BU GİDİŞLE…
İşe nereden başlamıştık?
Üniversite öğrencilerine türban takmakla başlamıştık.
Onlara özgürlük getirecektik…
Ama olmadı…
Peki, nereye geldik?
Halihazırda Cuma gününü fiilen tatil edebildik…
Yakında Cuma gününü resmi tatil yapmaz isek, yuh olsun bize.
Ama yine de çok yol aldık, çoook..!
Mesela, türbanı anaokulu öğrencilerine kadar giydirdik.
Kamu görevlisini türbanladık.
Yargıyı türbanladık.
Toplumu Ortadoğu halkına benzettik.
Yargıyı hallettikten sonra gerisini boş ver zaten…
Anayasamızda “ Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” yazıyormuş…
Üzerine yeminler edilmiş…
Hadi canım sen de..!
Yemine dinleyen kim?
Monarşiye giden yolda her şey mubahtır.
Başbakanlığın bir genelgesi ile…
Rejimi bile hallederiz biz…
Gıkı çıkan mı var sanki?
Herkesin üzerine ölü toprağı serpilmiş…
Bizde özgürlük deyince…
Dinen emredilen hususların önünün açılması anlaşılır.
Hatta dinimizdeki belli bir mezhebin önünün açılması anlaşılır.
Başka bir özgürlük bilinmez.
Diyanet İşleri Başkanlığının mesela…
Alevilik, kırmızı çizgisidir.
Alevinin salası verilmez…
Cenaze namazı kılınmaz…
Vesaire vesaire…
Ama ne yapılır?
Alevinin verdiği vergilerle alınan Mercedese binilir, cirit atılır.
Mevcut siyasi iktidar fikir ve düşünce özgürlüğü getirecekmiş…
Hadi canım sen de, laf olsun be…
Biz salağız ya.
Şu memlekette Laiklikten söz et bakalım bi..!
Başına gelmedik kalmaz vallahi.
Laik devlet ve toplum yapısının yaşanmadığı bir memlekette…
Bir b.kun olmayacağı, olamayacağı bilinmiyor mu?
Biliniyor.
Hey benim koca Türkiye Cumhuriyeti’ m hey…
Bu günleri de mi görecektin.
Hoş…
Bu günler bile hala iyi günlerin senin…
Bu günleri bile aramaz isek bir kez daha yuh olsun bize.
Biz her şeyi hak ediyoruz.
Baksana…
Elin ABD başkan yardımcısı gelmiş…
Ülkede toplantılar düzenliyor.
Konuşuyor…
Gezip tozuyor.
Gıkı çıkan mı var?
Bizim adamlar gitsin bakalım bi, sınırdan içeriye sokacaklar mı?
Bağımsızlık, zor zanaattır zor…
Laik Cumhuriyet bol geldi bize.
Bütün mesele bu!






















