SÜREYYA EROĞLU 3 bölüm
KADİR DİNÇER (KADİR ÇAVUŞ) ALİ EROĞLU Anılar
1945-46 yıllarından önceleri Amcam Kadir Çavuş C H P de kayıtlıydı. C H P Belediye Başkanı Baha Şikman’ın 1932-1942 yıllarında Belediye Başkanlığı Dönemde Amcam Kadir Dinçer Kadir Çavuş Belediye Meclisi Azasıdır. 10 yıl C H P Belediye Meclisi üyeliği yapmıştır. Baha Şikmandan sonra 1942-1944 yıllarında Kemal Karadenizli Belediye başkanlığı yaptı . Türkiye genelinde çok partili döneme geçmeden önce hep beraberler C H P Parti yönetiminde , belediye yönetiminde’de hep beraberken.1945-46 yıllarında yeni parti kurma çalışmaları başlayınca Celal Bayar ile Adnan Menderes BEŞKAZA’ya gelirler . Amcam Kadir Dinçer (Kadir Çavuşu) Evinde ziyaret ederler Amcamı İkna edip D P ’yi kurmakla görevlendirirler. O ziyaret sırada ben 16 yaşlarındaydım ben’de oradaydım karpuz kestim, Karpuzun çekirdeklerini ayıkladıktan sonra Celal Bayara , Adnan Menderese ben servis yaptım. Adnan Menderes bana yeni kurulan partinin hazırlanan Demir Kırat rozetini hediye etti ,ben’de bu hatıra kırat rozetini hatıra olarak hala saklamaktayım. 1945-46 yıllarında Amcam C H P den istifa edip ayrılır. D P Fethiye kurucularının önderleri arasında yerini alır . Tahminen 10 yıl kadar’da D P İlçe Başkanlığını yaptı. Amcam Kadir Çavuş’un Celal Bayar ile Adnan Menderesi Misafir Ettiği Köşk şu an Hala ayaktadır.
Eski Devlet Hastahanesi’nin Arkasında Bahçeli Bina Seki ECZANE’sinin Bitişiğinde bulunan Köşktür. Amcam Kadir Çavuş Bu Köşkü Rodos Adasından getirdiği Rum ustalara yaptırdı. Önce ağaç kazıklar çaktılar kömür götüren gemilerin dönüşlerinde RODOS adasından kesme küfeke taşları getirtir. Şu an bile köşkün köşelerde taşlar hala bellidir. Bu köşk ilk yapıldığı zaman yerden bir metre yüksekti o yıldan bu güne kadar geçen zaman içersinde zemin dolgu batak olduğu için birde debremler ile gömülüp oturdu bu gün yol ile sıfır noktaya gelmiştir. Bu anlatacağım olayı, babam Ali Eroğlu,ile halam Zühra solmazdan dinledim. Amcam Kadir Çavuş Rodos adasında bir Rumlan karşılaşır amcamın Kaya Köyden olduğunu öğrenince, amcama derki kaya Köyde bir yerde altın var. Bana söz verirmisin bulunca bölüşeceğimizi der,Kadir Amcamda kabul eder. Rum altının yerini tarif eder, Kaya Köyde falanca bahçenin içersinde asırlık bir çitlembik ağacı var bu ağacın kovuğunda der. Rumlar Yunanistana gidince bu tarla Selanikten gelen muhacir Sağır Hasana verilmiş. Sağır Hasanda tütün dikmek masadı ile bu asırlık, yaklaşık bir dönüm yer kaplıyan ağacı Sağır Hasan yakar Amcam Kaya Köye gelince, bir bakar’ki Rumun anlatıp tarif ettiği sözü edilen ağaç yanmaktadır. Kadir Amcam koşar Bakarki her yer kül olmuş hemen Sağır Hasanın yakasından tuttuğu gibi yanan ateşe atmaya kalkar. Etraftan gelenler yetişir kavgayı ayırırlar. Olay Jandarmaya intikal eder Kaya Köy o yıllarda Nahiye’dir. Olay Jandarmaya intikal edince bu külün içersinden çıkan altınlara