Hoşgeldiniz  
..................................................... ..................................

KÖŞE YAZISI DAVUT FEN KARIN ŞİŞKİNLİĞİ!

Erkan Ilik | 18 Kasım 2021 | Genel, Güncel, KöşeYazar, Kültür, Manşet A- A+

KARIN ŞİŞKİNLİĞİ!
Benim indimdeki saygınlığını tümden yok etmiş olduğu için selâmı sabahı kestiğim gibi karşılaştığımda da artık görmezden geldiğim biri var(!). Kendisini son gördüğümde tavrım aynısıyla öyleydi. Beni görmeme olasılığını da hesaba katmıştım. Neyse artık işte; ben kendisine karşı tavrımı belirlemiş bulunuyorum.
Yeni de Çaybahçesi’nde otururken birileriyle yanımızdan geçiyorlardı. Beni görüp “Senin anladığın dilden konuşacağım.” diye parmak sallayıp ötemize geçtiler. Ben de söylenmeden duramadım.
Olay neydi, diye meraklanacağınızı hiç bilmez miyim; ben de zaten o boyuta yeniden döneceğim, merakta kalmayacaksınız. Hele bir boyuta daha değinivereyim.
Bayağı bir zaman önceydi. Memleketten çıkıp gitmekte üstelemiş, kendimi buralara nasıl nasıl atmıştım. Ta okul yıllarımızdan tanıştığımız bir arkadaşım da peşime takılmış idi.
Ona göre de “Attan inip eşeğe binmiştik.” Çalışma ortamımız o denli kötüydü.
Emekliliği hak etmeme sayılı yıllar ancak vardı.
Tekin biri değilim ya(!) bulunduğumuz o küçük beldede tek yaprak da olsa bir gazete çıkarılmasına önayak oldum; işin başı da sonu da benim. Bir de işin içinde avukat var(*).
Çok geçti geçmedi, ülkede bir haller oldu. Kurum yönetimimizde de değişim vardı. Memleketimizde görev yapmış bir müdür ilimize Bölge Müdürü yapılmış, Antalya’ya da seminere gelmişler, dönüşlerinde de bize uğrayacaklarmış.
Dedikleri gibi araçları ile de çıkıp geldiler. Yanında da ilçelerimizde kurulu işletme müdürlerinden beşi var. Azıcık söyleştik. Bölge Müdürü işletme müdürlerine dönüp “Bunlar bizim memurlarımız” deyip ikimizi onlara tanıttı. “Bunları geri alalım.” diye de iyi niyetini ortaya koydu. Sonrasında kısa zamanlı bir gezi yapıp kendilerini yolcu ettik.
İşe girmek için uğraşan arkadaşımın eşi de kendilerinin daha önce çalışanıydılar; o boyutu iyi biliyoruz. Kadın, hemen yine, işe alınırım, umuduyla hareket ederek, eşini bile geride bırakıp gitmişti. Arkadaşım ise o aralarda fileli bir top oyununda bileğini kırmış, ben de olayı o gazetemizde haber yapmıştım. Sonrasında da Çalışan(!) Şefi olan arkadaşımız da kolunu kırmış; “Sakın haber yapma.” diye de beni uyarmıştı. Ben yine de haber yapmıştım.
Bana öyle bir içerlemiş ki dairede kapımdan geçerken hınçla bana parmak sallar olmuştu.
Arkadaşım ise atama işini yoluna koyup o sargılı kollu haliyle eşyasını yükletip gitmişti; o tanış Bölge Müdürümüz çağrısına uyarak dönmeyi yeğlemişti.
Benim için ise “Dönmez o.” diyorlarmış.
Nitekim öğlesi bir düşünceyi hiç aklımdan geçirmedim; dönmedim(**).
Ne var ki benim de buralardaki sıkıntılarım giderek arttı.
Çalışan Şefi kapımdan geçerken yine parmak sallayıp, tehditler savurunca tepem o sıra atıverdi. Bağırıp çığırdım, bir güzel efelendim de efelendim!
Gerisi elbet uzun öyküdür(!).
Başlangıç olayımın açılımına döneyim. O kişiyle bir araya geliverdik. Aslında onun yanına değil, kendisini bir arkadaşıyla bıraktığım arkadaşın yanına yeniden dönmüştüm; bir diğeri ayrılmış, o kişi oraya gelmiş. İkisi birlikteler. Sevecen yaklaşayım istedim, ona dokundum. Arkadaşım da, “Aferin işte böyle olacak.” dedi. Kişi ise öfkesi burnunda; bize söz mü düşürüyor? Sözde kendisini aşağılamış, hakaret etmişim. Konuşuyor da konuşuyor. Biz onun söz arasına bile giremiyoruz. Her söze girişimimizi kestirip atıyor. Ötemizdeki masalar insan dolu.
