Merhaba Değerli Okurlarım
Bir ülkenin ekonomisinde pazarda az bulunan ürün ya da hizmetin fiyatı, bol bulunan ürün ya da hizmetler karşısında görece pahalı olmalı değil mi?
Sizce Türkiye’de bu durum böyle mi?
Tabii ki ülkedeki üretici sektörlerin yüksek rekabet gücüne sahip olup ihracat yaparak ekonomiye dış alem geliri sağlaması kaygısıyla hareket eder. Yani üretim maliyetlerini düşürme çabaları çerçevesinde enerji fiyatlarının da düşük kalması için çabalar.
Ama bu çabaların da bir sınırı olmalı değil mi? Öncelikle bunu kullanarak elde edeceğiniz katma değerin ne olduğuna bakarsınız. Şayet, bir ürünü ortaya çıkarırken elde edeceğiniz katma değer, bu amaçla kullanacağınız enerjiye ödeyeceğiniz ithalat faturasının üzerindeyse ortada bir sorun var demektir.
Örneklerle ilerleyelim. Diyelim ki mermer üreticilerine rekabet avantajı sağlasınlar diye ucuz motorin veriyorsunuz. Eğer mermer ihracatından elde edeceğiniz döviz girdisi, petrole ödeyeceğiniz ithalat faturasını karşılamayacaksa bunun bir anlamı olmaz.
Aynı şekilde, görece yüksek enerji tüketen fayans, seramik ve porselen üretim tesislerine düşük fiyattan elektrik kullanma imkanı tanırken de bir ölçünüz olmalı. Bir kere, söz konusu sektörlerin elektrik ihtiyacını Rusya, İran ve Azerbaycan’dan ithal ettiğiniz doğal gaz ya da Kolombiya, Güney Afrika ve Avustralya’dan ithal ettiğiniz kömür ile üreteceğinizi aklınızdan çıkarmamalısınız.
Benzeri bir karşılaştırma, enerji yoğun bir sektör olarak bilinen demir çelik için de yapılabilir, yapılmalı. Dışarıdan ithal ettiğiniz enerjiyle yine dışarıdan ithal ettiğiniz hurda demiri işleyip sonra bundan yüksek ihracat geliri elde etmeye çalışmak ne kadar anlamlı diye sormak lazım.
Özetle Değerli Okurlarım,
Enerji kaynaklarında şuan için dışa bağımlı bir ülke olarak, bu kaynakların ya da benzerlerinin içerideki fiyatını yapay yollarla ucuz tutarak ülkeye rekabet gücü kazandıracağımızı zannetmeyelim.
Gerçek rekabet gücü teknolojiden, verimlilikten, yenilikten, inovasyondan geçer…
ENERJİNİZ BOL OLSUN…






















