25 Şubat 2014 günü hayatını kaybeden Ressam, Şair Şükran Akannaç ölümünün 1. Yıldönümünde yine sevenleri tarafından anılacak. Fetav öncülüğünde hazırlanan etkinlik 28 Şubat Cumartesi günü gerçekleştirilecek.
FBKM etkinlikleri kapsamında yapılacak olan anma gününe Huzurevi, Fethiye Belediyesi, Add, Ressamlar Derneği, Kırçiçekleri Derneği ve diğer sivil toplum kuruluşları destek veriyor.
Şükran Akannaç Kimdir?
Araştırmacı Yazar Ünal Şöhret Dirlik’in Anlatımıyla Şükran Akannaç; Fethiyelidir. Kısaca anlatacak olursak: Girit’ten aşağı yukarı 150 yıl önce Fethiye’ye göç etmiş Saatcı Hasan Efendi’nin dört oğlundan birinin kızıdır. Hasan Efendi’nin Ali Ulvi, Mustafa, Mehmet ve İbrahim isimli dört oğlu ve Kadriye isimli bir kızı vardır. Bu oğullardan Ali Ulvi Bey Rodos’ta tahsil görür ve I. Dünya Savaşında askere yedek Subay olarak katılır, çeşitli cephelerde savaşır, yara alır,en son Çanakkale’de savaşırken kulakları sağır olur. O zamanın kanunlarına göre askerlikte yararlığı görülen zabitler çeşitli geri hizmetlerde görevlendirirlermiş. Ali Ulvi Bey de önce Kaya’da, daha sonra da Kestep’te (Eşen)Nahiye Müdürlüğü yapmıştır.Muğlalı araştırmacı yazar Ünal Türkeş’in yazdığı Muğla Tarihi’nde; Kuvayı Milliye’ye büyük yardımlarda bulunduğu kaydedilmektedir.Ayrıca;dağlara çıkanlarla çok iyi diyalog içinde bulunduğu, pek çoğunu düze inerek hükümet kuvvetlerine katılmaya ikna ettiği anlatılmaktadır.Bu cesaretinden dolayı köylülerin kendisine Sağır Efe dedikleri tespit ettim.. Daha önceden tanıdığı Dalaman Çiftliği’ndeki sorumluyu ziyarete gittiği bir gün orada yöneticinin İstanbul’dan gelen yeğeni Fatma Hanım’ı görür ve daha sonra bu kıza talip olur.Babasının karşı koymasına rağmen bu hanımla evlenir, bir müddet sonra da İstanbul’a taşınır.Orada saatcılık yapar.1928 yılında bir kız evlatları dünyaya gelir.Adını Şükran koyarlar.Soyadı kanunu çıktığı zaman Ali Ulvi Bey Akannaç soyadını alır.Eğer Fethiye’de kalsaydı bütün kardeşleri gibi o da Saatcı soyadını alacaktı. Şükran Akannaç; Çamlıca Kız Kız Lisesini ve Güzel sanatlar Akademisi’ni bitirdi. İstanbul Belediyesi’nde Teknik Ressam, Kara Yolları, Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Darülâceze, ve Yardım Severler Derneklerinde aktif olarak görev aldı. Edebiyata ve şiire karşı olan sevgisi onu Babıâli’ye çekmiştir. Varlık Yayınevi’nde Yaşar Nabi Nayır’ın yanında uzunca bir zaaman düzeltmenlik yaptı. 1973 yılında Bursa’ya yerleşen Şükran Akannaç, İller Bankasında Teknik Ressam olarak çalışırken Palyaço ve Çınar Ağacı isimli şiir kitaplarını yayınladı. Bursa’daki gazetelerde köşe yazarlığı yapan Akannaç’ın Hasret isimli şiirini besteleyip okuyan Tanju Okan; bu şarkıyla 1970 yılında Altın Plak almıştır. Çocukken ve genç kızlığında birer defa geldiği Fethiye’de yaşamak onda bir özlem haline gelmiş ve 1998 yılında bir gün “ver elini Fethiye” deyip ata yurduna çıkıp gelmiştir.Önce sıkıntılı günler yaşayan şükran Akannaç, çevreyi, daha sonra da çok yakın akrabaları olan Saatcı’ları tanımış, Fethiye’yi ve Fethiyelileri çok sevmiştir. Tam bir “İstanbul Hanımefendisi” kişiliği, şiirleri, resimleri ile Palyaço’nun ikinci baskısıyla, Körfez Savaşı sırasında yazdığı Güvercin Kanı isimli eseriyle Fetav Kültür Komisyonunda bize çalışma şevki aşılamasıyla daha da tanıma fırsatı bulduk. Fethiyeli ressam hanımlarla olan çalışmalarını gıpta ve sevgi ile izledik. Bursa’da yazdığı köşe yazılarını kitap haline getirme görevini bana verdiği zaman çok sevindim “Yaşamı Duyumsadığımız Oranda Varız”isimli güzel eseri için de onu ayrıca kutluyorum. Biz ona çok şeyler borçluyuz.Onu Çok seviyoruz. Şükran Teyze sen çok yaşa !
Araştırmacı Yazar Ünal Şöhret Dirlik
Haber: Erkan İLİK-Mustafa Alagöz
























