PARA NELERİ SATIN ALIR NELERE ULAŞAMAZ
Ne yazık ki; ülkemiz bir kez daha ve çok derin etkileri olacak kasırgaların ikliminde azap çekiyor. Para hırsının, çocukluktan itibaren bilinçaltına sinmiş tatminsizliklerin ve yarışma dürtüsünün etkisi altında kalan yöneten ve yönetilenlerce, yurdumuz yine hırs, kin ve intikam duyguları ile harmanlanıyor. Pek çok gelişmemiş ülke, muhteşem gelişmeler kaydederken, Anadolu toprakları bir kez daha enerji yitiriyor, acı çekerek huzuru arıyor.
Şâhname’nin üstadı Firdevsî’nin bir sözü dilime pelesenk olmuştur uzun yıllar boyunca. “ Yeryüzündeki ıstırapların çoğu, aza kanaat etmemekten doğar. “
Dün, yine gençliğimin mirası, sararmış eprimiş sayfalarımın arasındaydım, bir not ilişti gözüme. Kaynağını belirtmemişim, yazdığım zamanı da. Ama; kanaatimce, günümüze ışık tutan, pırıl pırıl bir zeka ve ahlâkın ürünü bu sözler.
***
“ Paranın iki kişiliği vardır. Birincisi; para bir değiş tokuş aracıdır. Para verip, giyecek, içecek, ev bark, hatta sağlık satın alabilirsiniz. İkincisi; gelecek korkunuzu yenersiniz. Yaşlılığımda çaresiz, muhtaç perişan kalmam, çünkü, kötü gün paramı ayırdım dersiniz.
Ama; para ötesi, para üstü bir konu daha vardır. Bunu parayla satın alamazsınız. Bunun adı; zevk ve keyiftir. Zevk almak, keyif almak ve keyif duymak, ancak, kültür ile mümkündür.
Resimden zevk almak için sergiler bedava. Müzik, kaset ve diskler üç otuz para. Ayrıca, konserler pahalı değil. Tiyatrolar hamburger fiyatına. Aşk ve sevgi zaten bedelsiz.
Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız, güneşi kaç paraya batırabilirsiniz? Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir? Kalenizle, bedavaya şah çekebilirsiniz.
Yaşlılığınız için biriktireceğiniz kötü gün parası kadar, belki ondan da önemli olan bu zevkler, bu mutluluklardır. Bunlara sahip olmak, ancak keyif alma kültürü ile mümkündür. Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar bu kültürü edinmeye de emek vermek gerekir.
Unutulmamalıdır ki; yaşlılık, yaşamdan zevk alamamak veya zevk almayı başkalarına bırakmaktır. “
Firdevsî ile başladığım yazımın finalini ünlü düşünür Paskal’a bırakayım. Otuz dokuz yıllık kısacık ömrüne, akla zarar matematik, fizik ve felsefe eserleri bırakan deha bize kendi yarattığımız engellere karşı ne güzel yol gösteriyor; “ Duvar ne kadar yüksek olursa olsun, gökyüzü daha yüksektir. “



















