Türkav Mehmet Akif’i Unutmadı!..
Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma Ve Dayanışma Vakfı (TÜRKAV) Fethiye Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri ve Başkan Aydın YILMAZ vefatının 78. Yılında İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif ERSOY’u unutmadılar. Vakıf binasında yapılan basın açıklamasına Başkan Aydın YILMAZ, Yönetim Kurulu üyeleri Mehmet UĞUR, İsmail AYDIN, Fatih AKIN, Aziz KESKİN ve Yaşar ÇAVDAR katıldı.
Başkan YILMAZ yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Mehmet Âkif Ersoy 20 Aralık 1873’te İstanbul’da, Fatih ilçesi Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. 27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul’da, Beyoğlu’ndaki Mısır Apartmanı’nda vefat etti, Edirnekapı Şehitliğinde yatmaktadır. En önemli iki eseri İstiklal Marşı ve şiirlerini yedi kitap halinde topladığı Safahat’tır. Mehmet Akif, milletimizin tarih boyunca özgürlük içinde yaşadığını, hiçbir zaman esareti ve köleliği kabul etmediğini ve etmeyeceğini çok iyi bilmektedir. Gerçek de öyledir. En az 3000 yıllık tarihimiz göz önüne alındığında aziz milletimiz, 16’sı büyük olmak üzere, 120 devlet kurmuş ve hiçbir zaman devletsiz yaşamamıştır. O günün koşullarında tek bağımsız Türk devleti, hatta tek bağımsız İslam devleti Osmanlı yıkılsa da, yerine mutlaka yeni bir devlet kurulacaktır. Âkif’teki inanç ve mücadele azmi, bu temel düşünceden kaynaklanmaktadır. Mehmet Âkif, MANDACI bir aydın değildir. O, halkıyla bütünleşen bir aydındır. O, feraset ve akıl sahibi bir aydındır. O, İttihat Terakki Cemiyeti’nin üyelik andını değiştiren, dürüst ve samimi vatanperver seçkin bir insandır. Mehmet Âkif; aklı şaşmayan, nefsine uymayan, ‘ben’ demeyen, ‘biz’ diyebilen, aydın bir insan idi. Mehmet Âkif, dünyevî her türlü hırs ve arzulardan kendini kurtaramamış, düzeysiz ve menfaatperest siyasetçilerden, yaşadığı dönem içinde, hep nefret etmiş; “insan olma şuuru içinde yaşayan” âlim, ârif ve mütefekkir bir insandı. Her adımında, her konuşmasında, her tavrında Allah rızasını ve ahiret sorgusunu samimiyetle idrak eden fikir dünyası çok zengin bir aydındı. Yaşadığı dönemdeki siyasetçilerin tamamına yakınından daha çok siyasî bilgi ve güce sahip bulunmasına rağmen; böbürlenmeyen, kibirlenmeyen; müdür, vekil, bakan ve başbakan olma gayreti içinde en yakın arkadaşlarını satma gayreti içinde bulunmayan yüksek kişiliğe sahip mümtaz bir insandı. ATATÜRK, Mehmet Âkif’i sever ve ona yüksek bir saygı gösterir. Âkif de, bu sevgi ve saygının bir nişanesi olarak ATATÜRK’ün ricası üzerine Kur’an-ı Kerim’in Türkçe tercümesine hem Türkiye’de hem Mısır’da yıllar boyu devam eder. 1936 Haziran ayında Türkiye’ye dönerken, yakın bulduğu İhsan Efendi adlı Yozgatlı bir arkadaşına Türkçe tercümeyi bırakır. Mehmet Âkif, 1936 Haziran ayından sonra, hastalığından dolayı, bir daha Mısır’a dönemez; 27 Aralık 1936 tarihinde, saat 19.45’te vefat eder. Vefat haberi, kimseye verilmez. Bir tıp öğrencisi, tesadüfen Âkif’in vefat ettiğini öğrenir; fakülteye döner ve arkadaşlarına haber verir. İstiklâl Marşı’mızın şairinin vefatı olan bu günde, bütün gazi ve şehitlerimizi; ATATÜRK, Mehmet Âkif gibi devletimize ve milletimize hizmet etmiş bütün büyüklerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.”dedi






















