KARŞIT KESİMLERİ BİRLEŞTİREN KARAR – DAVUT FEN
Ülke gündemimiz Kurban Bayramı öncesinde birdenbire değişiverdi. Öncelikle başat karşıt seçilmişlerimizi yerinden hoplatan bu kararın zamanlamasının özenle seçildiği de çok beşiydi. Bu karar, gündemi öylesine etkilemişti ki güçlü bir bomba patlaması derecesini akıllara getirdi.
İşin türlü boyutu vardı.
Neredeyse bir çeyrek yüzyıla varan, gerici yaşam tarzını baş tacı eden tavrıyla, Osmanlılığı yücelten yanıyla ön alan bu yürütme erki ile yasama gücü artık ömrünü doldurdu, son buluyor demiştik. Oysa hiç de öyle olmadı; son genel seçimler, sözde çok az bir yüzde oranıyla yine kaybedilmişti.
Karşıt kesimlerde, yeni bir seçimde sandık başına gidecek heves bile kalmadığı görülmüştü.
İşte o aşamada beklenen olmuş, seçimlere yeni bir hevesle asılacak, görece genç dava yol arkadaşları ön almışlar, işin başına geçmişler, yeni umut olmayı başarmışlardı. Onlara da gün doğmuş, yerel genel seçimler karşılarına çıkıp gelmişti. Sonuçta da sınırlı kıyı, köşelere sıkışıp kalmış olmanın ötesine geçilmişti. Yurdun dört bir yanındaki il, ilçe, belde belediye başkanlıkları kazanılarak büyük bir başarı elde edilmişti. Bu şapka çıkartılacak bir başarı öyküsüydü. Çünkü bu başarı, tüm devlet olanaklarını sınır ölçüde kullanımına karşı, kazanılmıştı. O yüzden hazmedilmesinin hiç de kolay olmayacağı belli olmuştu.
Nitekim çok geçmedi, yürütme erki o ünlü Borçlu Belediyeleri Silkeleme hareketini başlatmıştı. Eli darda olan yürütme erki, o boyutu gerekçe göstererek Tasarruf Önlemleri Uygulaması’na da geçti. Asıl hedefinin ise kaybettiği yerel yönetimler olduğunu da gizleyemedi. İçte borçlanamayan karşıt belediyelerin, dış kaynaklardan çok daha ucuza borçlanabilmelerine de izin verilmemişti.
Daha kötüsü de yapıldı. Onca belediye başkanları, türlü suçlamalar ileri sürülerek tutuklandılar. Aileleri bile işin içine katıldı. Bazı önde gelen başkanlar saf değiştirmeyi yeğlemişlerdi. Tüm o suçlamaların da aynı dava yol arkadaşlarınca yapıldığı söylemleri çok konuşuldu. Kurultay yenilgisi ile oyun kuruculukları sona eren sözde örgüt ileri gelenleri hiç boş durmayıp delegeler haksızca yönlendirildi, denilerek, arsızca dava açma yoluna gittiler; o çekişilen yürütme erkinin, değirmenine su taşımış olmayı bile umursamamışlardı.
Kurultaya gidildiğinde seçilmek için delegeler etkilemeye çalışılmayacak da başka ne yapılacaktı? Sahte oy kullanılmış mı? Oy sayımında hile var mı? Kurultayın oluşum süreci sakatlanmış mı? Sonuçlara karşı çıkılmış mı? Seçilmiş olanlara gerekli belgeleri verilmiş mi? Bütün bu sorulara, hayır, deniliyorsa, işin içindeki puştluk nerdeydi?
Vay efendim, “Ben, arkamdan hançerlendim!” İyi de karşınıza çıkan kişi, o seçim yarışına yeşillik olsun, diye mi girmişti? Üstelik seçilmiş olması sonrası girdiği ilk yerel genel seçimlerden örgütünü birinci yaparak dosta düşmana parmak ısırtmıştı.
Haydi, şimdi yediğiniz o halttan sonra, gelin de insan içine çıkın bakalım, çıkabilecek misiniz?
Bakınız, sizin zamanınızda türlü pazarlıklar sonucu yanınıza yörenize sokulan diğer karşıt dava örgüt genel başkanları şimdi kendiliklerinden o dava ettiğiniz genel başkanın yanında yer alıyorlar. Çünkü seçilmişliklerine ket vuruldu; yaşanan olay olgusu yalnızca bir yeri etkilemedi.
Ülke gidişatı her yönüyle kötü etkilendi. Artık neyi seçeceğimizin de kimi seçtiğimizin de önemi bile kalmadı gibi olmuştur. Bu kötülüğün başat kişisi konumu haklı olarak siz yapılacak, öğle yaftalanacaksınız.
Umarız tez zamanda işler yoluna sokulur, umutlarımız yeniden yeşerir, geleceğe daha bir güven duyarak bakarız. İyi haftalar…
Not: Sevgili Belediye Başkanımız Alim Karaca’ya yapılan silahlı saldırıyı şiddetle kınıyor, kendilerine geçmiş olsun diyor, tez zamanda sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz. Bir zaman önce kendilerine de açtığım olası bir saldırıya karşı, özel yakın koruma edinmesi önerisinde bulunmuştum. Bu bir yazar öngörüsü idi. O öngörümde haksız çıkmış olmayı dilerdim.
















