BEŞKAZA da geçmişten günümüz’e.
Mehmet Tekin Kaya Köy Belen semtinde dünyaya gelmiş, uzun yıllar Beşkazamızın Sarınç Mahallesinde otururlar, 10 yaşlarında marangozluk mesleğini seçer aslen Selanikli olan Fahri usta’nın yanında Marangoz çırağı olarak işe başlar, ayni iş yerinde o sıralar Muharrem Sırrı Kızgın ( Efe) kalfadır. 1 yıl kadar burada çalıştıktan sonra marangozluk mesleğine bir süre ara verir, sonraları tekrar marangozluk mesleğine devam eder. Benim çocukluğumda Rumlar yeni Yunanistan’a göçüp gitmişti. Beşkazamız ‘da o yıllarda sanatkar, usta sıkıntısı vardı, bu arada ben ve Rodos ‘tan gelen ailelerin boşta gezen gençlerine iş imkanı doğurur, benim çıraklığım döneminde, Fahri ustanın yanında çalışan Marangoz çırağı ve kalfaları sırasıyla Muharrem Sırrı Kızgın (Efe ), Yusuf Tezer, Kambur Ali , Osman Basmacı , İbrahim Solmaz ,İhsan Tolunay , Lütfi usta (Çatıcı Lütfi ), Sadi Berkman Sanat okulunda okurken Fahri ustanın yanında kursiyer olarak çalıştı sonraları Sadi Berkman Belediye başkanı seçilip Belediye başkalığı yapmıştı. Bir başka anım ‘da.
Bir gün Seydi Kemerin ( Kemerin) tahta köprüsünü sel alır. Tahminen 1934-35 yıllarıydı Ören Köyü, Gürme dere, Paşalı Köyü , Narlık , Cavur döndü bu bölgede yağan yağmur suları ile taşar ben tahminen 15-16 yaşlarında yeni yetme marangoz çırağıydım. Kemer Köprüsünü sel alıp yıkılınca, Fethiye’de Tahtacı Hamza olarak bilinen Hamza günüç bu yıkılan köprünün yeniden yapımını Rodoslu Yaşar Sünger ile birlikte üstlenirler . Bu iki usta böyle büyük köprülerin yapımında tecrübeliydi. Nerede böyle büyük köprü yapılacaksa Tahtacı Hamza Günüç, ile Yaşar Sünger birlikte yaparlardı. Yetkililer köprü yıkılınca hemen bu iki ustayı bulup haber verirler. Hemen bir ekip hazırlanır, bu ekibin içersinde bende vardım. Mart sonunda yörükler’in yayla göç vakti yaklaştığı için , sel felaketinde yıkılan köprünün çok acele yenisi yapılması gerekmektedir. Biz önce yörüklerin göç vakti gelmeden Keçi, Koyun sürülerinin ancak geçebileceği kadar geçici bir köprü yaptık. Göç bitince’de esas kalıcı köprünün yapımına başlandı .
6 ay içersinde köprüyü kulanılır hale getirdik. Şimdide bir başka anıyı anlatayım. Fethiye Pazar yerinde uzun yıllar kahvecilik yapan Rodos’lu kahveci Cemal EFE yücelin anlatığı bir olayı. Datça’dan bir Köylünün ineği çalınır Köylü aramadık , sormadık yer bırakmaz, bulamayınca bir de karşıya rodos’a gidip bakayım der o yıllarda Rodos Adasına gidip gelmek pek sorun olmaz. Neyse Datçalı bir sandalla binip Rodos Adasına gider İneğini aramaya başlar. Bir iki gün aradıktan sonra bir de bakar’ki İneği karşı tarlada yayılmakta ‘dır , sevinçle koşarak doğru İneğin yanına gider. Bir de ne görsün, İneğin başında Rodoslu bir rum vardır ,rum’a bu İnek benim der, Rum’da benim’der, senin benim derken, Datça’lı senin ise sen ispat et, benim ise ben ispat edeceğim der. Rum’ da bu öneriyi kabul eder. Datçalı’ya ispat et bakalım demiş. Datçalı ineğe önceden çağırdıkları adıyla seslenir bu sesi duyan İnek‘te dönüp o da möööö diyerek karşılık verir. Rum’da gerçek’ten İneğin sahibinin o olduğu kanaatine varır. Datçalı İneğini alıp doğru Datça’ya dönmüş. Bir’de Kaya Köyde Rumlar ile Türkler arasında geçen benim bildiğim bir kaç aklımda kalan anıyı anlatayım. Kaya’da Rumların yaka silktiği bağzı aileler vardır. Kayalı Rumlar, bu aileler için aralarında, Kınalı’da Daban’lar, Belen de şaban’lar, Ovacık’ta gacarlar , Patlangıçta Macarlar diyerek Rumlar kendi aralarında yakınırlarmış. Belenden Şabanlar’dan Mehmet Ali Çavuş vardır. Rumlar cocuklarını korkutacağı zaman, bak çavuş geliyor ha diyerek korkuturmuş. Bir de Dabanlardan Kör Daban Abdullah varmış güçlü kuvvetli üç , dört kişi ancak hakkından gelirmiş , bir gün Dabanların kör Aptullah jandarmalar tarafından Kaya Köyden Gemile koyuna giderken sağa doğru İşaret levhası Afkuleyi gösterir. Afkulede Kör Daban Aptullah kıstırılır. Afkule çok sarptır çok dik aşağıya doğru iniş bir vadidir, Kör Daban Aptullah Jandarmaları görünce kendini Afkuleden aşağıya atar. Jandarmalar bu olayı görünce Kör Dabanın Öldüğü kanatine varırlar. Dönüp bakmaya bile gerek görmezler dönüp giderler, Fakat Kör Daban’a bir şey olmamış. Kör Daban Böyle sıkışık anlarda kaçmak konusunda’da epey deneyimli’dir. Kör Daban Afkule’’den yüzerek Tersane Adasına geçer, oradan ‘’da Rodos Adasına geçer. Bir müddet geçtikten sonra tekrar meğri ye dödüp gelir. Bir gün Kemer’den düzçam denen yere gelirken Jandarmalar tarafından çevrilir, kaçmaya kalksada bir sıçrarsın çekirge iki sıçrarsın çekirge misali üçüncüsünde paçayı kaptırır, Jandarmalar tarafından vurularak öldürülür. Bir’de Kalaycı nuri olayını anlatyım . Kalaycı nuri ile kardeşi Mehmet Bakırcı iki kardeş Muğla Kavaklı dereden Beşkazamız’a göçüp geldiklerinde önce Bademli Bahçe’ye yerleşirler. Buraya bakırcılar yurduda denir. Sırrı Efe’nin teyzesi Hatice ve oğlu berber Hilmi Ögenin Yanında kalmaktadır. Sırrı Efe’de Kalaycı Nuri ‘nin çok samimi Arkadaşıdır. 1926 lı yılların’da Sırrı Efe bir suçtan ötürü aranmaktadır. İstihbarat Sırrı Efenin Sarınç mahalesinde olduğu haberini alır. Sarınç Mahallesini çevirip ablukaya alırlar. Bu arada jandarmalar karşıdan gelenin Sırrı efe olduğunu sanır, Jandarmalar Sırrı dur teslim ol diyerek bağırırlar. Kalaycı Nuri’ de ben nuriyim, ben Sırrı değilim desede Jandarmalar’ dan birisi mavzerin tetiğine dokunup ateş eder Nuriyi topuğundan vurur, ben bu Kalaycı Nuri’nin vurulması olayının canlı şahidiyim . Benim askerden yeni geldiğim yıllarda Orman devir amiri Mahmut kumbasar görevden alınır, yerine İsmail Karakan getirilir. Benim Askerde’ki Komutanım Prof Masar diker’ di Prof Masar Diker Orman Genel Müdürü olur, İsmail Karakanı Mahmut Kumbasar ın yerine görevlendirilir. Prof Masar Diker beni askerde iyi tanıdığı için Mahmut Kumbasar’ ın yolsuzluk nedeni ile görevden alınınca ambar ve depoyu sağlam güvenilir birine teslim etmeyi düşünürler. Prof masar diker, İsmail Karakan ‘a Fethiye ‘de Mehmet Tekini bul depo ve ambarları Mehmet Tekine teslim et der. İsmail karakan fethiye’ye gelip göreve başlar başlamaz beni çağırtı bende gittim İsmail Karakan bana hemen işe başla dedi. Ben çalışıyorum dedimse’de İsmail Karakan ısrar etti. Benimde elimdeki iş bitince beni Bayır Köyüne görevlendirdi. Ben fazla çalışamadım bana birini önermemi istedi bende kız kardeşim Minire ‘yi teklif ettim. Böylelikle kız kardeşim Minire işe girdi. İlhan Bu günlük bu kadarla yetinelim yine yazarsın dedi, herhalde yorulsa gerek. Mehmet amca sen sağ ol ‘da yine yazarız dedim.
İLHAN KURT


























