Mehmet Tekin 1
BEŞKAZA ‘da geçmişten günümüze anılar.
Mehmet Tekin Beşkazamızın yaşayan hafızasıdır 1925 yıllarından günümüze kadar Beşkazamız ‘da olan o ünmüş gibi hala hatırlamaktadır. Mehmet Tekin 1920 doğumlu olup 97 yaşında Şövalye adasında( Meğri) yaşamını sürdürmektedir.
Mehmet Tekinin oğlu Türkay Tekin benim çocukluk arkadaşım dır . 1954-55 yılından bu yana aralıksız arkadaşlığımız, dostluğumuz hiç eksilmeden günümüze kadar devam etmektedir. Mehmet Tekin benim Babamın çok samimi arkadaşıydı, o nedenle de Mehmet amca da beni sık sık görmeyi arzu ettiğini bildiğim için Türkayla birlikte 19.02.2017 günü Mehmet amcayı ziyarete gittiğimizde babam, Hayri Kayaman ile olan anılarını anlata anlata bitiremedi. Mehmet amca ile önceki yıllar da yazmış olduğum Beşkazalı Sırrı Efe kitabımı yazarken Mehmet amcamın anlattıkları sayesinde kaynaklara ulaşmam çok kolay oldu. Bu ziyaretimde de Mehmet amcayla Beşkazamızın geçmişi hakkında benim aklıma takılan bazı konuları konuştukça Konu, konuyu açtı.
Mehmet amca elinden geldiğince sorularımı cevapladı. Eski dostluları dün gibi hala hatırlamakta dır. Fethiye Esnaf ve Sanatkârlar Kooperatifinin nasıl ne zaman kurulduğunu sordum.
Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatifinin müracaat tarihinin 1956 yılında yapıldı, ilk kurucuları Hayri Kayaman, Mehmet Tekin (marangoz ), Yusuf Kurt( fırıncı,) Arabacı Mehmet Ali, Giritli Topal Recep (ahçı ) Paspatur da ciğercilik yapardı, Ali rıza Erçetin, Ömer Tümtürk( Kahveci, ) Mahir Bakırcı (bakırcı kalaycı), Veli Akın (ayakkabı tamircisi akın matbaası kurucusu), Cemal kaynak (sinemacı, fotoğrafçı), Turan Apaydın (eğerci ) atlara eğer yapardı. ilk kurucu heyet Hayri Kayaman, ben Mehmet Tekin, Yusuf Kurt ‘tu birlikte bir çok defa Ankara ‘ya gittik. O yıllar Adnan Menderes devriydi. Beşkazamızın Ören Köyünden çıkıp ‘’ta Kumluova ‘’dan denize dökülen suyu, Ören Köyünün çıkışından alıp kanallar , tüneller içine alıp Fethiye ovasına getirtmeye kalktık. Ankaradan gönderilerek gelen heyeti helikopter ile ören Köyüne götürdük, Ören köylüleri ise suyumuzu alıp götürecekler diyerek bize yemek bile vermediler. Bizim Fethiye Ören Köyünden aldığımız su numunesi ile Milasın Ören Köyünden giden su numunelerini Karıştırmışlar o nedenle Fethiye’den giden su numunesinin tuzlu olduğu kanaatine varırlar. Bizim çabalarımız ‘’da boşa çıktı. Fakat biz yinede yılmadık Ankara’ya gide gele gide gele Anakarayı yol ettik, hatta Adnan Menderesin en yakın Müsteşarına kadar çıktık, tekrar bir heyet görevlendirildi. Su İşleri Genel Müdürlüğünden görevli gelen Ayten hanım bizden caydı kadıncağız bize bu su tuzlu , siz de inanmıyorsunuz der. Bu defa su numunesini kendi elimle alacağım dedi. Ankara ‘ya gidince kurumun yaptığı hatayı test sonucunda anlaşılır. Milas Örenin Köyü suyu ile Fethiye Ören Köyü su numunelerinin karıştığı anlaşılınca, Fethiye, Ören suyunu Fethiye ‘’ye getirilmesine karar verilir. Bir akşam baban ile akşam yemeğe kafaları çekerken sohbette babana ulan Yusuf dedim senin bu Fethiye ovasında kaç dönüm tarlan var diye sordum ? Baban da vallahi tekin benim bir karış bile yerim yok dedi , Yusuf vallahi benimde yok dedim. o zaman biz böyle kimin için uğraşıyoruz diyerek aramız da gülüştük . Biz bu yıllar da memleket aşkıyla bir şeyler yapabilmek için çok çabaladık tabii serde gençlikte vardı. 1956 ile 58 yılı arasında 2 yıl gibi bir zaman zarfında hem Esnaf ve Sanatkarlar Kefalet Kooperatifini kurduk
, hemde sulama suyunun Fethiye ‘ye getirtilmesinin kararını çıkarttık. Mehmet amca eskilerden aklında kalanları anlatırmısın?
