MORTIRNAKLAR AKDAĞLARDA
Hepimiz haftanın verdiği yorgunluğu ve stresi atmak, temiz hava almak, ciğerlerimizi temiz havayla doldurup arkadaşlarla hoş sohbetler etmek için kendimizi tabiat ananın kucağına atmak isteriz. Hayaller kurarız güzel bir hafta sonu geçirmek için. Akdağların sedir ağaçları ve şelaleleriyle bezenmiş eşsiz güzelliklerini keşfetmek, ağaçların Akdağların şefkatli kollarında bir bebek gibi sallanırken görmek hayali beni yine çok heyecanlandırdı.
Doğa benim için gerçekten tutkunun ötesinde bir şey. Hangi koşulda olursam olayım asla karşı koyamadığım bir sevda gibi. Bir hafta önce yürüyüşe katılamamanın bende yarattığı özlem dayanılmaz boyuta gelmiş olacak ki, gece doğru dürüst uyuyamadan yeni güne uyansam da öncesinde gittiğim ve hayran kaldığım sedir ağaçlarıyla çevrili Akdağlar-Paşabendi yürüyüşünü düşünmek, şelalelerin karşısında kar şerbeti yeme düşüncesi tüm uykusuzluğumu ve yorgunluğumu gidermeye yetti. Akşamdan hazırladığımız çantalarımızı alarak eşim ile birlikte sabahın erken saatlerinde düşüyoruz yola. Saatler 7.55’i gösterirken servisimiz geliyor. Kaptanımız her zamanki gibi çok dakik. Merkez Sultan Pastanesine ulaşıyoruz. Hava çok güzel, arkadaşlarımda öyle. Tüm grup üyeleri her zamanki gibi pozitif. Bu kadar güzelliklerin olduğu bir ortamda kötülükler barınabilir mi diye düşünüyorum. Mutlu oluyorum. Bu düşüncelerimi grup liderimizin düdük sesleri bozuyor. “ Araçlara binin” uyarısı geliyor. Bu gün 53 kişiyiz. Bize 3 araç eşlik ediyor. Araçlarımız hareket eder etmez uykusuzluğuma yenik düşüyorum biraz şekerleme yapmayı tercih ediyorum. Gözümü açtığımda Arsa köyüne geldiğimizi fark ediyorum. Aracımız yavaşlamış vaziyette ne oluyor diye etrafıma şaşkın gözlerle bakınırken orman işletmenin kestiği ve yollara düzensiz bırakılmış ağaçları görüyorum. Gruptaki erkek arkadaşlar örnek bir davranışa daha imza atıyorlar. İmece usulu yolu engelleyen ağaçları kaldırıyorlar. Öylesine güzel bir çalışma vardı ki burada. Bende kendimi tutamayıp bir kaç kare resim aldıktan sonra iniyorum aşağıya. Büyük kütükler olmasa da gücümün yettiğince küçük ağaçları temizliyorum. Yol açıldı. 3-4 km daha gittikten sonra yürüyüşümüzün start alacağı Kızılca gölcük’e geliyoruz. Bu günkü parkur çok güzel olmasına rağmen çok karışık değil. Bu nedenden dolayı olmalı ki grup liderimiz açıklama ve uyarı yapmaya gerek görmüyor. Her zamanki grubumuzun sevilen yüzü ve artçısı Hüseyin Özcan hocamız bugün yok. Mortırnaklar bir ilke daha imza atıyor ilk kez bir bayan arkadaşımız artçı oluyor. Bu görevi kabul eden arkadaşımız Bahriye hanım telsizini yanına alarak arkadaşların önden gitmesi için beklemede kalıyor. Yürüyüşümüz yavaş adımlarla start alıyor. Sedir ağaçları bu bölgenin güzelliğini adeta tescillemiş. Etrafımdaki güzelliklere bakmaktan konuşmaya fırsat bulamıyorum. Doğanın güzelliğini havanın güzel oluşu da tamamlıyor. Tam yürüme havası bu gün. Hep diyorum ya, doğa aşk gibidir. Sadece seversin. Sana neyi vereceğini ya da senden niye götüreceğini bilmeden… Yürüyüşümüz sorunsuz ve muhteşem geçiyor. Burası herkesin yürüyebileceği bir parkur. Son 200 metrede tırmanışa geçeceğiz. Ortalama 5 km. Yürüdükten sonra Akdağlarda yemek molası vereceğimiz yere ulaşıyoruz. Grup liderimizin bilgisi doğrultusunda önden giden birkaç arkadaşımız pişireceğimiz sucuklar için ateşi çoktan hazırlamışlar. Ateşi görünce açıktığımı hissediyorum. Karın, şelalelerin ve sucukların keyfini çıkartmak için ortalama 2,5 saat kadar yemek ve dinlenme molamız