BÜYÜK YIKIMLAR KARŞISINDAKİ HALİMİZ
Başımızdaki yürütme erkinin tutumunu başat tartışma konusu yapar dururuz.
Bunun nedeni ise çok açık.
Çünkü kıyaslama yapıyoruz.
Geçmiş dönemlerde de büyük yıkımlar yaşanmış. Üstelik ilçemiz de bunlardan biri. Bizim zamanımıza denk gelenler de var. Saat saat, gün gün, haberleri verilmişti.
Biz, Hınıs-Varto Depremleri’ni radyodan duyup öğreniştik. O yıllarda çocuktuk.
O yıkıcı etkileri çok büyük, kapsama alanları çok geniş olan Marmara ve 6 Şubat Depremi’ni ise, iyi biliriz. Zaten de unutulacak gibi değillerdir. O büyük yıkımlarla baş edemediğimizin gizli, saklı yanı da yoktur. Kazazede mağdurlarımıza, gerektiği gibi sahip çıkamadığımız çok açıktır. Yöre halkının sıkıntılarına, son veremediğimiz gerçeği ile halen de yüz yüzeyiz. O boyut, başat olma özelliğini koruyor.
Bu yaz da tekin geçmiyor. Geçmiş yıllardan ayırt edilir özellik yaşıyoruz. Ülke ölçeğimizde, genişlik ve verimlilik nitelikleri yönünden, yeterli oranda olmayan, orman varlığımız, çıkan ya da çıkarılmış(!) yangınlarla daha da eksildi.
O yangınlar, iki ayağımızı bir pabuca da soktu. 12 can kaybı bile verdik. Söndürme işinde resmen çuvalladık. 5-6 gün süren yangınlar oldu. Gönüllü kişilerin, akan o görüntüleri gözlerimizi yaşarttı. Yerdeki alevlere, giysisini vuran kentli kızlarımız da vardı.
Köylülerimiz ise, su dolu ilaçlama tankları ile yangına çıkıp gelmişlerdi. Sırt tulumbalı olanımız bile oradaydı. Yangın Havuzları’na su çekilmişti.
Bu türden videoları, denk getirip ilgili internet ortamımda, günlerdir paylaşıyorum.
Dünyanın diğer yerlerindeki, yıkıcı deprem, toprak kayması, sel ve fırtınalara ilişkin akan, görüntülerini de paylaşıveriyorum.
Çin’de yaşanan, büyük, yıkıcı doğa olaylarında, askerlerin katıldığı kurtarma, enkaz kaldırma ve ortalığı temizle görüntüleri de var. Askerlerin, o içten çabaları, duygu yoğunluğuna neden oluyor. Ayrılılarken, kadınlar, boyunlarına onur nişanesi doluyorlar; hediye, yiyecek sunumları ile hoş bir uğurlama yapıyorlar.
Asıl diyeceğime geleyim.
O büyük yıkımlarımızda, askerlerimiz niye ortalıkta hiç görünmediler? Hangi akılla o büyük gizilgüçtem yararlanmadık? Öylesi el altı, hazır bir güç, komuta kademesi, nasıl olur da o soğuk kış günü, harekete geçirilemez?
Ormanlarımız, cayır cayır, günlerdir yanarken, askerlerimiz, araç ve gereçleriyle neden ortalıkta boy göstermekten uzak tutuldu?
Biz, şimdi, Diyanet’in, o türden, olası belalara derman olmak için yapacağı yakarıya(!), dudak bükmeyelim de ne yapalım?
Herkese iyi haftalar…























