Çakıroğlu Süleyman Ağa 2
( Ağa Vurulduğu )
Çakıroğlu Süleyman Ağa 1890-1928 yıllarında BEŞKAZAMIZIN Akdağın’da , Tezlibel’de, Girdev yaylasında , Elmalı’da astığı astık kestiği kestik’tir.
Çakıroğlu Süleyman Ağa yaz aylarında BEŞKAZAMIZIN Akdağ’ı, Darıözü, Çiftlik , Soğucak su, Pırnaz yaylasın’da yaylalar. Kış ayları gelincede Süleyman Ağa seydikemer’in Dere Köyü ulualan’da yaşamını sürdürür.
Ulualan Çakıroğulları’nın bir bakıma karargahı gibidir. 1900 lü yıllarda asker kaçakları, yol kesen ,baş kesen, haraç kesen ne kadar kaçak varsa çakıroğullarının Süleyman ile kardeşi Ali Ağa’ya sığınıp ulualan’da toplanmışlar.
Bu eşkiyalar’dan birisi’de burdur’un Çakal Yörüklerinden, çakal aşiretinden Küçük Hüseyin’dir. Bir gün Çakıroğlu Süleyman Ağa Küçük Hüseyini çağırtır, adamlarını topla Elmalı’da falanca Ağa’nın Konağında 5 kile altın var, gidin getirin der. Küçük Hüseyin’de adamlarını toplayıp yola çıkar sözü edilen ağanın konağına gidip baskın yapılır soygun gerçekleşir 5 kile altını aldıktan sonra küçük Hüseyin ile adamları yola çıkarlar yolda büyük bir ardıç ağacının dibinde buz gibi suyu olan muar’ın kenarında durup ihtiyaç molası verirler. Küçük Hüseyin ile soyguna katılanların içerisinden birisi Küçük Hüseyin’e ; Hüseyin biz soygunu yapıyoruz fakat Süleyman Ağa bize zırnık koklatmıyor, bu böyle olmaz diyerek itiraz eder. İçlerinden bir başkası’da bu altınları aramızda bölüşelim der . Küçük Hüseyin önce itiraz eder, fakat bir süre düşündükten sonra oda , madem öyle bir miktarını alıkoyalım kalanı ‘da Süleyman ağa’ya veririz der. Küçük Hüseyin ve adamları öyle’de yaparlar, 1.5 kile altını ayırıp kalan altını sonra aramıza bölüşürüz diye anlaşırlar , altınları bir yere gömerler . 1.5 kile altını Küçük Hüseyin götürüp Çakıroğlu Süleyman Ağa’ya verir. Çakıroğlu Süleyman Ağa Hüseyin bu nedir , bu altın daha fazla olmalıydı der, Küçük Hüseyin de Ağam bu kadarını bulabildik deyip kestirip atar.
Fakat Süleyman Ağa inanmaz , bu defa bir başka adamını soygun yapılan konağa gönderir, git misafir ol, bu işin gerçek yüzünü öğren de gel diye tembihler. O da atına atlayıp gider soygun yapılan Ağanın konağın’a varır, Ağalar çok uzak yoldan geliyorum tanrı misafiri kabul eder misiniz der, soygun yapılan Konağın sahipleri buyur ederler, Akşam olur yemek yenir, sıra sohbete gelir hoş beş derken tanrı misafiri Ağalar bir şeyler duydum doğrumu diyerek sorar ? Konak sahipler’de doğrudur soyulduk 5 kile altınımızı aldılar der.
Ertesi gün sabah erken saatte Süleyman Ağa’nın adamı atına atlar doğru ulualana döner Çakıroğlu Süleyman Ağa’ya Ağam soygun’dan alınan altın tam 5 kileymiş diye bildirir.
Bu defa Süleyman Ağa Küçük Hüseyinin öldürülmesine karar verir.
Başka bir adamını Küçük Hüseyini öldürmesi için görevlendirir. görev verdiği adamı’da Küçük Hüseyin’in çok samimi arkadaşıymış .
