Hoşgeldiniz  
..................................................... ..................................

KÖŞE YAZISI DAVUT FEN – KİME, NEYE BENZETİLİRSENİZ ARTIK

Erkan Ilik | 28 Ekim 2021 | Genel, Güncel, KöşeYazar, Kültür, Manşet A- A+

KİME, NEYE BENZETİLİRSENİZ ARTIK
Bu hafta bayağı bir değişik boyuttan söz etmek istiyorum. Çoğumuzun bir biçimde yaşadığı bir süreç bu boyut.
Sizler de bilirsiniz ki kişiliğinizle ilgili ilk niteleme, adlandırma ailenizde başlar. O asıl adınızın dışında size bir başka sıfat da takılmıştır. O sıfat sizin tutum ve davranışlarınızla ya da görüntünüzle ilişkilendirilmiştir.

Bizim ailede ağabeyimin takma adı Sarıcaarı idi, benimki de Kara Mazak. Ağabeyim ailemizde sarışınlığa en yakın kişiydi; gözleri de yeşildi. Tez canlı ve hırçınlığı belirgindi. O takma adı da işte sanırım o yüzdendi. Siz varın da benimkinin ne anlama geldiğini bir düşünün. Ta o günlerden, kararlı, içten pazarlıklı bir tutum sergiliyor olmalıyım.
Geçen haftalar içersinde dernek olarak toplu bir kahvaltıda buluşmuştuk. Eşimle birlikteydik. Oranın ilgililerinden bir gençle, eşimin de ilgisini çeken ayak üstü, içtenlikli azıcık konuşuvermiştik. Yüksek öğrenimli genç, benim görüntüme, çok tarz, diyordu. Bayağı bir ilgisini çekmişim. Haksız da değildi. Çok köşeli, sarı metal, tel çerçeveli, gözlüğüm vardı. O sabah, o yüksek yerde olacağımız hesabıyla, çeşitli açık renklerden oluşan, uzun çizgili, uçları püsküllü bir boyun bağını çenemin altında düğüm etmiştim. Belki gerekebilir diye, hoş bir de yumuşak dokusu, deseni olan kollu kazağımı sırtıma atıp kollarını önümde birbirine bağlamıştım. Bayağı bir kırlaşmış olsalar da yine de meç yapılmış görünümlü, esintiyle bile salınıp uçuşan az uzunca saçlarım vardı. Bıyıklarımla birlikte bir yeni bıraktığım keçi sakallıydım. Boyum posum, inceliğim de yerinde olunca eh artık, tarz bir görüntü çiziyor olmalıydım.
Eşim de evde o konuşmamıza değinerek, siz tanışıyor muydunuz, bile demişti.
Yakıştırmalar hep aynı türden olmazlar.
Lise’deyken, babası kerestecilik yapan, yapılı sınıf arkadaşımız, iğneleyici türden, benim için, Zengin ve Yoksul, tv. dizisinin kötü kişisi olan Falconetti, diyerek, aklı sıra güldürü yaptığını sanıyor, çevresine de şirin görünmeye çalışıyordu. Ben de o sıralar yokluğun ve yoksulluğun pençesinde, kavruk, ip ince biriyim, gözlerim de çukurlarına kaçmışlardı. Öğle de olsa sınıfın önde gelenlerindenim; ne gam!
Boy yoksunu fakat genel bilgi donanımı ve inceliği olan bir başka arkadaşımız da beni İngilizler’in Sir Ünvanlı Alan Arthur Bates adlı sinema oyuncusuna benzetmekteydi. O kişi de boylu poslu, uzun, siyah saç ve kirli sakallarıyla o aralar bir filmde boy göstermişti.

1974 Yılında da Kaz Dağları’ndayız. Kentten, kasabadan uzakta, bir aile de oralarda. Baba ile yetişkin oğlu ormanda katırla çalışıyorlar. Yeni yetme kızları da hayvan güdüyor. Biz de kasabalı, yarım düzine genç, Orman Fidanlık işinin toprak işlemesine girişmişiz. O aile bireyleri ile bazı yolumuz kesişiyor. Yeni yetme kıza bazı bir birimizin nerede olduğunu sorduğumuz da oluyor. Adlarımızı bilmediğinden bizleri biçim ve görüntümüzle tanımlıyor olmalı. İşte o kız da bana Çingene diyormuş. Bazılarımız ilk kez bir ücretli işte çalışıyorlarlar. Ben ise nice inşaatlarda çalışa geldim. O yüzden yüz cildim o aralar güneş yanığı renginde; açıkçası ayrışıyorum. Kız da oldum olası masum, suskun; ezik. Yakınımızda da dere var. Derenin derinleştiği yerde suya giriyoruz. Ben arda kalmıştım. Kıza rast geldiğimde. “Bizimkileri gördünüz mü?” diyecek oldum. Elindeki deyneği düşürüverdi. Bir hoş olmuştu. Benimkisi iletişim kurmaktı. Babası kara kuru biri de olsa yaman adamdı; zamanında sendikacıymış. Ağabeyi de okullu biriydi, Nazım Hikmet kitapları elin geziyordu…
Bir arkadaşım da bana, Bonhof, diyordu. Benden kısaydı. Ayaktopu takımında top koşturuyor, savunmada oynuyordu. O oyun en güncel konuların başındaydı. Bonhof da o sıkı yer tutuşu ve boylu poslu yapısıyla Alman Ulusal Takımı’nda savunmada yer alıyor, adından da söz ettiriyordu.

