Bu Yazımız Anneler İçin…
Köprü altı kapkara
Ana gel beni ara
Saçlarıma kumlar doldu
Tarağı getir de tara
*********
Saçlara kumlar dolunca bir başkasına saçlarımızı taratamaz mıyız?
Taratırız.
Ama olmaz, ille de annemiz tarayacak.
Anne bu işte, annelik bu işte.
Sevgili okurlar,
Geçtiğimiz son “Pazar Günü” anneler günüydü ya.
Annelere bir gün, bir ay ve hatta bir yıl ayırmamız yetmez.
Onlara bir ömür ayırmak gerekir.
Yaşadıkları sürüce “her gün” onların günü olmalı.
Her türlü isteğini kısıtlayarak,
Her türlü ezaya cefaya katlanarak,
Dokuz ay on gün bizi karnında taşıyor.
Yetmiyor…
Bir ömür boyunca da kafasında taşıyor.
Saçlara kumlar dolunca bile o çağrılıyor.
Kadınlar, anneler…
İnsanın, insanlık tarihinin, hayatın, her şeyin temeli.
Bir gün bir ay bir yıl yetmez onlar için.
Onlar tüm günleri, tüm güzellikleri hak eden insanlar.
**********
Bedenen ve ruhen sağlıklı çocuklar onların eseri.
Sağlıklı toplum onların eseri.
Onların yolunu, önünü hep açık tutmalıyız.
Onlar ne kadar sağlıklı, kültürlü, bilgili ise…
Biz o kadar, toplum o kadar sağlıklı, kültürlü bilgili demek.
**********
Töre cinayetlerine hayır.
Çocuk gelinlere hayır.
Kadına şiddete hayır.
Bunların yaşanmasını geçelim…
Bunların konuşulması bile bir büyük ayıbımız bizim.
Bazı İslam ülkelerinde kadının insan olup olmadığı tartışılıyormuş.
Bu tartışmanın yapıldığı yerde esasen, bunu tartışan kafalarda beyin bulunup bulunmadığını tartışmak gerekiyor.
Beyin, insan vücudunun en önemli organıdır.
Beyin ölümü gerçekleşti mi koy ver gerisini.
Bizde ne yazık ki beyin ölümü gerçekleşti.
En sonunda geldik, anneleri, kadınlarımızı çarşafa soktuk.
Çocuk gelinleri sadece seyrediyoruz.
Çocuk gelinlerin önünü açmak için okul- öğrenim düzenini bile değiştirdik.
Töre cinayetlerini sadece seyrediyoruz.
Bu kafayla bir yere varamayız.
Bir yere varıldığı da görülmemiştir esasen.
Biz Mustafa Kemali çok ararız daha, çoook…





















