Okuyacağımız kitapları neye göre seçeriz? Benim düzenli takip ettiğim, her yeni kitabını çıkar çıkmaz aldığım yazarlarım vardır. Bunlar genelde edebiyat tarihinde belli yeri olan , bir şekilde kendi tarzını yakalamış yazarlardır. Bir yandan da yeni çıkan yazarları tanımaya çalışırım. İyi bir yazar, iyi bir kitap daha edebiyat dünyasına katılmışsa onu herkesten önce fark etmiş olmak isterim. Kitapseverlere onu önce ben tanıtmalıyım. Bu duygu ,kitap deryasına sevgiyle, tutkuyla sarılan her okurda vardır. Bir araya geldiğimiz zaman herkes elindeki kartları büyük bir keyifle açar, birbirimize yeni keşfettiğimiz bir kitabı ya da yazarı gözlerimiz parlayarak anlatırız. Bu kitapları ya bir edebiyat dergisinden bulup çıkarmışızdır ,ya sosyal medyadaki kitap paylaşım sitelerinden ya da bir kitapçı dükkanında raflar arasında kapağıyla,ismiyle dikkatimizi çekmiştir. Daha önce hiç kitabını okumadığımız bazı yazarlar da tutuklanınca dikkatimizi çeker. Ne yazmış olabilirler ki diye düşünürüm, terörist damgası yiyip tutuklanacak ne yazmış olabilirler?.. Yazmak ne kadar tehlikeli olabilir ?
Bir Ocak sabahı bunları düşünürken gözümün önüne rahmetli Uğur Mumcu geliyor önce, ardından sadece düşüncelerinden dolayı öldürülen aydınlarımız resmi geçit yapıyor. O zaman “yazmak ne kadar tehlikeli olabilir?” sorusunun ne kadar abes olduğunu fark ediyorum.Biz sıcak yataklarımızda rahat rahat uyurken , daktilosunun başında sabahlayıp uyan ey halkım diye haykıran o kocaman gönüllü güzel insanı içim acıyarak hatırlıyorum. Ne yaptı Uğur Mumcu ?
Gazetede yazdığı yazıları ara sıra okurdum. Yaptığı araştırmalar, ülkemizin geleceği ile ilgili öngörüleri , tehlike uyarıları günlük hayatımın on beş dakikasına sığardı. Gerisi hayatın olağan koşuşturmaları… Bir Ocak sabahı alışveriş yaptığım dükkanın televizyonunda öldürüldüğünü duyduğum ana kadar, Uğur Mumcu’nun hayatımdaki yerinin ne kadar büyük olduğunu anlamamışım. Onun izlediğim bir söyleşisi aklıma geldi hemen, muzip gülüşü, “ben size pabuç bırakmam” diyerek kendisini takip edenleri ti’ye alışı.. O pırıl pırıl aydınlık yüzü, zeka fışkıran gözleri.. Meğer ne çok severmişim ben onu.. Gün boyu hüngür hüngür ağlarken buldum kendimi, ertesi gün de küçük kızımı eşime bırakıp “Uğurlar olsun” diye haykırarak yürüyen kalabalıkların içinde..
O hafta Uğur Mumcu’nun tüm kitaplarını alıp okumaya başladım. Ne yazdı, ne yazdı da birileri onun ölüm emrini verdi? Kitaplarının ismini okumak bile yeterli oldu aslında;
Sakıncalı Piyade – Kürt Dosyası –Rabıta –Tarikat Siyaset Ticaret – Tüfek İcat Oldu -12 Eylül Adaleti
Söz Meclisten İçeri –PapaMafyaAğca – Kazım Karabekir Anlatıyor -Liberal Çiftlik -Kürt-İslam Ayaklanması -Silah Kaçakçılığı ve Terör -40’ların Cadı Kazanı -Gazi Paşa’ya Suikast -Suçlular ve Güçlüler
Büyüklerimiz – Büyüklerimiz -Terörsüz Özgürlük -Devrimci ve Demokrat -Ağca Dosyası – Çıkmaz Sokak
Bir Pulsuz Dilekçe – Bir Pulsuz Dilekçe -Uyan Gazi Kemal -Bir Uzun Yürüyüş – Katiller Demokrasisi Hırsızlar Düzeni..
