SEKİ YAYLASI…
Bizde Sivri Zekalı çoktur.
Başka şeyler demek lazım ama şimdi uygun düşmez…
Karadeniz’e atsan, koca denizi doldururlar.
Seki Güreşleri veya Seki Yaylası Güreşleri demek varken,
Yıllardır da bu şekilde anılırken…
Ne demek oluyor şimdi Seki Kırkpınar Güreşleri?
Seki’ nin Kırkpınar ile alakası ne?
Seki Güreşleri…
Veya Seki Yaylası Güreşleri, demek yeterli değil mi?..
**********
K. Hakkı Arıkan amca, “Türkiye’nin çok yerini gezdim.
Seki kadar yayla özelliği taşıyan yer görmedim.
Seki, oksijeni bol bir yayla” derdi.
Doğrudur…
Doğrudur da, biz Seki’ ye yeni bir güzellik ilave etmiyoruz ki.
Var olanları yok etmekle meşgulüz.
Bir çayırı vardı…
Tuttuk, önce o çayırı betonladık.
Betonlamaya da devam ediyoruz.
Yaylalar meraları ile vardır, yeşil alanları ile vardır.
Çayırı parselleyip satmak, hangi akla hizmet etmekse..?
Antalya yolundan Seki yoluna saptığımızda, bir güzel ova yolundan giderek Seki’ye varıyorduk.
Şimdi o Ova Yolunun iki yanı da plansız projesiz evlerle dolmakta.
Adım adım geliyor eski Sahil Patlangıç Mahallesi yolu…
Yolun dibine ev yapılır mı..?
Biz yaparız.
Mümkün değil belki ama,
Hele o yolun iki yanı da bir ağaçlandırılabilse…
Tadından yenir mi sanki!
Karabel’e bir de tünel yapılır ve yolumuz kısalırsa, sen o zaman bak Seki Yaylasına…
**********
Vatandaş bilmem nereden Seki’ye gelmiş.
Sakin bir yerde oturup, bir bardak çay içecek.
Çevresine bakınacak.
Yaylanın serin havasını soluyacak.
Dinlenecek, kafasını dinleyecek.
Ama ne mümkün…
Seki’ nin merkezi adeta otopark.
Araçlar, gelip üstüne çıkacak.
Her an tetikte olman lazım.
Böyle yayla olur mu?
Şu şerbetçiler için uygun bir yerleşim planlansa…
Kullandıkları masa sandalyeler, daha iyileştirilse…
Esnaf, işyerinin ama içine, ama dışına bir çeki düzen verse…
Meydan şöyle bir nefes alsa…
İnsanlar da şöyle bir rahat etse…
Daha iyi olmaz mı dersiniz..?
Bir de şu mermerciler,
Buldukları tepeyi cavlak çıkarmasalar…
Haydi bakalım Seydikemer Belediyesi.
Köylülüğü aşabilecek miyiz..?





















