Çevre Deyince, Bir Durmak Gerekir De…
AVM’ lerdeki cins ve türlerine göre sınıflandırılmış ürünlerin yerlerini gezerken çoğu kez üstün körü bakar geçerim de, o temizlik ürünlerinin önüne geldiğimde ise resmen irkilirim…
Hemen, nedendir acep, diye sorduğunuzu görür gibiyim. Öyle ya, durduk yerde böyle bir sözü niye etmiş olabilirim? Merak edilmeyecek gibi olmadığı çok açık.
İnsanoğlu olarak gidişatımızdan oldum olası kaygılıyım; çevre konusundaki özensizliğimiz bağışlanır gibi değil. Konuyla ilgili bilim adamlarının, duyarlı çevre gözlemcilerinin edindiği verilere bakılacak olursa yok olup giden canlı türlerinin sayısı hiç de az değildir.
Maden arayacağız, diye altını üstüne getirdiğimiz yerlerin haddi de hesabı da yok; doğal çevremiz de giderek bozuldu. O konuda uzağa gitmemize bile gerek yok; Muğla ve yakın çevremiz, mermer ocağı işletmecilerinin delik deşik ettiği dağ bayırdan geçilmez olmuş boyutta. Üzeri boş alanlar neyse ne de özellikle ormanlık alanlarımızın da canına okunuyor olması hiç de bağışlanır cinsten gibi görünmüyor; ortaya çıkan değişim karşısında üzülmemek elde değil.
Diğer yandan, genelde yaşanan toprak, su, havadaki kirlenme, bozulma hiç de az buz ölçülerde değildir. Konuyla ilgili birçok verideki ölçümler de gösteriyor ki artık geri dönülmez eşikler de aşılmış. Hızlı bir sanayileşme içinde olan Çin’in önde gelen büyük sanayi kentlerinde, hava kirliliği nedeniyle, insanlar, caddelerde ağız ve burunlarına taktıkları tıbbı bez maskelerle işlerine güçlerine gitmeye çalışıyorlar. Bu yalnızca Çin’de de görülmüyor; güneydoğu Asya ülkelerinde benzer önlemler alarak hareket etmeye çalışan insan yığınları söz konusu. Sıkıntılı yaşam tabloları gündelik hareketlerin bir yansıması olup çıkmış.
Geçen hafta içinde de Niğde-Bor ilçemizde, bir çevre sorununu, ilin CHP’li Milletvekili yeni yayına giren TELE1 TV ekranlarında, üzülerek dile getiriyordu. O yörede kurulan baraj göletinde kirlilik sınırları çoktan aşıldığı gibi artık gözlere çarpıcı bir biçimde görünmekteydi. Vekilin, sözünü ettiği kirlilik, arıtma sorunundan kaynaklanıyordu. Yeterli arıtma ya da hiç yapılamayan arıtma nedeniyle, yüzeyde akan sulardan yükselen köpükler adam boyunu geçmekteydi. O büyülü köpükler(!) artık hoş olmaktan çıkmışar, sıkıntının kaynağı olmuşlardı. İşte o yüzden, hangi AVM’de üst üste yığılıp dizilmiş raflar dolusu temizlik ürünleri yanından geçsem ya da o tür zengin bir çeşitlilikle karşılaşsam, irkiliyor, bozum oluyorum.
İnsanlığın yüz yıl içinde bulup kullanıma soktuğu bu deterjan ve türevleri, kullanıcılarının gönlünü hoş edip yüzünü ağarttığı gibi genelde de yüzkaramız bir sorunumuz olarak kaşımıza çıkıyor. O deterjan torbalarını inşaatlarda kullanılan çimento torbaları gibi yükleyip yükleyip evlerimize taşıyoruz. Sonrasını hiç hesap eden olmadığı gibi bir de denizlerde balık neslinin niye azaldığından yakınılıyor. Hay aklınızla bin yaşayasınız!
Ben, öylesine hassas ve duyarlı biriyim ki, gençliğimde, bu konuda ilk karşıma çıkan ilgili kitabı(*) satın almış, bir güzel de okuyup merakımı gidererek bilgi sahibi olmaya bakmıştım. Bugünkü yüksek eğitimimim de konuyla ilintili olarak “Mahalli İdareler Yönetimi” alanındadır. O kitaptan öğrendiklerim sonucudur ki, sorunun boyutunun sanılandan da büyük olduğunu öğrenmiştim. O bigi birikimim ve donanımımla, konuya ilişkin saatlerce söylev çekebilir; sayfalar dolusu da yazarak bilgi aktarabilirim.
Edindiğim o bilgiler içersinde gördüm ki, sorunu göz ardı edenlerin başında yine gözünü kazanç hırsı bürümüş, para babaları ve onların en etken konumda oldukları “fırsatlar ülkesi” olarak da bilinen; ileri, gelişmiş ülke (!) başta gelmekteydi. Dünyanın gelişmiş ülkeleri sorunla baş edilmesi konusunda birlikte adımlar atmayı öngörürlerken, kitabın yazarının o ülkesi ki, günümüzde tek dev güç(!) olarak niteleniyor, o konuda resmen ayak sürüyordu. O ülke ancak son geçmiş başkanlarından biri olan; insancıl yönüyle bildiğimiz siyahî başkan döneminde adım atabilmiştir.
Günümüzdeki gidişat oldukça sıkıntılıdır. Atık sorunumuz baş edilmez boyutlardadır.
Dileğim odur ki, çözümler üretmede, bu atık sorunumuz, önceliklerimiz arasında başlarda yer alır.
İyi haftalar…
__________
(*) “KÜRESEL DENGE Ekoloji ve İnsan Ruhu”
Senatör Al Gore/368 Sayfa/ 1993 Baskısı/Sabah Yayınları/İst.





