Edebiyat nedir diye sizle söyleşiyorum ya bazen, işte edebiyat bu .. Halkını kan uykulardan uyandırmak için gece gündüz araştırma yapan yiğit bir kalemden dökülen satırlar.. O da bilirdi cam kenarında içkisini yudumlayıp boğazı seyrederek gazete yazıları yazmayı.. Kıvrak bir dolma kalem olup birilerinin dümen suyunda yürümeyi.. Ama O eğilip bükülmeyi değil, onurlu yaşamayı , kurşun kalem olmayı seçti. O gün arabasına giderken de önce sevdiklerini düşündü, öleceksem ben öleyim diye eşini arabayı çalıştırana kadar yanına yaklaştırmadı. Arabanın kontağını çevirdiğinde havaya uçan bir ceset değil, göğe yükselen güzel bir ruh oldu.. Ardında milyonlarca sevenini gözyaşına boğdu. Ankara’daki cenaze törenini izlerken tüylerim diken diken oldu. Acaba dedim onun ölüm emrini verenler, arabasına bombayı yerleştirenler de izliyorlar mıdır bu görüntüleri ? İnsanlığa ne büyük bir zarar verdiklerini görüp mutlu mu olmuşlardır, yoksa kendi küçüklüklerini görüp böcek gibi bir köşeye mi sinmişlerdir? Yirmi dört yıl sonra bu satırları yazarken hala içimde aynı acıyı duyuyorum. Yaşasaydı yazacağı ne çok malzeme vardı ? Sürekli değişen gündemlerle şaşkına dönen kafamda deli sorularla boğuşurken ,onun yazılarıyla aydınlanmaya ne kadar ihtiyacım –ihtiyacımız olduğunu bir kere daha anlıyorum. Ne demişti ;
“Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.”
O bizi bilgilendirmek için tuşlara basarken bir top karanfil oldu göğe savruldu.. Şimdi ne zaman bir karanfil görsem, ne zaman “Yiğidim aslanım burda yatıyor” u işitsem gözlerim doluyor, keşke diyorum, keşke…
“Ben Atatürkçüyüm, ben, cumhuriyetçiyim, ben lâikim, ben antiemperyalistim, ben tam bağımsız Türkiye’den yanayım, ben insan hakları savunucuyum, ben terörün karşısındayım; ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Dün sabaha değin araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. Öyleyse vurun, parçalayın. Her parçamdan benim gibiler beni aşacaklar doğacaktır.”
Yazacak , söyleyecek çok şey var ama ne yapsam duygularımı tam anlatamayacağımı hissediyorum. Hasan Hüseyin ‘in sözleriyle veda edeyim size;
hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana ..
…
sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
…
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kör olasın demiyorum
kör olma da gör beni
..
Adaletin yerini bulduğu, güzel aydınlık günler umuduyla, sol yanımızı hep diri tutalım.
Benim Küçük Dostlarım-Halide Nusret Zorlutuna
Panama yayıncılık- Anı
11TL- 160 sayfa
Boğaziçi’nde Balık- Gündüz Vassaf
Kara Karga Yayınları- Roman
20 TL -200 sayfa
Et Pazarı-LauriePenny
Palet yayıncılık- Feminizm
16TL- 108 Sayfa
Dünyanın Istırabı Üzerine-Arthur Scopenhauer
Kafka Yayınevi- Felsefe
16,5 TL 172 sayfa
Gerçekleri Arşiv Yazar-Bilal Ak
Kırmızı Kedi Yayınevi-İnceleme
26,5 TL – 360 sayfa
Kangal Fıkraları-Hüseyin Çılga
Post Yayıncılık- Gülmece
18TL- 176 sayfa
Kaos ve Belirsizlik –ImmanuelWallerstein
Kopernik kitap- Sosyoloji
20 TL- 192 sayfa
Komünist Beyannamesi-Şefik Hüsnü
Altıkırkbeş Yayınları-Yakın Tarih
12TL – 80 sayfa
Sonluluk Üzerine- GünterGrass
Kırmızı Kedi Yayınları-Deneme
40 TL- 172 sayfa
Tanzimat ve Bulgar Meselesi-Halil İnalcık
Kronik Kitap- Tarih
20 TL -208 sayfa
































