BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN..!
Sevgili okurlar;
Özellikle şu İngiliz’ lere, Fransız’lara ve Amerikalılara çok kızıyorum…
Çoook!
“Ulus devletin modası geçti” diyorlar, kendi ulus devletlerini devam ettirmek için kıçlarını yırtıyorlar.
Biliyorsunuz, dünyanın neresinde sorun varsa gerisinde bunlar vardır…
Her ne ise; Eylül ayının bayram öncesine rastlayan şu güzel gününde kızmak yerine bir iki anekdotla tebessüm etmeye çalışalım…
TUZAĞI GÖREMEDİKTEN SONRA
Akbaba çaylağa övünmüş:
– Benden daha uzağı gören yoktur.
Çaylak:
– Kanıtla da görelim,demiş,şu ayağımızın altındaki ovada neler görüyorsun?..
Akbaba ovayı süzmüş:
– Ovanın bitimindeki kayanın dibinde bir buğday tanesi gördüm.
Çaylak şaşmış:
-Gidelim bakalım,doğru mu..?
Uçup, kayanın dibine varmışlar. Akbaba buğday tanesine ulaşıyormuş ki, orada kurulan tuzağa düşmüş.
Çaylak:
– Arkadaş, demiş, tuzağı göremedikten sonra taneyi görmüşsün neye yarar.
SÖZÜNÜ KESMEK İSTEMEDİM EFENDİM
Kadın, kocası aleyhine boşanma davası açmış. Duruşma günü gelmiş. Davacı kadın ve davalı kocası duruşma salonunda yerlerini almışlar. Yargıç, davacı kadına, anlat bakalım sorun nedir demiş.
Kadın dava konusu ettiği olayları saymış dökmüş. Uzunca bir süre konuştuktan sonra, kocamın daha sesini bile duyamadım, kocam olacak bu adam hiç konuşmaz hakim bey, bu nedenle boşanmak istiyorum deyip, kesmiş.
Yargıç, davalı kocaya dönmüş ve: Evladım karının söylediklerini duydun. Evlendiğinizden bu yana hiç konuşmamışsın. Karın sesini dahi duymamış. Niçin konuşmadın? Derdin nedir? Diye sormuş.
Davalı koca:
-Sayın yargıcım, konuşmasına konuşacaktım da, karımın sözünü kesmek istemedim, demiş…
TEMEL: ÖNEMİ YOK İLK BİR İKİ HAFTA GİYMEYİVERİRİM
Temel ayakkabı mağazasına girmiş. Denediği son ayakkabıyı beğenmiş ve almaya karar vermiş.
Tezgahtar: Efendim bu ayakkabı size gerçekten çok yakıştı. Ancak ilk hafta ayağınızı biraz sıkabilir. Endişelenmeyin, sonradan açılır, demiş.
Temel: Olsun, önemi yok… İlk hafta giymeyiveririm, demiş.
EKMEK GİBİ ELLERİN…
“Ekmek gibi ellerin var
Sıcacık..
Seni niçin sevmeyeyim”
Demiş, Cahit IRGAT
CAN YÜCEL’ E SORARLAR…
Şair Can Yücel’e sorarlar: Neden hep babanıza olan sevginizi anlatan şiirler yazıyorsunuz da annenize olan sevginizi anlatan şiirler yazmıyorsunuz?
Can Yücel cevap verir: Anneme olan sevgimi anlatacak kadar büyük şair değilim.
OFLU…
Birileri, Ofluya sorar: “Her yörenin kurtuluş bayramı var da, Of’un niye yok?”
Oflu: “Olmaz olur mu, var” der.
Soran kişi: “Nerede? Biz hiç duymadık, görmedik” deyince,
Oflu:
“Göremezsun uşağum. O Rusya’da kutlaniyi, Oflu’dan kurtulduk diye Ruslar bayram edeyi.”
GİRMEK YASAK
Üç Genç kız göl kıyısında arabadan inerler…
Çevrede kimsecikler yoktur. Soyunmaya başlarlar.
İlk soyunan, mayosunu giymeye gerek görmeden göle doğru ilerler. Suya dalacakken bekçi arkadan seslenir;
-Bayan burada göle girmek yasak.
Kıpkırmızı olan genç kız, arabaya doğru giderken;
-Soyunmadan önce söyleseydin ya!diye bağırır.
Bekçi;
– Soyunmak yasak değil ki…
BEN BİLDİKLERİM İÇİN PARA ALIYORUM
Bir adam Harun Reşid’in baş kadısı Ebu Yusuf’a, öğrenmek istediği bir şeyi sorar.
Harun Reşid; bilmiyorum der.
Adam:
– Madem ki bilmiyorsun, öyleyse ne diye devlet hazinesinden boşuna maaş alıyorsun? Deyince
Şu yanıtı alır:
– Ben bildiklerim için para alıyorum. Bilmediklerim için alsaydım hazinede para kalmazdı.
SİZİNKİSİ ÖKÜZÜN ALTINDA BUZAĞI ARAMAK
Üç saf arkadaş oturmuşlar söyleşi yapıyorlar…
İçlerinden biri “Benim karı beni bir manavla aldatıyor galiba.Geçen gün yatağın altında bir karpuz buldum” demiş.
İkincisi devreye girmiş “Benim karı da sanıyorum beni bir marangozla aldatıyor. Çünkü birkaç gün önce ben de yatağın altında bir testere buldum” demiş.
İçlerinden en saf olanı hemen söze girmiş: “Boş laf ediyorsunuz. Sizinkisi öküzün altında buzağı aramak.Esas benim karı beni aldatıyor, hem de bir atla!!”
Arkadaşları : Ohaa…yok devenin başı diyecek olmuşlar…
Safça olan adam devam etmiş:”Geçen gün yatağın altında bir jokey yakaladım” demiş.





















