BİR BÖYYÜK ADAMIN SÖZÜ ÜZERİNE…
Bu memlekette “Özgürlük” denince,
“Dincilerin” her istediğini söyleyebilmesi anlaşılır.
Dincilerin istediği her şeyi yapabilmesi anlaşılır.
Hatta dincilerin, kendileri gibi düşünmeyenlere hakaret edebilme hakkının varlığı anlaşılır.
Hemen şunu özellikle vurgulamak isteriz ki, sözümüz “dincileredir”. Bir “hacı” babanın çocuğu olarak samimi bir şekilde inanan, ibadetini gözlerden ve gösterişten uzak bir şekilde yapan, inancının gereğini yerine getirdikten sonra gönül dinginliğine ve huzura eren “dindar” yurttaşlarımıza özellikle saygı duyuyorum.
Dinciler var ya dinciler, dini siyasete, ticarete, spora, aklınıza gelen her şeye bulaştıran bu dinciler var ya, bu milleti dinden imandan çıkaracaklar arkadaş. Korkmaya başladım…
Yazıyı, TBMM Başkanının ettiği “Boş söze” getirecektim ama, biraz uzattım sanki. Ne demiş bu İsmail Kahraman efendi? “Yeni Anayasada Laikliğe gerek yok. Dindar bir anayasa yapalım ” demiş. Bunlar hep böyledir. Önce bir şeylere gerek yok derler, sonra da kafalarındaki herzeyi getirir, yok ettiklerinin yerine koyarlar. Başkanın bir aşama sonra edeceği söz de şudur: Türkiye bir “İslam Cumhuriyetidir”
İsmail efendiye önce şunu söylemek isteriz ki, din anayasada, kağıtta kürekte olmaz. Din, insanın gönlünde, kalbinde olur bi defa.
Üniversite öğrencilerine türban serbestisi diyerek yola çıktılar, ana okuluna giden öğrenciden tutun, mahkemedeki yargıca kadar türban giydirdiler.
Bu işlerin hiç birisi bizim için sürpriz olmadı.
Çünkü bu işleri böyle yürütüyorlar…
Anayasa mahkemesi başkanı da, “ Türban üzerine verdiğimiz bir kararla, dinin toplumsal ve kamusal alanda görünürlüğüne olanak sağladık. “Özgürlükçü” laiklik anlayışını getirdik” diyor.
Bu böyyük sözün! Türkçesi şudur: Laikliği iç ettik. Laikliği kendimize benzettik.
Bunlar var ya, kendilerini cin gibi akıllı, halkımızı da aptal görüyor. Okulların tamamını İmam Hatip’e, Kamu Kurumlarını da mescide dönüştürdüler. Bunun adını da Özgürlükçü Laiklik koydular!
Hey yavrum hey!
Kamu görevlileri bi mecbur namaza gitmeye başladı beyim!
Sizin kafanızdaki özgürlük bu işte.
Yineliyorum: Bu memlekette din adına her şeyi söyleyip, yapabilirsin. Ama farklı düşüncede bir laf ettin mi başına gelmedik bela kalmaz. İş, öldürülmene kadar gider.
Adam, Alevi’ye hakaret eder. Ateiste hakaret eder. Cinsel tercihini farklı şekilde yaşayan vatandaşımıza hakaret eder. Kendi abuk subukluğu ortaya konunca da küplere biner.
Be adam! Adamın inandığından, inanmadığından, cinsel tercihinden sana ne? Sen elin şeyinin bekçisi misin? Senin yaptığının ille de en doğru olduğunu kim söylemiş?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, o kafayla Laikliğin önemini haliyle anlayamaz. Bu normal bir şey. Başkan, Laikliğin önemli olduğunu söyleseydi buna şaşmak gerekirdi.
Laikliğin, bu toplumun çimentosu olduğunu nereden bilecek başkan?
Laikliğin akıl olduğunu, bilim olduğunu, evrensel kültür olduğunu, hukuk ve demokrasi olduğunu, her türlü özgürlük olduğunu nereden bilecek başkan?
Vatandaşımızın ibadetin en iyisini, en sağlıklısını Laik toplum ve devlet düzeninde yapabildiğini, yapabileceğini nereden bilecek başkan.
Nüfusu bir buçuk milyarın üzerine çıkan “Müslüman dünyasının” niçin sömürge halkı olarak yaşadığını nereden bilecek başkan.
Şimdi İsmail başkan, bir ülkede laiklik olunca bak ne oluyor:
Yurttaşımız uyanıyor. Hanya’yı Konya’yı öğreniyor. Sorup sorgulamaya başlıyor. Karnını değil kafasını kullanıyor. Yine inanıyor, ama bilinçli inanıyor.
Sonra da şu oluyor:
Yurttaş, devletin ve toplumun soyulmasına izin vermiyor.
Yurttaş, devletin AKP Yandaşları Devleti olmasına izin vermiyor.
Yurttaş dağa taşa Kur’an Kursu, kamu kurumlarına mescit açılmasına, öğrencilerin denetimsiz yurtlarda, sözde öğrenci evlerinde kalmasına, beyinlerinin yıkanmasına izin vermiyor.
Yıllardan beri laikliği uygulamadığınız için bak ne olduk?
Bir Ortadoğu ülkesi, sömürge halkı olduk, çıktık. Olay budur. Olay budur ama senin kafa basar mı bilemem.
**********
Şair Osman Derin ne demiş?
***
Girmem dostun olmadığı meclise.
Ne cami ne havra ne de kilise.
Bu dayatmaların hepsi din ise
Yazın dinsizlerin başına beni
***
Dostun deryasına dalam kaybolam.
Kaybolam ki orda kendimi bulam.
Hayyam’ın elinde badesi olam.
Katmayın yobazın aşına beni.






















