MORTIRNAKLAR ADIM ADIM FETHİYE PATİKALARI
Memleketimin her köşesi güzeldir eminim ama herkese kendi doğup büyüdüğü yer bir başka güzel gelir. İşte Fethiye de bizim güzelimiz.Deniziyle,doğasıyla tarihi kalıntılarıyla meraklısını tatmin edecek zenginlikleri mevcut .Bir yılı aşkın süredir doğa yürüyüşlerine katılıyorum.İnsan gördüğü kadar zengini görmediği kadar da fukarası oluyor yaşadığı yerin.Gezdikçe gördükçe zenginleşiyorum .Bir yıl önce doğa yürüyüşü dendiğinde asla yapamam derdim.Aslında hep istediğim ama asla cesaret edemediğim bir etkinlikti.Gidip tamamlayamamak ve rezil olmak demeyeyim de grubu engellemek vardı işin ucunda. Nitekim bir teklifle kendimden emin olamadan katıldım ilk yürüyüşüme.O gün bu gündür devam ediyorum.Hayatımda verdiğim en isabetli kararlardan birisidir.
Kendimi çok ihmal ettiğimi ve neleri kaçırdığımı anlamama da vesile oldu bu yürüyüşler.Yaşam,: çalışmak ,kazanmak ve tüketmek değilmiş.Doğayı ve yaşadığım bölgeyi tanımak,yeni dostlar edinmek,rüzgarla savrulup yağmurla yıkanmak ,yazın yakıcı sıcağında kanyonların derin serinliğinde ,buz gibi suların sert akıntılarına direnmek bu yürüyüşlerin bana kazandırdıklarının sadece birkaçı.Sağlığım ve şartlar el verdiğince yürümeye devam edeceğim…..Hayırlısıyla deyip bu gün de düştük yollara.
Yürüyüş Kaya Köyünün Kınalı mahallesinden başlıyor.Toprak ana kış uykusundan uyanıyor yavaş yavaş.Papatyalar, anemonlar, çiğdemler renklendirmeye başlamış doğayı.Ormana dalıyoruz.Grup liderimiz Yusuf Ceran gruptan ayrılmamamız konusunda uyarıyor. Yürüyeceğimiz parkur sık kullanılan bir parkur değil o yüzden patikalar belirginliğini kaybetmiş.Takipte kalmak gerekse de gönlüm doyasıya fotoğraf çekmekten yana.Orman olabildiğince sık .Ağacıyla ,çalısıyla,yosunuyla yeşilin her tonunu besleyip büyütmüş. Yeni merakım için(Terrarium) uygun yosunlar,bitkiler ve taşlardan fazlasıyla var.Seçmekte zorlanırken kulağım da öndeki sesleri takip ediyor .
Bu gün artçımız Mehmet Selim Noyan.Artçı arkadaşlarımız her daim sorumluluklarının bilincinde. Malesef onları en çok yoran benim galiba.Fotoğraf çekmek bir yana ot ,çöp toplama merakım yüzünden grubun hep arkasındayım.Gruptan her koptuğumda artçılarımızın beklemede kaldığını görüyorum.Bundan sonra söz daha dikkatli olacağım.Sabırları için minnettarım.Biraz abartmış olmalıyım ,yüküm ağırlaştı.Arkadaşlar yükümü paylaşmak isteseler de merakımın bedelini onlara yüklemek istemedim.Yine de ısrar ediyorlar. Cansınız siz yaa,iyiki sizleri tanımışım…Hızlanmak lazım artık ama parkur dik zemin kaygan bir o kadar da keyefli en çok ta tam takatim bittiğinde öndekilerin mola verdiklerini görmek keyif veriyor.Bu her ne kadar mola gibi görünse de grup liderimizin arkayı bekleyip grubu toplama taktiği. Liderlik : Bilgi ,beceri,sabır ve anlayış işi ,yine de suistimal etmemek lazım.
Arkamız da kışın ağır ve soğuk yükünü üstünden atamamış dağlar; önümüzde baharın yeşilini çarşaf çarşaf üstüne örtmüş kenarını da zeytin ağaçlarıyla bordürlemiş geniş ve düz bir arazi .Meyveler ,çaylar çantalardan çıkarılıp paylaşıma açılmış.Azığın en azı bile paylaştıkça bereketlenip çoğalıyor.Dinlendik,soluklandık ağzımız tatlandı.Bedenlerimiz kalkıp yürümeye hazırlansalar da gönlümüz zeytin bordürlü yeşil çarşafın üstüne uzanıp göğün mavisini ruhun derinliklerinde yatan renklerle birleştirip rengarenk düşler görmek ister….Haçbel’deyiz .