Köçek Mustafa ile Abidin yıltır arasında geçen bir olayın şahidiyim. Bir gün Köçek Mustafa Rodos Adasına gider teknesiyle Rodos Adasından çuvallar ile şeker getirir, şekerleri de Boncuklu koyuna kimsenin bulamayacağı bir yere gizlermiş fakat Köçeğin bu şekeri nereye gizlediğini Abidin yıltır tahmin eder, gider bu şeker çuvallarını teknesine koyar başka bir yere saklar. Köçek gidip bakar’ki şeker çuvalları yerinde yok, Köçeği bir telaş bir merak alır. Kim yapar bana bu kötülüğü diye düşünür, aramadık yer bırakmaz, fakat kimseye’’ de açamaz. Bir gün Köçek Mustafa Abidin Yıltır ‘’ın evine gider, Abidin güzel bir baklava yaptırtmış eşine, Köçek Mustafa’ya ‘’da gel bizim oğlan tatlı yiyelim dermiş, fakat Köçek Mustafa ‘’nın yüzünden düşen bin parçadır, Abidin tekrar ısrar eder gel bizim oğlan tatlı yiyelim, Köçeğin aklı ise şeker çuvalların ‘’dadır, çalanı arayıp bulmak için kafasında türlü türlü yorumlar yapar. En sonunda Abidin Yıltır dayanamaz gel halaoğlu der senin şeker çuvallarını ben sakladım der. Köçek Mustafa ‘’da ulan birader, bu senin yaptığına eşşek şakası derler.
Bir de Abidin Yıltır ile Terzi Raif ‘in bir muzipliğini anlatayım: Sarınç Mahallesin ‘de Arap Mustafa diye birisi yaşıyordu, Arap Mustafa sürekli içer hiç ayık gören olmamıştır. Arap Mustafanın karısı Vesile hanım ‘da da, beş vakit namazındadır. Vesile hanımın sesi gür olduğundan Mevlit okutmak isteyenler ‘’in mevlitlerine genellikle Vesile hanım davet edilirdi. Beşkazamız ‘’da o yıllarda adı rüşvetçi ‘’ye çıkan tapucu ölmüş. Bu Tapucunun mezarını’’ da Sarınç Mahallesindeki Ahmet Gazi türbesinin bulunduğu yerdeki mezarlığa defin edilir. Mezarlık ile Arap Mustafa’nın evinin arası’’ da yaklaşık 300 metre kadar ya vardır ya yoktur. Bu tapucu rüşvetçi birisi olduğu için Beşkaza ‘’da tapucuya işi düşenlere bugün git yarın gel diyerek çok eziyet etmiş, rüşvet verenlerin de işi hemencecik görülürmüş. Bu da herkes tarafından bilinmekte ‘dir. Arap Mustafa’’ nın bu tapucu ile şahsen bir problemi yoktur fakat etraftan duyduğu dedikoduların etkisinde kalsa gerek, bu ölen tapucu Arap Mustafa’nın evinin çok yakınındaki mezarlığa konunca, her gün Arap Mustafa içip içip tapucunun mezarına gidip gidip söylenirmiş, ulan rüşvetçi ulan senden bu millet çok çekti Öldüğü’nde senden kurtuldular gibi sözler söyler dururmuş, bir gün değil, iki gün değil, üç gün değil her gün böyle olunca ‘’da mahalle halkı ‘’da çare olarak Abidin Yıltıra baş vururlar. Abidin ne olur buna bir çare bul derler. Abidin Yıltır da çok samimi arkadaşı olan Terzi Raif ’e olayı açar. Abidin ile Terzi Raif aralarında konuşup anlaşır ‘’lar güzel bir plan yapar’’lar. Bu Arap Mustafa ‘’ya öyle bir şey yapalım ki bir daha mezarlığa gelemesin diyerek, tabutu mezarlıktaki tapucunun mezarının yanına koyarlar, Abidini güzelce beyaz bir yatak çarşafına sarmalarlar tabutun içine yatırırlar. Arap Mustafa ‘’da her gün ki gibi gelir. Tapucunun mezarına tam yaklaşıp söylenmeye başlayacağı zaman, Abidin yavaşça tabut’’tan kalkar gibi yapar ağzıyla’’da tuaf tuaf sesler çıkartır, bunu görüp duyan Arap Mustafa korkudan ne yapacağını şaşırır, çareyi kaçmakta bulur, tabana kuvvet kaçmaya başlar. Böylece Arap Mustafa bir daha mezarlık’’tan içeriye adımını atmaz. Mahalleli ‘de Arap Mustafa’’ nın patırtısından gürültüsünden kurtulmuş olur. Terzi Raif askerde baş çavuştur önceleri dalaman tarafında karakol ‘’da baş çavuş olarak görev yaparken kurtuluş savaşı nedeni ile afyon cephesine gönderilir. Abidin Yıltır da er olarak askerlik yapar. Yunan Anadolu yu işgale kalkışınca , Mustafa Kemal Atatürk’ ün emrindeki birliklerle Afyon cephesinde ‘ki birlikler ile Yunan kuvvetlerini önlerine katıp Afyondan cephesinden İzmir’e kadar yayan , süngüler’’i ile düşmanı denize dökünceye kadar savaşmışlar’’dır savaş sonrası’’da Abidin Yıltır ve Terzi Raife kurtuluş savaşına katıldıkları için istiklal madalyası verilir. Abidin yıltır ile terzi raifin ülkemizin kurtuluşunda emekleri ve hizmetleri olduğu unutulmaz. Beşkazamızın unutulmazları arasında yerlerini almışlardır. Abidin yıltır ile terzi raifin o kadar çok anlatılacak hikayeleri anıları var ki birkaç kitaba ancak sığar, ben ise sizlere ancak bana anlatılanları yazdım.
Mehmet Tekin devamı gelecek haftaya.
İLHAN KURT





