O arkadaşımla omuz omza birlikte yürürken benim de kendimden söz edildiği günler olduğundan öğlesi bir ilişkilendirmede bulunmayı yeğliyordu.
Dilin kemiği mi var; yakın çevremdeki bazı arkadaşlarım da beni, sinemamımızın ve fotoroman dünyamızın o ünlü kötücül hallerin oyuncusu Süheyl Eğriboz’a; Sütçü’ye de benzetip gülüşüyorlardı. Canları sağ olsun.
İnceliğim öğlesine belirgin ki İstanbul’da ünlü KİP giyim mağazasındaki arkadaşım, benim o halimle, manken olmamı öneriyordu.
Devlet kapısı, bize de aralanıp bir de aile kurunca ancak o zaman ete kemiğe bürünebilmiştik; yadsımam.
Yeni evlendiğim sıra köyümüzde yakınımız kızlar da, aralarında, benim, sinema oyuncusu Engin Çağlar’a benzerliğimi konuşmuşlardı; duymuştum.
Giyimi kuşamı seven, bakımlı olmay önemseyen bir arkadaşımız da -kendisi boy yoksunu idi- yolda yolakta denk geliverdiğimizde, beni, Fransızların ünlü sinema oyuncusu Alain Delon’a benzetir olmuştu.
Burada bir tanıdık kadın da, beni, Çizgi Roman Kahramanı Karaoğlan tiplemesiyle ünlenen Kartal Tibet’e benzetmekteydi.
İnternetteki o yaygın toplumsal iletişim ağıma eklenen bir hemşerimiz de paylaşımlarıma değinerek, “Biz, sizi, kendimize örnek aldığımız yakışıklı ağabeyimiz olarak biliriz.”demekteydi.
Küçük oğlum ise, o sayfama koyduğum delikanlılık resimlerimden biri için, “Babam, Brad Pitt gibi.” demişti.Sinema ile ilgililerimiz o kişinin kim olduğunu sanırım bileceklerdir.
İlkokulu birlikte okuduğumuz, İstanbul’daki arkadaşım da bir toplu halimizde, benim için Kung Fu dizisiyle ünlenmiş David Carradine adlı oyuncu benzetmesinde bulunmuştu. Görüntüm ve tutumlarımla bir bağ kurduğuna kuşku yoktu.
Emekliliğim sonrası bir kıyı işletmeciliğinde tanıştığımız, oyun arkadaşlığı da yaptığımız biri de, salt güldürü olsun diye beni ille de Hüseyin Baradan ile ilişkilendirmeye kalkışır. Onun sinemamızın siyah beyaz dönemlerinde ünlü biri olduğunu belirtmeme ise sanırım gerek yoktur.
Birlikte aynı hayalleri kurduğumuz elli yıllık arkadaşım da görüntülü bir telefon konuşmamızda “Clint Eastwood gibisin.” demişti. Biliriz; o da, “Bir Avuç Dolar İçin”, “İyi, Kötü ve Çirkin” filmlerinin o unutulmaz oyuncusudur.
Çevreniz, sizinle olan ilgili derecesine göre bilgi birikim, donanımlarına koşut biçimde ilişkilendirme ve benzetmede bulunurlar. Bunun için para pul da gerekmiyor. Salla gitsin! Demem o…
Herkese iyi haftalar…

1248 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır

Warning: file_get_contents(): http:// wrapper is disabled in the server configuration by allow_url_fopen=0 in /home/gccezzjx/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV2/lib/kurlar.php on line 38

Warning: file_get_contents(http://api.habermatik.net/v3/d/index.php): failed to open stream: no suitable wrapper could be found in /home/gccezzjx/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV2/lib/kurlar.php on line 38
DOLAR
EURO
BIST
ALTIN

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2021 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle