SAÇI BAŞI AĞARDI GİTTİ AMA…
Hala akıllanmadı.
Yeni dönem TBMM üyeleri arasında bir “yüz metre” koşusu düzenlense, birinciliği kesin, Deniz Baykal kazanır…
Baksanıza; Cumhurbaşkanı kendisini arar aramaz soluğu görüşme yerinde almış.
(Bize kalırsa, cumhurbaşkanı O’ nu aramamıştır. O, kendisini aratmıştır)
Eh be Deniz Baykal, senin, CHP’ sini bu kadar zor durumda bırakmaya ne hakkın var.
Kuyudan adam çıkardın, bu günlere geldik. Şimdi de AKP’ yi mi çıkaracaksın kuyudan.
Sen kime hizmet veriyorsun birader!
Bir gün akıllandığını görür müyüz acaba..?
**********
Koalisyon için bazı çakalların yaptığı dayatmalara bakılırsa…
(Bunların içinde Deniz Baykal başta olmak üzere bazı süper zeka CHP’ liler de var…)
Akıllarında; CHP’ sine, AKP ile ortak hükümet kurdurarak, CHP’ ni “kuyuya itme” projesi var.
AKP, yıllar yılı devleti ve toplumu çökertti.
Bizi sömürge halkı yaptı.
Şimdi bunların faturasını CHP’ ne kesmek istiyorlar.
AFORİZMALAR
Yazar Ferit Edgü,
“Cehaletin sınırları sonsuzdur. Bilgeliğinki sınırlıdır” demiş ve “cahil” üzerine bir dizi özdeyişten oluşan kitap yazmış.
Bazılarını paylaşalım, çok güzeller:
Cahil, kendisine bir şey öğretmeye kalkandan nefret eder.
Cahilin gölgeleri de cahildir.
Cahil, yolunu bulur. Ama yürüdüğü yolu değil.
Cahili yanlış yaptığına kimse inandıramaz.
Cahile övgü yazan çok olur.
Cahilin ağzı yalan kokar.
Cahiller yarışsaydı binlerce birinci çıkardı.
Cahilin aklı parada, öbür aklı gene paradadır.
Cahil çok medyatiktir.
Cahil alkışlanmadığında bozuk çalar.
Cahilin gözü doymaz.
Cahil sultanın bilge veziri olmaz.
Cahilin en sevdiği bayram kurban bayramıdır.
İMTİYAZSIZ SINIFSIZ BİR MİLLETİZ DERKEN…
Geldiğimiz yere bak!
Haydi bakalım çiçeği burnunda milletvekilleri.
Mazbatanızı aldınız, TBMM’ nin kapısından içeri girdiniz.
Bundan sonra size karada ölüm yok.
Sırtınız yere gelmez artık.
Bundan sonra size biz bakacağız.
Tanrı hepinize uzun ömürler versin ama bundan sonra ölünceye kadar bizdensiniz…
Bu ülkede en sonunda milletvekilliğini “ayrıcalıklı, imtiyazlı bir iş” haline getirdik.
Ülkede yavaş yavaş imtiyazlı bir grup oluşturmayı başardık.
Orhan Veli’ nin; bir şiirinde
“Bedava yaşıyoruz, bedava
Hava bedava, su bedava, bulut bedava”
Dediği gibi…
Milletvekillerini, ülkede bedava yaşatmayı becerdik.
Bize hemen; “aldığımız maaş yetmiyor ki” diyeceksiniz değil mi?
Maaş da ne ki?
Diğer ekonomik ve sosyal olanaklara, ekstralara bakınca…
Sağlanan bu artıların yanında maaş, devede kulak kalır.
Milletvekillerine bu olanakları tanıdığımıza göre:
Ülkemizde politika üst düzeylerde yapılsa bari…
Sorumluluk üstlenebilseler…
Bilgi ve kültürel bakımdan donanımlı hale gelebilseler…
Entelektüel yönlerini güçlendirebilseler…
Haydi bakalım:
Devleti borç batağına sürükleyen politikaları önlemeye çalışınız.
Toplumda safsatanın değil, akıl ve bilimin öne çıkmasına çalışınız.
Zengini daha zengin, fakiri de daha fakir eden politikaları önlemeye çalışınız.
YEREL GAZETELERDE BİR HABER:
İlçe Müftülüğünün isteği üzerine, Halk Eğitim Merkezinin düzenlediği “ 4-6 yaş arası Çocuk Eğitim Kursunu” bitiren anneler, diplomalarını almışlar.
Kursta; bu yaştaki çocuklara, Kur’an nasıl öğretilir konusu da işlenmiş.
Olan işe bak…
Sanki yetişkinlerimiz Kur’anı öğrendi de, sıra bu yaştaki çocuklara geldi…
Bağda bahçede, sokakta arkadaşlarıyla bol bol oyun oynaması gereken çocuklara “Arapça” öğretecekler…
Çocuklarımızın yakasını bırakmayı bir öğrenebilsek…
Tanrı bize ne zaman, az da olsa akıl fikir verir acaba..?
Şuradan bir kez daha ilan ediyorum:
Biz, inancımızı ana dilimiz Türkçe ile yaşamayı, ibadetimizi ana dilimizle yapmayı başaramadığımız sürece, sırtımız yerden kalkmaz..!
Akıllanmayız da..!





















