Atalarımızın çıkısında sakladığı yerel tohumlar, küresel sermayelerin karşısında var olma mücadelesi verirken, CKD Fethiye şubesi 5 sene önce başlattığı yerel tohum şenliğiyle yerel tohumun önemi anlatılmaya devam ediyor. Gıdaya giden yolun başlangıcında tohum olduğunu savunan CKD Yönetim Kurulu Üyesi Emekli Hakim Suna Kumyol, “İnsanları kontrol etmenin en önemli yolunun gıda olduğunu bilen büyük küresel şirketler, dünyanın her yerinde tarımı ele geçirmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar” dedi.
Fethiye Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Yönetim Kurulu Üyesi Emekli Hakim Suna Kumyol, yerel tohumun öneminden bahsederek, CKD’nin 5 sene önce başlattığı tohum takas şenliğini anlattı.
Küresel sermayenin Hibrit ve GDO’lu tohumların ekilmesini, buna bağlı olarak kimyasal ilaçların ve kimyasal gübrelerin kullanılmasını dayatmak, böylece çiftçiyi atalık yerel tohumunu kullanmaktan vazgeçirip yıllardır uyguladığı geleneksel tarımdan uzaklaştırmak olduğunu öne süren Kumyol şunları söyledi: “Bu tohumlar yerine daha verimli ve kazançlı olduğunu iddia ettikleri tohumları satmak. Ve zaman içinde çiftçiyi tarımdan tamamen uzaklaştırıp tohuma ve toprağa sahip çıkarak tohum ve gıda sektörünü ele geçirmek. Biz beş sene önce tohum takas projesi için çalışmaya başladığımızda yerel atalık tohumlarımızın önemini anlatmayı amaçlamıştık. Üreticimiz atalık tohumunu kaybetmesin, tüketicimiz de bu tohumdan üretilenleri satın alarak sağlıklı yaşasın istemiştik. Tohumun satılmasının birtakım kurallara bağlanarak yasaklanmış olması nedeniyle takas yoluyla bu değiş tokuşu bir nebze olsun sağlarız diye düşünmüştük. Ancak işin içine girince, üreticiyi yakından tanıyınca sadece yerel tohumu anlatmayla işin bitmediğini gördük.”
“SAĞLIKLI YAŞAMAK İÇİN YEREL TOHUM ÜRÜNLERİNİ TALEP ETMELİYİZ”
Kumyol: “Üretici öncelikle ürettiğini satarak, satmada zorlanmayarak kazanmak ve ailesini geçindirmek istiyordu. Malı elinde kalmasın istiyordu. Tarım için yaptığı masraflar yıldan yıla ödeme gücünü aşacak hale gelmesin, kazancı masraflarını karşılayamaz hale gelip ürününü tarlada bırakmasın, hatta tarlasını, köyünü terkedip büyük şehirlerde iş aramak zorunda kalmasın istiyordu. Atadan kalan tohumlarını her sene ekerek geleneksel yöntemlerle tarımla uğraşan çiftçimizin, zamanla siyasi ve ekonomik değişim ve gelişimle değişen şartlara uyması zorunlu hale gelmişti. Daha dayanıklı ve daha fazla ürün veriyor denilerek dışarıdan ithal edilen tohumlar kullanılmaya başladı. Giderek yerel tohumdan uzaklaşıldı ve bazı atalık tohumlarımız artık bulunmaz oldu. Bu ithal tohumların dayanıklılığı ve daha çok ürün vermesi avantaj gibi görünse de, pahalı oluşu, daha çok ve ona özel ilaç ve gübre istemesi, bunların da ithali, daha çok su istemesi gibi nedenler sıkıntı yaratmaya başladı. Bu ithal tohumlar için kullanılan ilaç ve kimyasal gübrelerin suya, havaya, toprağa karışmasıyla, ürünlerin bünyesine bir şekilde dahil olmasıyla insan sağlığına verdiği zararlar artık açık açık ifade edilmektedir. O halde, bu coğrafyaya,bu toprağa ve bu iklime uyumlu,bu topraktan gelecek hastalıklara dirençli atalık tohumlarımızı kendi ülkemizde çoğaltarak yetiştirmek, sağlıklı yaşamak için yerel tohum ürünlerini talep etmek zorunluluğumuz vardır. Yerel tohumu yetiştirirken ona doğal gübre ve zararsız yani kimyevi olmayan ilaç ta vermek zorundayız” diye konuştu.
“Tüketici yerel tohumdan üretilmiş, doğru gübre ve doğru ilaç kullanılmış ürünü arayıp talep ederse, üretici talep doğrultusunda üretim yapacaktır” diyen Kumyol, “Şu gerçeği göz ardı edemeyiz; Üretici para kazanacağına, yetiştirdiği ürünün elinde kalmayacağına inanırsa üretimine devam edecektir. Bu inancı vermekte, sağlıklı yaşamak isteyen tüketiciye düşmektedir. Amacımız yerli tohumların önemini anlatırken, aynı zamanda çoğalmasını da sağlamak. Bir sonraki takas için tohum bulmakta zorlanıyoruz. Üretici arkadaşlarımızın elindeki tohuma her seferinde talip olmak bizim sıkılmamıza sebep oluyor. Esasen bazı bitkilerin tohumlarını artık bulamıyoruz. Çok az bulduklarımızı ise takasa koymayıp güvendiğimiz üreticilerimize verip çoğaltmayı düşünüyoruz..
Ayrıca uzman arkadaşlarımızdan öğrendiğimize göre başka bölgeden getirilen tohumlar burada ekildiğinde eğer tutarsa, ilk bir veya iki sene o bildik tadı verir, sonrasında buradaki türle benzeşmeye başlarmış. Önerdikler husus; tüm yerel tohumlar kendi bölgelerinde çoğaltılsın oluyor” ifadelerini kullandı. (Haber Merkezi)






