var. Akşamdan hazırlayıp folyolara sardığımız sucukları ateşte pişirerek afiyetle yiyoruz. Tabi her zamanki gibi çay keyfi. Bu arada poşetlere konulmuş kar dikkatimi çekiyor. Yemeğin üzerine tatlı niyetine bir bardak kar şerbetine de hayır diyemem doğrusu. Bardaklarımızı ve pekmezimizi yanımıza alarak ortalama 200 metre ilerde karın ve şelalelerin olduğu yöne doğru kısa bir yürüyüş yapıyoruz. Daha öncesinde şelalelerin coşkuyla aktığı her yerin suya doyduğu bu bölgede bu yıl suyun az olması beni biraz hüzünlendirse de, buranın güzelliklerini gölgede bırakamamış. Muhteşem bir manzara. Muhteşem bir ortam. Bazı grup üyesi arkadaşlar kendilerini karın coşkusuna bırakıp kartopu oynamayı tercih ederken bazıları şelalelerin doğduğu noktaya gitmeyi tercih ediyor. Birkaç grup üyesi arkadaş ise mayolarını giyerek kendilerini karın serin sularına bırakıyorlar. Bense 1900 metrede şelaleleri karşıma alarak karda oynayan arkadaşlarımı seyrederek bardağıma doldurduğum karın üzerine döktüğüm pekmezin damaklarımda bıraktığı hazza bırakıyorum kendimi. Damarlarımda dolaşan alkol misali yedikçe coşturdu beni. Kaç bardak yediğimi tam olarak sayamasam da. 2,5 saat boyunca bu güzel ikili (Kar+Pekmez) eşlik etti bana. Arkadaşlarımın kartopu savaşlarına kayıtsız kalamıyorum. İçimdeki yaramaz çocuk yine sahnede. Tutamıyorum kendimi. Başlıyorum kaymaya. Eşim tutuyor ellerimden bu bu coşkuyu birlikte yaşıyoruz. O kadar güzel o kadar nezih bir ortam var ki burada. Soluksuz kalmışım da nefes almış gibiyim. Termoslarımıza ve poşetlere doldurduğumuz karla birlikte mola yerimize dönüyoruz. Muhteşem ikiliyi yemeye devam ediyorum. Sohbetler karın üzerine dökülen pekmez misali koyulaşıp kaynaştıkça dostluklarda koyulaşıyor. Grup liderimizin düdük sesi dönüş vaktinin geldiğini söylüyor. Geldiğimiz rotayı takip ederek dönüş için ortalama 7,5 km daha yürüyoruz. Kırgıl mevkiine bitiş noktasına ulaşıyoruz. Bayan artçımızda üstlendiği görevi başarıyla tamamlıyor. Kaptanlarımızın hazırladığı çay ve kahveler bizi bekliyor. Kendimi çimenlere atıyorum. Eşimle birlikte içtiğim kahve bana günün bittiğinin işaretini veriyor.
Araçlarımıza binip eve dönüş yoluna geçtiğimizde tüm grup üyelerinin mutluluğunu görüyorum. Arkadaşlar hiçte yorulmuş gibi değiller. Araçlarda müziğin ritmine kendilerini kaptırdıklarını gözlemliyorum ve yaşadığım mutluluğa grup liderimiz ve aynı zamanda eşim olan Yusuf CERAN’ın da şahitlik etmesini istiyorum. Yeni yada eski tüm yürüyüş parkurlarıyla ilgili öncesinde saatlerce kroki incelemesi yapıp, sonrasında uydudan yaptığı çalışmaları doğada başarıyla uygulayarak sorunsuz biten yürüyüşler sonrasında grup liderinin duygularını merak ediyorum ve soruyorum kendisine. Sen mi çok mutlusun seninle birlikte yürüyen grup üyeleri mi diye. “Sizler bu güzelliklerin tadına bir kere varırken ben iki kez varıyorum, hem yürüyüş öncesinde çalışırken, hem de doğada bizzat yürüterek, doğa aşkı böyle bir şeydir ” cevabını veriyor. Bir kez daha anlıyorum, doğayı sevmek iki kez yaşamaktır.
Tabiat ananın bize sunduğu bu güzellikleri yaşamamıza vesile olan gerçek doğa dostu insanlara selam olsun. İyi ki varsınız, iyi ki bu güzellikleri bize yaşatıyorsunuz. Doğanın her geçen gün azalan güzellikleri gibi sizler de azalmaktayken ne kadar da şanslıyız ki bu güzellikleri yaşamamıza vesile oluyorsunuz. İyi ki yanı başımızdasınız. İyi ki yakınımızdasınız. İyi ki MORTIRNAKLARDAYIM.
Yazan: MORTIRNAKLAR GRUP ÜYESİ
Sevgi CERAN
FOTOĞRAFLAR: Sevgi-Yusuf CERAN




























