Çöpten Ekmeğini Kazananlar – Ebru Oğuzhan Yeter
5 Haziran Dünya Çevre Günü, çevre sorunlarını konuşmanın yanı sıra bu sorunların insan hayatına yansıyan yönlerini de hatırlamak için önemli bir fırsattır. Her beş haziranda güncel olarak bu konuya dikkat çekmeye çalışıyoruz.
Büyük şehirlerin sokaklarında her gün karşılaştığımız atık toplayıcıları, aslında yıllardır görmezden geldiğimiz sosyal bir gerçeğin parçasıdır. Son yıllarda ekonomik zorlukların artmasıyla birlikte bu manzara daha da görünür hale gelmiştir. Bir yanda geri dönüşüm ekonomisine katkı sağlayan, diğer yanda sosyal güvenceden yoksun şekilde yaşam mücadelesi veren binlerce insan, ekonomik sıkıntılar içinde bu atıklardan ekmeğini çıkarmaya çalışmaktadır.
Fethiye bölgemizde de bu sayı her geçen gün artmaktadır. Bu insanların doğaya katkısını da göz ardı etmemek gerekiyor
Kağıt, plastik, metal ve cam toplayarak geçimini sağlayan bu insanlar, kayıt dışı çalışmanın, yoksulluğun ve fırsat eşitsizliğinin en görünür yüzlerinden biri haline gelmiştir.
Sorunun çözümü yalnızca yasaklarla mümkün değildir. Sosyal belediyecilik anlayışıyla atık toplayıcılarının kayıt altına alınması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve sosyal güvenceye kavuşturulması gerekmektedir. Çünkü geri dönüşüm sisteminin dışında bırakılan her insan, yarının daha büyük sosyal sorunlarına dönüşebilir.
Öte yandan çevre ve atık yönetimi konusunda da önemli eksiklerimiz bulunmaktadır. Evlerde, iş yerlerinde ve kamusal alanlarda atıkların kaynağında ayrıştırılması hâlâ yeterli düzeyde değildir. Oysa geri dönüşümün başarısı, atıkların doğru şekilde ayrıştırılmasıyla başlar.
Bu nedenle çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren eğitim sisteminin önemli bir parçası haline getirilmesi gerekmektedir. Daha az tüketen, bilinçli tüketen ve geri dönüşüme katkı sağlayan bir toplum oluşturmak zorundayız.
Atık meselesi yalnızca bir çevre sorunu değildir; aynı zamanda sosyal adalet, yerel yönetim ve insan onuru meselesidir.
Dünya Çevre Günü’nün bize hatırlattığı en önemli gerçeklerden biri de çevreyi korumanın insanı korumaktan ayrı düşünülemeyeceğidir. Unutmamalıyız ki çöpten ekmeğini kazanan insanlar da bu ülkenin insanlarıdır. Onları görmezden gelmek yerine hem çevreyi koruyan hem de insanı merkeze alan kalıcı çözümler üretmek hepimizin sorumluluğudur.
Yerel yönetimler “biz yaptık oldu” demek yerine halkın dahil olduğu, gelen önerilerin, fikirlerin değerlendirildiği birlik anlayışıyla hareket edildiği projelerle yola çıkarsa istediğimiz çevre bilincine o zaman ulaşabiliriz.
Ebru Oğuzhan Yeter





