Olayın iç yüzü şu: Kişi köşe yazıyor. Benim yaptığım gibi de bu yazılarını toplumsal iletişim ağında paylaşıyor. Birbirimize ekliyiz. Ben de görüyorum. Önce bir genel tablo serimi yapıyor. Sonra bir giriyor; ünmeden kesmeden Atatürk de Atatürk! Örgüt tepe yönetimi hiç oralı değilmiş. Atatürkçüler dışlanmışlar. O yüzden ille de Genel Başkan’ımıza sözü getirip demediğini bırakmıyor. Örgüt üyeliğimizden çekildiği için de atıp tutmasında sınır yok. Ben de bu tutumunu hoş bulmuyor, “Karşıtlarımızın değirmenine su taşıyorsunuz.” diyorum. “Meclisi Üyesi olsaydınız, yine o türden eleştirlerde bulunacak mıydınız? Oyun dışı kaldığınız için mi böyle hareket ediyorsunuz?” diye de ekliyorum.
Fethiye’mizin ve o kişinin(!) ciğerini bilen önde gelen bir arkadaşımız da benim bu sözlerimi beğenmiş, kendisini de arkadaş olarak eklememi istemiş.
Ben de konuşmamızda o arkadaşın sözüne yer verip “Haydi beni bırak, arkadaşın da beni doğruluyor.” diyorum. Cinleri daha da tepesine çıkıyor. O andığım kişiye de verip veriştiriyor. Arkadaşımızı da uyarıyor: “Sakın bizi uzlaştırmaya kalkma.” diyor. Zaten onu da konuşturmuyor. Ona göre ben zaten değişimci biriyim. O, değişimciliğin de ….na koyuyor. Benim ağzım büzülmüş torba mı ki; ben de aynı dili yeğliyorum. İşte o ara öfkesi de tavan yapıyor. Bir çılgınlık yapacak ama o kadar da salak değil. Artık sen bilirsin, der gibi olunca, huzuru hepten kaçan arkadaşım, “Kalkalım.” diyor. Birlikte kalkıyoruz.
Bütün ilgim, bir zamanlar aynı doğrultuda hareket edişimiz kaynaklı; kendilerini yazmaya yönlendiren benim. Nasıl yazması konusunda bilgilendiren benim. Kadın dava arkadaşlarımıza nasıl bir konuşma yapacağı konusunda danıştığı kişi de benim. Kahvede, evine götüreceği sıra, bir bidon şarabı açarak birlikte içtiği ve uzunca söyleştiği kişi de benim. Kızının düğününe de çağrılı olup gidenlerdenizdir. Öfke baldan tatlı (!); bilmez miyiz. “Sen kim oluyorsun da beni aşağılıyorsun!” algısı içinde olan biriyle bir zamanlar yolumuz kesişmiş işte. Elden ne gelir?
Ha, şunu da dedim kendilerine: “Eğer hakaret edip seni aşağılamış isem, aç davanı, beni mahkûm et.”
Yok, öyle küçük şeyler için dava açamazmış. “O zaman niye büyütüyorsun ki?” de dedim. İle de zeytinyağ gibi üste çıkacak ya, hemen o sözünden de geri çark etmeyi yeğliyor. Bizim bu konuya denk düşen özlü söz şöyledir: Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşmazlar.
Eh be adam, ben, seni eleştirmeyeyim de kimleri eleştireyim! Bu kadar ilgi göstermişim. Ne halin varsa gör mü demeliyim. Neyse işte uzun aralarla bile olsa bende de öfkelenme oluyor; yukarıdaki ara değinmem de onun içindi.
Herkese iyi haftalar…
___________
(*) Avukat Ali Gönen.
(**) Olayları bu kadarcık anlattığıma bakmayın; işin içyüzü koca “Kıyıya Vurmak” adında koca bir romandır

474 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır

Warning: file_get_contents(): http:// wrapper is disabled in the server configuration by allow_url_fopen=0 in /home/gccezzjx/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV2/lib/kurlar.php on line 38

Warning: file_get_contents(http://api.habermatik.net/v3/d/index.php): failed to open stream: no suitable wrapper could be found in /home/gccezzjx/public_html/wp-content/themes/HaberMatikV2/lib/kurlar.php on line 38
DOLAR
EURO
BIST
ALTIN

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2021 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle