ÖNCE BOĞAZA SARILMA EL HAREKETİ VE SONRASINDA DA SÖZDE SAYGI – DAVUT FEN
Komşuluk ilişkileri, düz bir çizgi doğrultusuğunda hiç olmamıştır. Bu, tarihsel boyutta, devletlerarasında da; yaşanılan köyde, kentte de öyledir. Bu hale kimse de şaşkınlık göstermez. İlişkilerin, geçen zaman içinde
kötüleştiği dönemler olduğu gibi o gidişatın tersi yönünde olan dönemler de olur.
O konuda başat nedensellik özel mülkiyet sahipliği konusunda yaşanır. Kırsaldaki sınır uyuşmazlığı türü belli başlı çatışma ve gerilime kaynaklık eder.
Bir zaman önce iki komşu sorunsuz yaşayıp gitmişlerdir. Bir tarihte de komşulardan biri mülkünü satmayı yeğlemiştir. Orayı alan yeni kişi de yanındaki komşusuyla sorunsuz yaşamıştır. O özel mülk üçüncü kez el değiştirdiğinde ise gidişatın seyri de değişivermiştir. Yeni mülk sahipleri bu kez Göçebe-Roman birileri olmuşlardır. Arada dik bir sokak vardır. O sokak gerisi olduğu gibi aynı tür kişilerdirler. Berikilerle pek ilişkileri de zaten olmaz. Onlarda kendi aralarında sıkça mülk alım satımı yaparlar. Beri yandakiler, uzun yıllar tapu sorunu yaşamışlar, işi yargıya kadar götürmüşlerse de işleri hep sarpa sarmış, sonuçta da yerin kaydı hazine adına çıkarılmayla noktalanmıştır. O yerde oturan aile, bu kez, ecrimin ödemekle yükümlü kılınmıştır. Komşuları olan Roman aile ise tekin durmayıp sınırları tanımaz hareketler sergiler. Bir yanıyla yerel yönetimle ilişkili iş boyutuyla ileri gitmeyi de yeğler. Kendileri için bir alan açmaya bile kalkışırlar. İlişkiler bozulmuştur.
Ailenin, yasa, yönetmelik bilen önde gelen bir üyesi(!)vardır. O kişi, her nasılsa, işleri yoluna sokmayı başarır; mesleki iş alanı o boyut olan bir arkadaşının yönlendirmesi ve desteği ile tapu sorunlarının üstesinden gelmiştir. Uyanık geçinen komşularıyla aralarındaki o anlaşmazlık konusu olan yere de geçit vermeyen bir toprak yığını döktürür.Bu Roman ailenin hiç işine gelmemiştir. Bozum olmalarının ötesinde bir tepki gösterirler. İleri geri söylenir, bağırır, çağırırlar. Yanına yöresine sokulup varan komşu hane üyesine de serteliverirler. El kol hareketi yaparlar. Daha da ileri giderek boğaza sarılma gibi hareketlerde bulunulur. Komşu hane üyesi(!) ise özgüveniyle orada yer alır; soğukkanlılığını korur. Ötekisi ise iyice diklenir, aklı sıra ille de gözdağı vermeye yönelir; öfkesi burnunda, kendince efelenir. Beriki aile üyesi, Roman komşularının, geçmişte beton direklere gerilmiş tel örgü çitlerini, iş makinesiyle yıkıp geçmiş olmasına zaten öteden beri bozum olageldiğinden, karşısındaki kişiye iyi bir ders vermekten yanadır. Avlu tel örgülerini yıkmış olan, ikide bir yüksek perdeden diklenerek efelenen komşusunun o hareketinin hoşgörü sınırlarını çok aştığı yargısına varır. Telefon ederek, kolluk güçlerine başvurur; Jandarma çağırır. Gelen Jandarma ekibi, kişi alıp götürme yerine, arayı bulmaya yönelir; tutanağını da öyle düzenler. Yakınıcı aile üyesi de bu hareketi onaylar. Karşıt kişiye el uzatır, toka yapar. Yakınılan kişi, başına iş almamak için, Jandarmalar yanında, ben bir şey demedim, sözlerini yineler durur. Kendinden büyük komşunun, öpmek için ellerine sarılır. Efelenmesi, bayram önü günü o dakika son bulmuştur. Efendim, bu kısa öykü, boğaza sarılma hareketinin, sözde de olsa el öpme hareketine dönüşmesini dile getirmek için yazıya dökülmüştür.
Daha da ötesi, amaç olarak, soğukkanlılıkla akıl yürütmenin önemine parmak basmayı örneklemeyi(!) hedefler.
İyi haftalar…
Not: Hareket bendeniz yazarınıza yapılmıştır. Biz de kendimize yakışanı yapmışızdır.





