Geçen yıl buraya farklı bir rotadan gelmiştik.Grup liderimiz ve yılmaz arkadaşımız sigarayı bırakma kararını verip son izmaritlerini defnettikleri çukur yeni kararlar bekler gibi üstü açık duruyordu ama maalesef ..Haçbel manastırının harabeye dönmüş kalıntılarının etrafında mola veriyoruz. İlgisizlik mi imkanların elvermeyişi mi bu ihmal edilmişlik? Yorulmuş olmalıyız enerjimizi yenileyecek kuru yemişler çıkıyor çantalardan. Fatma Vardar arkadaşımızın ikramı da bu yönde şifa oldu.Toparlanıp yemek molası vereceğimiz Turunç Pınarı’na doğru yol alıyoruz.Karşımız Çal Dağı altımız deniz.Pamuk pamuk bulutlar sarmış gök yüzünü.Başını yukarı kaldırıp kollarını açsan uçup gidecekmişsin gibi bir hafiflik hissi veriyor görüntü.Manzarayı karşımıza alıp yerleştik şimdi bir türkü dinlenir dedi yaşar arkadaşımız.Önce ruhumuzu sonra bedenlerimizi besledik sindire sindire.Sohbete dalmış zamanı unutmuşuz olmalıyız ki arkadaşlar toparlanıyoruz yavaş yavaş anonsuyla silkelendik.Önümüzde daha uzun bir yol var.Kalkmamız gerek artık. Bundan sonrası iniş. Patika taşlık.Birkaç gün önce yağan yağmurlar sebebiyle yosunlarla kaplı taşlar kayganlaşarak tehlike oluşturuyor üstüne üstlük yürüyüşü sarmaşıklar ve çalılar da epeyce zorlaştırıyor.Grup liderlerimizden Doğan yılmaz’ın bu sezon uygulamaya koyduğu bağırma seansları var.Bağır bağırabildiğin kadar.Önceleri denememiştim bu gün bende eşlik ettim iyiymiş hoşuma gitti.İlerliyoruz taşın başına oturmuş bir amcaya rastladık Eşeği de bağlamış az ileriye düşünüyor .
Merhaba amcam eşeği bağlamışsın ağaca, sen mi yoruldun eşek mi dedim. “Yok yorulmadım.Aha höteyi almış biri.Ağaç dikcemiş.Bene yalakları gazıve dediler emmeee gazılmayor ki .Altı hep gaya,daş, vazgeçtim ben de. Düşünüp duruyum netcemi “dedi
.-Yaa amcam dedim .Babamın bi foturafı varıdı.Seni böyle görünce rahmetli babam geldi aklıma. Bi foturafını çeksem, müsade edenmi bana dedim.Az bi düşündü.”Eee hadi çek madem” dedi. Gösderdim foturafı.”Yama da çıkmış” dedi.Olsun amcam.Yama da nolacamış.Yırtık bile moda oldu dedim. Güldü.”Keyfim yerine geldi “dedi ve ekledi.”Gazdırsın başkasına.Gazamacam ben bu yalakları.Bek eyi ettim.Foturafı da verdik dedi.Arada sırada şivemizi kullanmak bana iyi geliyor.
Ayrıldım amcamdan daoturup bol bol sohbet etmek isterdim.Patika bitmek üzere az sonra orman yolundayız rahatladık.Önümüze değil karşıya hatta çevremize doya doya bakabiliriz.Neredeyse boynum tutulmuş önüme bakmaktan.Orman yolu,tekrar patika derken Fethiye limanı göründü nihayet.Karagözlerde bir kafede oturup bir şeyler içeceğiz.Liman sakin .Mekanın içinden geçip küçük bir iskeleye oturduk.Ayaklarını denize daldırıp dinlendirenlerimiz de , sohbeti koyulaştıranlarımız da oldu .Bir yürüyüşü daha tamamladık kazasız belasız.Haftayı iple çekiyorum. Diyeceğim o ki kırgınlıkların, yıpranmışlıkların üstüne bir bulut örtüp, güneşi çağırabiliyorsan geleceğine, yaşamına anlam katacak değerlere açıksa kapın doğayı içeri al ve onu kucakla………
Burada bir notum olacak ben bu yazıya tüm günümü verdiysem.Bir kitap kaç günde yazılır? Tabi ki bu sorunun yanıtı yazarlarımızda saklı. Lütfen bütçeniz el verdiğince korsan yayınlara rağbet etmeyin. Takas edebilir ,ödünç verebilir hatta armağan edebilirsiniz.Kitaplığınızı zenginleştiren gıcır gıcır ve kokusunu kaybetmemiş bir kitap yalnızca egonuzu tatmin eder.
Bırakın çizilsin,bükülsünler sayfalarında başkalarının da parmak izleri olsun.Paylaşılmış kitap paylaşılmış bilgi demektir.Okunup rafa kaldırılmış kitap,yolculuğunu tamamlamış yelkenliye benzer.Açın yelkenleri ve yeni yolcular alın bu aydın yolculuğa.Değerini bilenlerle paylaşmanın tadına varın.Sevgiyle kalın.
Yazan: Bahriye DOYLAN Fotoğraf: Yusuf CERAN

























