Bu gün 70 doğa yürüyüşçüsü kadın, servislerle İnlice koyuna doğru yola çıktık. Günlerdir yağan yağmurdan sonra açan güneş ve mis gibi toprak kokusuyla bütünleşmiş hava eşliğinde keyifli bir güne başlamıştık.İnlice koyuna gelince servislerden inip yürüyüşe başlamadan önce her zaman yaptığımız gibi yanımızda getirdiğimiz kahvaltılık ve çaylarla kahvaltı molamızı verdik.
Bu noktadan itibaren yürüyüşümüze başladık. Tamamı toprak orman yolu olan güzergâhımız iki kilometre civarı düz şekilde devam ederken yağmur sonrası toprak kokusu ve çiselenmiş bitki örtüsü eşliğinde İnlice’ye bağlı küçük yerleşim bölgesine kadar devam etti. Yerleşim bölgesinden sağa doğru dağa çıkış kısmına gelmiştik. rampa şeklinde devam eden orman yolundan yukarıya doğru devam ediyorduk..bundan üç yıl önce dere ve şelalelerinin bize eşlik ettiği bu güzergah birkaç yıldır yağışların azalması, küresel ısınma sebebiyle tamamen kurumuştu ..dere yatakları bomboştu..dağa doğru yükseldikçe inlice kuşbakışı şeklinde aşağıda kalmıştı.. Düz yokuşun bitiminden sonra sola doğru paralel hafif rampa şeklinde yolumu devam etti. Toplam 12 kmlik yürüyüşümüzün 5/2 yokuşlu ve yorucuydu ama dağların sultanlarına vız gelirdi. Ara ara verilen kısa nefes molalarında bile müzik eşliğinde oynayıp eğlenecek kadar formda ve enerjiklerdi.
Artık dağın en yüksek noktasına gelip dağın öbür yamacından inişe geçme zamanıydı, yolun solundan girdiğimiz patika bizi aşağıdaki toprak yola getirdi. uzaktanda olsa deniz görülmüştü. Etrafımızı tamamen çam ağaçlarıyla orman çevrelemişti inişe doğru devam ediyorduk. Ve sonunda düze ulaştık. bu noktadan itibaren vadi içinde devam eden yürüyüşümüz öğle yemeği molasını vereceğimiz kurumuş dere yatağı ve etrafını çevrelenmiş günlüklü ağaçlarına ulaşana kadar tempolu bir şekilde devam etti. hepimiz enerji kaybetmiş güzel ,temiz havanın etkisiyle de oldukça acıkmıştık.. mola yerine ulaşınca hemen sofralar kuruldu, ateş yakıldı müzikler açıldı.şımarmayı kendimizi ödüllendirmeyi hak etmiştik.. Zaten günlüklü koyuna da 2 km civarında bir uzaklık kalmıştı. Bir saat süren molamızı keyifli bir şekilde noktalarken yakılan ateşler dikkatli bir şekilde söndürülmüş, çöpler yanımızda götürülmek üzere toplanmıştı… Bu noktada dere yatağının sağında ve solunda ikiye ayrılmış yolun solundan ilerleyeme başladık. Planlarıma göre yoldan bir süre ayrılıp günlüklü koyuna kuşbakışı görüntüleyeceğimiz tepenin ucuna gideceğimiz patikaya girecektik. Ama yol boyu dizilen arı kovanları o dar patikaya da içe doğru dizilmiş geçişimizi tehlikeli hale sokmuştu bu yüzden grubun güvenliği açısından bu işten vazgeçmek zorunda kaldım. Orman toprak yolundan devam ederek günlüklü koyunun girişine inen sağdaki yoldan inişe geçtik… artık yürüyüşünün final bölümüne gelmiştik.Şimdi günlüklü ağaçları ormanın içine giriş yapıp sonbaharın tüm görsel güzelliğinin tadını çıkarma zamanıydı..gökyüzüne doğru uzaman günlüklü(sığla) ağaçları mis gibi koku veriyordu etrafına..orman içinde fotoğraflama yaparak koya doğru ilerliyorduk.. Yaklaştıkça gazel yapraklarının yerini yeniden canlanan doğa ve yeşeren çimler iki mevsimi aynı anda yaşamak gibi gülümsüyordu bize.
Günlüklü koyunun sahilinde semaver çaylarımızı demleyerek, çayımızı içip bu muhteşem günün bitimini keyif içinde sonlandırdık.
KÖŞE YAZISI; MİHRİBAN ARSLAN








































