DAĞLARIN BAŞINDA
Sizlerin pekçoğunuzun olduğu gibi biz de aile olarak bundan böyle artık yaylalılardan sayılırız. Onca sene sonra da olsa biz de sizlere uyduk; kendimizi yaylalı yaptık. Bayağı bir seçici davrandığımız o yaylamızda, kalmayı şimdilerde uzun tutamıyoruz; haftanın yarısı orada, diğer yarısı da aşağıda; kıyıdayız. Eşim, Fethiye’de olan büyük oğlumuz için böyle bir tutum izlememizi yeğliyor. Sonuçta da sizin de anlayacağınız gibi bizim bir ayağımız artık benim o yıllardır özlemini duyduğum kırsalda.
Yaşantımız bir yönüyle kırsala ilişince, adım attığımız oralarda, tanıştığımız, konuştuğumuzun kişilerin anlatıklarına da kayıtsız kalamıyoruz. İç içe geçmiş, türlü türlü acılar yumağı bunlar. İçlerinde öyle dokunaklı, içli olanları var ki duyduğunuzda bir güzel içleniyor, sonrasında da içiniz parçalanıyor gibi oluyorsunuz.
Geçen hafta sonu Kıdrak deniz kıyısında bir grup bildik tanıdık, arkadaşla öğleye kadar kalmıştık. Denize girenlerimiz de olmuştu. Ben girmedim. Girenler de denizin oldukça soğuk oluşundan yakınmışlardı. Sonrasında da daha önceden kararlaştırdığımız gibi biz, gruptan ayrılıp kendimizi yaylaya attmıştık.
Nif-Arpacık’ın oralara varmazdan önce yolda rast gelip İncirköy başında yeniden buluşmayı kararlaştırdığımız komşumuzla söyleşirken de oradan birileri, bir ölüm olayından söz etmişti. Bize, sıradan, alışıldık bir olaydan söz ediliyor gibi gelmişti.
Yaylamıza ulaşıp yerleştiğimizde aynı olaydan söz açılmıştı. Hemen ötemizde yer alan Dalaman’a bağlı mahallenin bitişiğimizdeki mıntıkasındaymışlar. Öteden beri hasta olan bir kadın canına kastetmiş. Sonuca kimse de şaşırmamış. Hekimi, o tür harekete meyilli olduğundan, söz ederek, kendisine göz kulak olunması, yönünde ailesine gerekli uyarıda bulunmuş, deniliyordu. Kaldığımız konutun, görünür ötesinde, komşumuz olanların da yakınlarıymış. Hatta ev sahimizin de hısım akrasıymış. Ogün, çoğu kişi defin işi için oraya hareket etmişmiş. Olağan bir son olmadığından biz de üzüldük.
Yakın geçmişte kaza kurşunu ile oğul yitiren de araç kazası sonucu babalarını, kocalarını yitiren de var. Malına zarar gelenler de yok değil. Arı kovanları telef edilmiş tanıdıklarımızdan birileri üzüntü-öfke içindeler.
Su sorunu ise dün olduğu gibi bugün de güncel. Bulunduğumuz mahalleye su sağlanırken neredeyse bir bölük jandarma, gergin ortam nedeniyle olay çıkma olasığına karşı önlem olarak getirtilmiş. Şimdilerde yine bir kaynak suyunun paylaşımında sorun yaşanıyormuş. İşin içine bir milletvekilimizin de girdiği konuşuluyor.
Eskinin köy nitelemesinin mahallesi konumunda olan bizim o çevremiz, yaşlı kuşağın kaldığı bir yer olup çıkmış. O eski canlılık kalmamış; öyle söyleniyor. Zamanında yüz öğrencisi olan okul artık bomboş; başka bir toplumsal amaç için hazırlansa yeridir. Karşısında yer alan ıssızlığın ortasındaki camiye pek emek veriliyor. Üç-beş kişinin Cuma’dan Cuma’ya içine adım attığı oluyor. Öyle de olsa ona bir güzel minare eklendi. Caminin tepesinden alınıp minareye takılan ses aygıtlarından, o bomboş ıssızlıkta, bırakın insanları, kurda kuşa rahatsızlık verecek ses şiddeti yüksekliğinde, ortalığı inim inim inleten bir ezan sesi veriliyor. Kimsenin eleştirel olarak gıkı çıkmayınca ortalık hadsizlere kalıyor.
Küçük bir yer olmasına karşın, buraların sakinlerinin, kamuda görevlendirilmiş oğullarından, kızlarından da açığa alınmalar olmuş. Aileler bu yüzden sıkıntılı ve üzgünler. Yeni görev bekleyen okul bitirmiş gençlerimiz de var.
Hepsini anlatıvermiyeyim; var da var. İleride belki bunların ayrıntısına da girer, sizlerle paylaşırım; kim bilir.
İyi haftalar…
____________
Not: İlginçtir; aşağıda belirttiğim linkte yer alan
https://www.fethiyehaber.com/bir-girisimciyi-baltalama-paha…/
admin | 12 Haziran 2017 | Kültür
“BİR GİRİŞİMCİYİ BALTALAMA PAHASINA YAPILANA BAKINIZ!” adlı yazım, geçen haftadan bu yana beş yüzü aşan tıklama almış bulunuyor.





