Jandarma el koyar sonraları küllerin içersinden’de bu altınlardan bulanlar olmuştur. Benim Duyumum birde Papazın parası olayı var. Rumların Yunanistana gönderileceği duyulunca Kayı-Kaya Köyde Bir gün Papaz Yorgi’nin karısının başında bir büyük tencere ile Kayı Keçilerde’ki Bademli bahçeye doğru giderken babamgil bile görmüşler, herhalde birilerine yemek götürüyor sanırlar aldırış etmezler. Meğerse bu tencerenin içi altın doluymuş Papaz Yorginin karısı bu tencereyi Bademli bahçede bilinen bir yerine gömer, Rumlar Yunanistana gidince, Papaz Yorgi Rodosta bu olayı İhsan Faralyalıya anlatır . Papaz İhsan Faralyalıya bu parayı bölüşelim der. İhsan Faralyalı’da kabul eder. Papaz Yorgi gömdükleri altının yerini Faralyalı İhsana tarif eder. Bu altınları İhsan Faralyalı bulmuş fakat Papaza verdiği sözü yerine getirmemiş bu bulunan altınlardan papaza vermediği söylenir. Babam Ali Eroğlu ile Rodos adasından gelen bisikletçi Osman’dan duydum bu olayı. Babama’da sorduğumda oğlum bu olayın olalı elli yıllık bir olay dedi. İlhan benim bildiğim atın olayı bu der.
Bir ara Amcam Kadir Çavuş Salih Zeki Pekin ile kömür yaktırdılar . O da uzun sürmedi iki yıl sonra sonlandı Salih zeki pekin 1954-1956 yıllarında belediye başkanlığı’da yaptı. İlhan Amcamın bir eli çolaktı Bir gün Kara Derede’de Kömür yaktırırken Özlen çayının orada muhabbet yaparlar kuzular çevrilmiş rakılar içiliyormuş yeyip içerken bir taraftan’da havaya silahları ile durmadan ateş ediyorlarmış, Amcam Kadir Çavuş silahı eline alıp tam ateş ederken silahı elinde patlar. Elinden yaralanır hemen Istanbula gitmek için harekete geçerler fakat o yıllarda yol yoktur Istanbula gidinceye kadar Amcamın kolu kangıren olur ve Doktorlar elini kesmek zorunda kalırlar. Kadir Amcam takma elle yaşamına devam eder. Bir başka söylentiye görede silahın namlusuna içki içerken çekemeyen birisi namluya bir şey tıkamış diyede söylenir. 1953 Yılında ben İstanbul Kartal’da askerlik yapıyordum Amcam Kadir Çavuş felç olmuş ,Istanbul Ortaköyde bulunan Şifa Yurdu Hastahanesine yatırılır, o yıllarda Ürdün Kralı Hüseyinin babasıda ayni hastanede yatmaktaydı. O yıllarda Türkiyeni en birinci hastanesi Şifa Hastahanesiydi. Bir gün hafta tatiline çıktığımda amcamı ziyarete gittim o esnada amcamın yanında iri yarı uzun boylu başlarında fotör şapka sırtlarında paltoları olan iki kişi vardı. Bu gelenler ayni Tıpkı Kadir Amcama benziyordu. Kadir Amcam beni tanıştırdı, Süreyya bunlar ikbal halanızın torunları dedi. Benim ailemin atalarının Kırımdan geldiğini ben ancak o zaman öğrendim, beni evlerine davet ettiler, fakat ben çekindim, Askerim üstüm başım müsait olmaz, çoraplarım kokar diye çekindim gidemedim kardeşim Fikret üniversite’de tıpbiyede okumak için Istanbula gidince bendeki adresi Fikrete verdim adres değişikliğinden ötürü Fikret bulamamış böylece ilişkilerimiz koptu. Benim tahminime göre bu adı geçen İkbal Dedem