Küçük Hüseyin’i bir kenara çekip olanı biteni Küçük Hüseyin’e anlatır, Küçük Hüseyin’e Hüseyin ben seni görmedim, sende duymadın, çok acele kimseye görünme’den BEŞKAZA hudutlarını terk et der . Küçük Hüseyin başına gelecekleri bildiği için acilen BEŞKAZA,yı terk eder . Önce Denizli’ye gider orada yapamaz oradan’da Muğla Köyceğiz Beyobası Köyüne yerleşir.
Aradan bir zaman geçmiş. Küçük Hüseyin Çakıroğlu Süleyman Ağa’nın kendisine yaptığını bir türlü unutamaz ,mavzerini kaptığı gibi doğru Akdağın Kuruovaya gelir, önce’den dostu ve arkadaşı olan dedeler’in Yusuf’un obasına gelir.
Küçük Hüseyin Dedelerle ile Çakır oğulları arasındaki olanı biteni, Çakıroğlu Süleyman Ağa’nın Yusuf’u vurdurduğunu bildiği için doğru dedelere gelip misafir olur. İstirahat bitince , Molla Mustafa hayır’dır Hüseyin der . Hüseyin’de Süleyman çakıroğlunu vurmaya geldim Dedeler’de ise Yusuf’un ölüm acısı tazecik yerinde durup duru’dur Molla Mustafa henüz 15. 16 yaşlarına gelen oğlu Bekir Sıtkı’yı da Küçük Hüseyin’in yanına verir, Küçük Hüseyin Bekir Sıtkı’yı yanına alır , önce Süleyman ağanın göç vaktini öğrenir’ler bir taraftan da Küçük Hüseyin durmadan mavzeri ile atış talimi yapar. Süleyman Ağa’nın çok sıkı korunduğu’nu iyi bildiği için ateş edeceği öyle bir yer seçer’ki , kaçması da kolay olsun. Göç vakti gelince Tahtacı yurdu olarak anılan, bir adıda (Ağa vurulduğ )denilen yerde Çakıroğlu Süleyman Ağaya pusu kurulur, göç kervanı develer’le önden gider. Arkadan’da Çakıroğlu Süleyman Ağa Darı Özünden komşusu olan Sarı oğlu Durmuş Ali ile yola devam ederler’ken küçük Hüseyin Süleyman ağanın arkasından birazda yüksek bir yerden mavzeriyle ateş eder, kurşun Süleyman ağanın belinden girmiş iç organlarını parçalamış çıkan kurşun orada bulunan bir kayaya isabet eder, mavzerden çıkan kurşundaki kan lekesi kayaya bulaşır . Yörükler buradan gelip geçerlerken buraya ( Ağa vurulduğu ) derler böylelikle önce Dedelerden Yusuf vurulur, yıllar geçer bu defada Çakıroğlu Süleyman Ağa vurulur. Ne derler su uyur düşman uyumaz. Süleyman Ağayı vuran Küçük Hüseyin Süleyman Ağayı vurunca iniş aşağı bir su misali akıp gider , Dere Köyün , Boyalı mahallesine doğru iniş aşağı bırakır kendini Çökek Köyü, Bayır Köyü , Naldöken’den Küçük Hüseyin sanki uçarcasına bir yılan gibi kayarak iniş aşağıya doğru Ören Köyü ‘ne gelir, Ören Köyü ile sahil Ceylan Köyü arasında bulunan Ören Köyü Köprüsünün altına mavzerini gizler. Doğru gelmiş olduğu Köyceğizin Beyobası köyüne döner .
Küçük Hüseyin böylelikle Çakıroğlu Süleyman Ağadan intikamını aldığı söylenir.
Not: Çakıroğlu Süleyman ağa olayının çok kısa özetini yazdım.
Ayrıntıları’ da yeni basılacak olan
BEŞKAZALI ÇAKIROĞULLARI adlı kitabımda okuyabilirsiniz.
İlhan Kurt
























