İYİLİK, KÖTÜLÜK ve RASKOLNİKOV ÜZERİNE
Gazetelerin, iç karartan, yaşam sevincini törpüleyen haberleri arasına sıkışmış, küçücük bir paragraf dikkatimi çekti geçenlerde. Ülkemizin yüz akı edebiyat dergilerinden Notos, en önemli roman kahramanlarını seçmiş. Dostoyevski’nin ünlü Suç ve Ceza’sının unutulmaz kahramanı Raskolnikov birinci, Don Kişot ikinci, Tolstoy’un AnnaKarenina’sı üçüncü olmuş.
295 değerlendiricinin 367 roman kahramanı arasından seçtiği bu üç kahraman da analizi ve anlaşılması zor şahsiyetler. Don Kişot belki de en popüler olanı, kötülüğe karşı savaşında mizahi ögeler taşıdığı için. AnnaKarenina tahlilinin altından kalkabilmek, yasak aşkı ile kocası, kendi düşünceleri ve dönemin tabuları arasında sıkışmış bu müstesna kadını anlamak bizlerin boyunu aşan psikanaliz derinliği gerektirir kanımca.
Birinci seçilen Raskolnikov bu ödülü binlerce kez haketmiş bir roman kahramanı. Haberi okuduğumda, dört yıl önce, sokaklarını, kanallarını günlerce arşınladığım Saint Petersburg’da buldum kendimi. Rutubet kokan bir odada elinde iri bir balta ile Raskolnikov’unyaşlı bir kadını parçalamasını hatırladım.
Raskolnikov’un katile dönüşmesi gördüğü bir rüya ile başlar. Sahibinin de içlerinde olduğu sarhoş takımı bir atı kafasını ezerek öldürür. Atın sahibi, atın kendisine ait olduğunu ve ona istediğini yapmakta özgür olduğunu söyleyerek savunur kendini. Beyninde filizlenen bu savunma tarzı, giderek dal budak sararak kahramanın hayata bakışına egemen olur.
Tefeci, yoksullara faizle para vererek, ellerindeki son mallarına da el koyan lanet, yaşlı bir kadını öldürmeye karar verir. Yapabilme özgürlüğü, kötü bir kadının yok edilmesini, bu suretle yoksul insanların intikamını alacağı meşru bir mahiyet kazanır Raskolnikov’un iç dünyasının girdaplarında. Bu düşüncelerle kendinde suç işleme eğilimi geliştirir ve insanlar içinde “ tahtakurusu “ olarak nitelediği, kötü fakat savunmasız yaşlı kadını öldürür.
O’na göre suç; düzenin bozukluğuna başkaldırıdır. İnsanların bir kısmı sıradan, bir kısmı ise olağanüstü yetilere sahiptir ve sıradan insanlar üzerinde tahakküm kurmaya hakları vardır. Onlar, ( olağanüstü insanlar ) sürekli yasakları delerler, mevcut düzeni yıkma gayretindedirler. Sıradan insanların yasa dışına çıkmaya hakkı yoktur, düzene kayıtsız şartsız itaat ederler, olağanüstü insanlar ise yasaları çiğnerler ve kendilerince yasalar öngörürler.
Dostoyevski’nin 1866 yılında yayınlanan Suç ve Ceza romanı, özellikle kahramanı Raskolnikov’un düşünceleri, yüz elli yıldan bu yana edebiyat ve psikoloji yetkinleri tarafından tartışılıyor.
Dedim ya; günümüzün iç karartan gri haberleri arasında ezilip, büzülüp minik bir manşete sıkışmış bir haberdi, ama; 150 yıl öteden günümüze uzanan bir fener, bizi iyilik, kötülük, iç huzuru ve vicdan gibi kavramları irdelemeye çağırıyordu bizleri, günümüzü anlamak adına.
Dürüst olmak gerekirse, Suç ve Ceza romanını tekrar okumak için harcayacak vaktim yok. Ama; sizler de benim gibi, koltuğunuza gömülerek, Suç ve Ceza filmini izleyip, Raskolnikov’un çarpık ve sarsıcı düşünceleri ile hemhal olup, gündemimize dokunan sıkı bir ufuk turu yapabilirsiniz…
Evet, doğru ve yerinde bir seçim yapmış bence Notos dergisi, zira,Raskolnikov; Don Kişot’tan, AnnaKarenina’dan ve buhran dolu EmmaBovary’den çok daha çetin bir roman kahramanıdır ve hınzırca göz kırpar bizlere yüzelli yılın ardından…


















