On yedi mayıs Pazar günü,güzel bir bahar sabahında, dolmuşlarımız MORTIRNAKLAR grubuyla beni Sultan Pastanesinin önünden alıp da AKDAĞLAR ın zirvesine gitmek için harekat ettiğinde içimi tarifi imkansız bir heyecan kaplamıştı Ne de olsa gideceğimiz yerlerde yazları çocukluğumda çobanlık yapmıştım.Güzel bir yolculuktan sonra yaya yürüme noktasına bizleri bıraktı.Orman yolundan dağa tırmanma yeri olan patika yol uzun süre kullanılmadığından nerdeyse kaybolmaya yüz tutmuştu.”MORTIRNAKLAR”adlı yürüyüş grubunun değerli üyelerine bugün rehberlik yapacaktım.Önce dağa tırmanış işinin zorluğundan biraz bahsettim..Acele işimizin olmadığını ,tırmanışın sabır gerektiren bir spor olduğunu belirtip beni takip etmelerini söyledim. Açıkçası belli etmesem de grubu böyle bir maceraya başlatmanın ağır sorumluluğunu omuzlarımda hissediyordum. Gerçi bu etabın zorluğunu önceden söylemiştim .Bir zamanlar köylülerin göç yolu olarak kullandığı patika yol artık kullanılmadığı için yok olmaya yüz tutmuştu. İlk adımla birlikte dağın serin mis gibi çam havası ciğerlerimize dolmaya başlamıştı. Kızıl çam ağaçlarının arasından yavaşça tırmanırken ilk yorgunluklarda hissedilmeye başlamıştı.İlk seyir tepesine varıp güzel manzarayla kısa bir mola verdik.Artık kızıl çam ağaçlarının yerini kısa iğneli akçamlar almaya başlamıştı.Sedir ağaçları da birer ikişer boy göstermeye başlamıştı.Bu ara “KARAMUVAR” suyu da buz gibi kar suyu ile bizi selamladı.Biz de kana kana suyunda içerek selamına karşılık verdik.Yavaş yavaş asırlık sedir ağaçlarının arasında kısa molalarla dağın üst kısmındaki açık alana varınca karşımızda muhteşem bir manzara bizi bekliyordu.Bu an fotoğraflara yansımalıydı.Öyle de oldu bol bol fotoğraflar çekildi.Tabii daha ne kadar kaldı zirveye soruları da peş peşe gelmeye başlamıştı.Kolay değildi buraya kadar çıkmak .Öyle ki grubun içinde her yaştan insan vardı.Ben de biraz sabır tavsiye ederek az kaldığını beyan ediyordum. Artık ardıç ağaçları da geride kalarak uzaktan dağın ağaçsız beyaz taşlık bölümüne ulaşıp tırmanmaya devam ederek çocukluğumda yurt kurduğumuz yere yaklaştığımızda oranın karla kaplı olduğunu görünce biraz aşağıdaki SIĞIR EĞREĞİ diye adlandırdığımız yere uzun yemek ve dinlenme molası verince herkes olduğu yere yığılıvermişti yorgunluktan. Bir saat moladan sonra üçüncü etap olan DÖRTDİLİM tepesine isteyenlerin çıkacağını ,yorgun olanların burada kalarak dinlenmeye devam edebileceğini söyleyerek tekrar yola koyulduk.Grubun bir kısmını geride bırakarak yavaş yavaş patikanın,izleğin olmadığı tamamen taşlık bir yerden son zirveye doğru tırmanıyorduk.DÖRTDİLİM tepesine vardığımız da ayağımızın dermanı tükenmeye yüz tutmuştu.Ama değerdi o ne muhteşem, görülmeye değer manzaraydı YARABBİ.. 2450 rakımlı zirve manzarasıyla adeta bizi büyülemişti. Bir yanda daha kar yüklü AKDAĞIN diğer zirveleri ,bir yanda karşıda BABADAĞ ve MENDOS DAĞI İki dağın arasındaki geniş vadide dağılmış köyler..MORTIRNAKLAR ekibi zirvenin keyfini keyfince çıkarabilirdi artık öylede oldu .Fotoğraflar ,fotoğraflar…ÇAĞILMUVAR karın altından henüz çıkamamıştı.1951 yılında Pakistan Hava Kuvvetlerine ait bir askeri nakliye uçağının dağa çarptığı yer karşımızda duruyordu . Yarım saat zirve keyfinden sonra inişe geçerek bir grupla karı biraz açılmış EKİZCE YAYLASI dediğimiz köylülerin çadır kurup üç ay yayla havası aldığı yurtluk yerine uğradık .Kırk yıl önce suyunu içtiğim çeşme yine şırıl şırıl akıyordu.İlkokul dördüncü sınıftan ortaokul son sınıfına kadar yazları büyüklerle birlikte gittiğim bu yaylada anılarım depreşmişti .Artık o büyükler bu dünyadan ayrılmış on yaşlarında çocuk olan ben de elliye merdiven dayamıştım.Gelenlerle bir yandan hala kırk yıl önce olduğu gibi şırıl şırıl akan çeşmenin temiz buz gibi suyundan içtik bir yandan gelenlere yanımda getirdiğim pekmezle kar şerbeti yaparak ikram ettim.Özellikle MORTIRNAKLARın kurucusu Yusuf CERAN Bey pek beğendi.Karların üzerinde yürüye yürüye diğer bıraktığımız arkadaşlarla beraber dönüşe geçtiğimizde herkes dönüşün kolay olacağını zannı içindeydi.Oysa işin aslı çıkış kadar olmasa da inişte kolay olmayacaktı.MORTIRNAKLAR ekibi tecrübe ede ede geldiğimiz yerden inişe başlamıştı.Minibüslerin bizi beklediği TEPEDİBİ’ne varışta ilk gelenle son gelen arasında kırk dakikadan fazla zaman oluşmuştu.Böyle zorlu çıkışı başaran MORTIRNAKLAR grubunu tebrik ederek kazasız belasız bir yürüyüş gerçekleştiği için ALLAHA şükrettim.MORTIRNAKLAR da böyle çok çook farklı bir gün yaşamalarına rehberlik ettiğim için teşekkür ettiler,alkışladılar.Şimdilik bu kadar daha nice güzel yürüyüşlerde görüşmek üzere…..
Yazan :HASAN GÜVENÇ
Fotoğraf: Yusuf CERAN


































