CUMHURİYET, TAM BİR “YENİLENME VE AYDINLANMADIR”
Sayın Emine Erdoğan; Cumhuriyet, 90 yıllık bir enkaz değil, “90 yıllık bir Aydınlanmadır”
On dört yıldan bu yana cumhuriyetle uğraşıyorsun.
Cumhuriyet hala ayakta…
Ve ayakta kalmaya da devam edecek sayın Emine Erdoğan.
O sizin avuçlarınızı ovuşturarak beklediğiniz yıkılma işini…
Ve de, enkaz dediğiniz yapıyı, ancak İslam coğrafyasında görebilirsin.
Üç güne bir gidip geliyorsun, mutlaka fark etmişsindir.
Ama her nedense söylemek işine gelmez.
Çünkü oralar tam bir enkazdır, evet tam bir enkaz.
Çünkü orada “yurttaş” yoktur, “ümmetler” vardır.
Burası; Laik Türkiye Cumhuriyetidir ve bu ülkede “yurttaşlar” var.
**********
Osmanlı bizim atamızdır, tarihimizdir, geçmişimizdir.
Osmanlı bizim ülkemizdir, yurdumuzdur, coğrafyamızdır.
Osmanlı, sevapları ve günahlarıyla bizimdir.
Buna itiraz eden yok, bunu inkar eden yok.
Bir yurttaş, atasıyla, geçmişiyle, tarihiyle, coğrafyasıyla vardır.
Tarihimizle ve coğrafyamızla bağımızı koparmamız doğru olmaz.
Bunları inkar edersek ayaklarımız yerden kesilir, askıda kalırız.
Yurttaş olamayız, ulus olamayız, devlet olamayız, olamayız oğlu olamayız.
Ancak “Panayır yeri kalabalığı” oluruz.
Bir de Osmanlı’ da olduğu gibi “kul” oluruz, “tebaa” oluruz ancak…
Ümmet oluruz ümmet, insana her şeyi ille de söyletmeyiniz.
Bir kez olsun şu yaşadığınız güzelliklerin kıymetini bilemediniz ya…
**********
Evet Osmanlı bizim geçmişimiz ama…
Kaç fabrika kurmuştur, kaç baraj kurmuştur, kaç traktör, kaç tarım makinesi üretmiştir?
Kaç “tebaasına” okuma yazma öğretmiştir, kaç öğretmen yetiştirmiş, kaç okul açmıştır..?
Kaş müzisyen, kaç ressam, kaç heykeltıraş, kaç sporcu, kaç matematikçi yetiştirmiştir?
Kaç köye yol yapmış, su getirmiş, elektrik götürmüştür?
Kaç kaç kaç..?
Hazır yapılmış “uzay gözlem istasyonunu” top atışlarıyla yerle bir eden bizimkiler değil mi?
O sizin “Enkaz” dediğiniz Cumhuriyet, bakınız kısa sürede neler yaptı…
Önce, Osmanlı’nın bıraktığı “700 milyon altın” dış borcu ödedi.
Üstelik bu işi, yokluk ve yoksulluk yıllarında, savaş yıllarında yaptı.
Biz, Sümerbank dokuma fabrikalarında üretilen “Diril” bezinden kesilen giysiler ile büyüdük.
Analarımız, “Nazilli Basması” giyerek düğüne derneğe gidebiliyorlardı.
Evet; Osmanlı’ nın altı yüz yılda yapmadığını, senin beğenmediğin Cumhuriyet, altmış yılda yapmıştır.
Cumhuriyet bu sürede “ümmetten, tebaadan”, “yurttaş” yetiştirmeyi de başarmıştır…
En zor olanı da budur, ancak bunu bile başarmıştır, ne yazık ki “İstisnaları” vardır, olabilir…
Cumhuriyet’in bu kısa sürede yaptıklarını, şu anda iktidarda bulunan parti, on dört yıldan beri satıyor. Hala bitiremedi, bitiremediniz…
Hariçten yazılıp elinize tutuşturulan konuşma metinlerini önce dikkatle okumaya çalışınız.
O süslü lafların çoğu boş laftır, boş..!
**********
“Ateistin kestiği et yenmez. Ateistle evlenilmez…” dedi birileri.
Bir boş laf da, işte bu laftır…
Bu lafı eden de bu memlekette Diyanet İşleri Başkanıdır.
Şimdi bu lafı etmenin ne gereği var.
Bu lafın din ile, iman ile, din adamlığı ile ne alakası vardır tanrı aşkına?
Adam inanır inanmaz, az inanır, çok inanır, ona inanır buna inanır…
Sana ne?
Hesabını sen mi vereceksin..?
Diyelim ki ben “ateistim”…
Benimle evlendiler, kestiğim eti de yediler.
Hiçbir maraza da çıkmadı…
Sokakta her vatandaşımla da iletişim kurabiliyorum…
Ama sen, ancak zırhlı Mercedes’le gezebiliyorsun.
Bir din adamı, niçin zırhlı araçla gezer tanrı aşkına..?
Şimdi sayın başkan, bu lafları bırak, geç bu lafları geç, geç de…
Sen ne yap biliyor musun?
Biiir…
Önce şu Diyanet İşleri Başkanlığına adam alarak diğer devlet kurumlarına “aktarma” işini bırak…
Bu yaptığın, Din Kitaplarında yazmaz, hiç kitap okumadınız mı..?
El alemi aptal yerine koymayınız.
İkiii…
Kadronuzda bulunan “din görevlilerinin” çok iyi “felsefe” okumalarını sağla…
Din, bir felsefe işidir, düşünme işidir, din, felsefeyle yürür…
Biraz “Matematik ve Mantık da” öğrensinler. Her şeyin temeli, matematiktir…
Biraz “Astronomi” bilsinler, insanın ufkunu açar…
Evren nedir, nerede yaşıyoruz, bu işin başı sonu nedir? bunları bilmek iyidir…
Bak, “Evrim kuramı da” süper bilgiler deryasıdır.
Dinler Tarihi, Bilim Tarihi gibi konular da önemlidir…
Yoksa; sade vatandaşın zaten bir çoğunu bildiği konuların içine biraz Arapça karıştırarak…
Devamlı yineleyip durmakla, “İslam’da kaliteyi” yükseltemeyiz, kalite önemlidir…
Diyanetin gelirlerini bu yönde harcayınız, hem kurumu yüceltir hem de İslamiyet’i yüceltirsiniz…
Siz önce, inananlara “kaliteli din hizmeti” vermeye çalışınız…
Ne yapıyorsun ateisti, ötekini berikini, ateist işini bilir?
Herkes kendi hesabını verir veremez, boş ver bunları da…
Sizin uygulamalarınız nedeniyle, neredeyse “dinden imandan çıkanlar” var, onlara kulak ver..!
Şunu da söyleyelim: İbadetin en kalitelisi ancak Laik Devlet ve Toplum yapısında yapılabilir.
İslam ülkelerine gittiğinizde aslında bu durumu görmüşsünüzdür de…
Bunu konuşmazsınız…
Sizin yerinizde olsam; Laikliği en fazla ben savunurum…
Sizin yerinizde olsam, ibadetin dilini Türkçe yaparım.
Vatandaşın ana diliyle ibadet yapmasını sağlar, tarihe geçerim.
Ama nerede öyle yürek..!
Şunu da bilelim: Bu millet, ibadetini Arapça üzerinden yaptığı sürece, sırtı yerden kalkmaz…






















