülkelerin başında yer almalarına karşın, en çok insan kaybı vererek büyük yıkıma uğrayan ülke de olmuşlardır(**).
Kendi ülkemizde olacakları hangi uzgörü sahiplerinin öngrebildiklerini ise hemen her gün konuşup tartışmaktayız. Ne var ki, o konularda, ne söylerseniz söyleyiniz, o bouyutu umursamayan, ya da umursayabileceğinin ayırdında olmayan dev bir kitle var. Onlar önlerine sandık konulduğunda öncelikleri evrensel değil; hemşerici, mezhepçi, ırkçı, bölgeci olmayı yeğliyorlar. Bağımsız hareket etmeyi, dik durmayı, erdemli olmayı ilke edinmekten uzak duruyorlar. Daha ne söylenebilir ki?
En önemlisi de “yürütmeyi altedebilmek için” birlikte hareket etmek çabası ortaya konurken, yersiz homurdanmaların yapılması hiç de hoş değildir. Yukarıdaki çarpıcı örneği boşuna vermedim(!).
İyi haftalar…
____________________
Not: HERKESE MUTLU YENİ YILLAR….
(*) TROÇKİ III Kovulan Sosyalist/Isaac Deutscher/591 Sayfa/Ağaoğlu Yayınevi/1974 Baskı-İstanbul
(**) Sovyetler Birliği’nin 2. Dünya Savaşı’nda verdiği kayıplar çok büyüktür. (27.000.000) 27 milyon insanın 9 milyonu askerken 18 milyonu sivildi…
Köşe Yazarı: Davut Fen




















