MORTIRNAKLAR BALBURADAN KELOĞLU DAĞLARINI GEÇTİ
Bizim işimiz sadece dağlarda bayırlarda yürümek değildir .Az bilinen yörelerimize gittiğimizde dağarcığımıza da bir şeyleri doldurmak gerek… Kalabalık şehirlerin daracık sokaklarına sıkışmış yaşama derdinde olan kentli insanlarımız icin, bu yörelerimizin doğal güzelliklerini ve kültürel özelliklerini taşımak gerek… Bu hafta bu görevi sevgili Mortırnakların Erol Amcasına verdik ama kibarca geri çevirdi iş başka kaldı yine …
Pazar sabahının ilk ışıklarını, doğayı yudumlar gibi Balbura Antik Kenti’nin girişinde buldu Mortırnaklar kendilerini…
Sözümüz var her gittiğimiz yerden size bir şeyler getirmeye…
Yoğun bir hafta olması nedeni ile bu yazı bu gün bu saatlere kaldı. Geçen pazar günü Mortırnakları Karaçulha yaylasındaki Balbura antik kentinden başlattım doğa yürüyüşüne uzun bir aradan sonra. Ara vermiş olmanın da etkisiyle zaten çok iyi olmayan kondisyonumuz antik kentin çıkışında kendini belli etmeye başladı. İlk molamız Börekçiler mahallesinde bir su başında . Geride kuşburnu toplayan sevgili eşim ve yanında ayva ağaçlarına dalan grupta bu molaya yetişdi.
Patlangıç kelimesi nereden, geliyor yada nedir ? Hiç merak ettiniz mi? Osman Erdem arkadaşımız Patlangıçın bir ağaç olduğunu bu ağaçtan yörüklerin oyuncak yaptığın bu ağacı göstererek kısa bir bilgi verdi Mortırnaklara.
Kısa molanın ardından göz ucuyla yukarılara baktığımda; Keloğlu dağlarının geçidi 1850m rakımda bizi bekliyor du. Tokmaklı mevkiine çıktığımızda kondisyonu düşük Mortırnaklar dan çoğunluğu kan ter içinde olanlar, yaylaların vazgeçilmezi pınarların başına atıyor kendini.
Tokmaklı mevkide bulunan plakasız ve eski bir avcı aracı ,arkçı Hüseyin hocam gözüne kestiriyor geri döne bilmek için. Keloğlu dağlarının eteklerindeki geçide geldiğimizde “Kuzu oğlak” düzlüğü karşılıyor bizleri. Keloğlu dağlarında kendisini göremediğimiz avcıya hep birlikte bağırıyoruz. Bize cevap bir iki tüfekten çıkan fişek sesi ulaşıyor. Avcı selamıymış.
Karaçayır mevkiinde öğle yemeği arası veriyoruz. Artık çıkış bitti 1400m rakımdan 1860m rakıma çıkmıştık hava açık ama serin yayla rüzgarları okşuyordu tüm vücudumuzu. Bir saat dinlenmenin ardından Yayla erken çıkmış mor çiğdemleri fotoğraflayarak ilerliyorduk yayla Eldirek mahallesine doğru. Yazdan kalma otların arasında yürüyerek geçtik……. Yaylasını. Ardıç ağaçlarının arasında altın gibi parlayan Yayla Patlangıç barajını seyreyleyerek bir mola daha veriyoruz .Osman Erdem arkadaşımızın aldığı selfi çubukla uğraştık biraz. Self çubuğuyla telefon konuşması gülerken, trekking bitişinde ki komik olaylar zincirinin habercisiydi sanki.
Orman yolundan patikaya saparak ilerledik biraz ,bir süre arkamızdan hiç gelmeyecek kişileri bekledik habersizce. Ne kötüdür insanların hayatında hiç gelmeyecek kişileri bilerek beklemesi. Umutsuzca, sabretmek . Umarım hiçbir arkadaşım bu durumda değildir dereken ,Telsiz sesi dinlenen Mortırnakların sessizliğini bozdu. Arkçımız Hüseyin hocam arkada kalanları orman yolundan köye doğru getiriyordu. Emirler köyünün girişindeki ağaçlar sonbaharın tüm renkleriyle bizi selamlayarak aldı bu köyün içine. Araçlarımızı Emirler mahallesine çağırarak içtik hazırladıkları sıcak çay ve kahveleri. Bu sırada Mustafa Serkan arkadaşımızla röportaj yaparken çantamdan düşen
telsizimi saklama ve işleteme olaylarını organize eden Osman bey ve Erdoğan beyi bir hafiye gibi izleyen Birant ablam ve Asım abimin gülüşüne; Osman ve Erdoğan arkadaşımızın düştüğü duruma kahkahalarla iki büklüm olan ve bu oyunu bozan eşime teşekkür ederim.
Bunları yazdım bilmenizi istedim. Bilmenizi istedim ki MORTIRNAKLAR daha nice böyle güzelliklere götürecek sizi. Sahip olduklarımızın değerini bilelim ve sahip çıkalım.
Yazan ve Fotoğraflayan
Mortırnaklar Rehberi
Yusuf CERAN





