Halil Çavuşun Halası olsa gerek. Bu İkbal Halamız BEŞKAZA’ya Kaymakam olarak atanmış olan Kaymakam ile İkbal halamızla evlenip gitmişler. İkbal Halam İle Kadir Amcamın irtibatı varmış, Amcam Kadir Çavuş ölünce irtibatımız kesildi hepsi yok olup gitti der. 1924 de Rumlar Yunanistana gidince Tütüncülük Kaya Köyden bağzı aileler Fethiye Ovasında tütüncülüğe başlar. İlk Tütüncüler Mustafa Karaören, Kadir Çavuş, Erkek Durmuş, Hacı Arnavutlar’dan İsmail Efendi, Koca Ömerin Murat (Kör Murat) sonra İsmail efendi İsmail kaya öldürülünce de İkinci Kuşak tütüncüler meydana çıkar Obislerden Yusuf Olgun, Kekeç Mustafa, Murat Aybek, Şevki Aybek Derken tüm BEŞKAZAYA’nın Bütün Köylerinde’de tütüncülük yapılmaya başlamıştır der. İlhan şu an aklıma geldi. Çakırcalı Mehmet Efe Hakkında’ki Duyumlarım vardır. Ben Sıtkı Koçmanın kara ismailer Krom İşletmelerinin Maden Mühendisi Abdurahman beyin özel şöförlüğünü yapmaktaydım birlikte Datçaya kadar Keklik avına giderdik. Abdurahman beyde benim gibi av hastasıydı. Abdurahman beyin bir özelliği vardı. Yaşlı avcıların sohbetlerine bayılırdı .Bu yaşlı avcıları sık sık ziyarete giderdi avcıların anlattığı hikayeleri dinlerdi. Bir defasında avcılar Çakırcalı Mehmet Efenin Köyceğizin Döğüş belenine gelişini anlattı. Döğüş belen Köyü’de Çerkez Köyüdür. Çakırcalı Mehmet Efenin Maksadı Menteşe oğullarını soymakmış. Akşam olur Çakırcalının Zeybekleri, Kızanları Köye dağılarak ikişer üçer evlere yerleşirler. Çakırcalı Mehmet Efenin Bulunduğu ev sahibi kızının bileğinden bilezikleri alır evdeki altınlar ile birlikte Çakırcalı Mehmetin önüne koyar. Evin öbür odalarından bir kızın ağlamaklı sesini duyulur. Çakırcalı ne o , kim o ağlayan der? Getirin bana der. Çakırcalıya kızı getirirler, Çakırcalı sorar neden ağlıyorsun der?, kızda yakında düğünümüz olacak, babam kolumdaki bilezikleri aldı der. Çakırcalı bu söze karşılık kızın babasının verdiği bilezikleri geri verir hatta bir miktarda kendisinden verir. Bu sebepten ötürü bu kıza’da Çakırcalı Mehmet Efe nin kızı derler’di Köylüleri. Böylelikle Çakırcalı Mehmet Efe Menteşe oğullarını soymaktan vaz geçer. Ertesi sabah gayet erken saatlerde yol güvenliği için bir öncü kuvvet gönderir Döğüş Belenli bir gençte Çakırcalı Mehmet Efeyi öldürmeyi düşünürmüş Çakırcalının geçeceği yola bir siper hazırlar Çakırcalıyı beklemeye başlar. Çakırcalının yol güvenliği için öncü kuvvet kümede bekliyen genci fark ederlerler bu genci bulunduğu kümede öldürürler. Çakırcalı Mehmet Efe Döğüş Beleni terk eder. Bu öldürülen genç’de çok sevilen birisiymiş bu ölen gencin mezarını Döğüş belen Köylüleri vurulduğu ayni yere gömerler mezarın yaparlar. Benim şoförlüğüm zamanında İzmire gelip giderken arasıra uğradığım olurdu.Süreyya Eroğlu ile 1872 li yılardan günümüze bir yolculuk yaptık .
Kaynak Kişi = Süreyya Eroğlu ( Son )
Önümüzdeki Pazartesi günü yazım: Turgut UYSAL
























