ANADOLU BİLGESİ, FİKRET OTYAM
Anadolu’muz dev bir çınarını daha yitirdi. Fikret Otyam, artık yok. Son yıllarında tekerlekli sandalye ile koşturduğu sanat galerileri, kitapçılar evinin kapısını çalan öğrenciler artıkbeyhûdearayacaklar Anadolu topraklarının bu yiğit bilgesini.
Son kez, İstanbul’da Çırağan’daki yağmalanmış sarayda, resim sergisinde görmüştüm Otyam’ı. 2012 kışıydı ve İstanbul’a rutin gidişlerimi bu sergiye denk getirmiştim özellikle. Böbrek yetersizliğinin vurduğu ağır bedenini tekerlekli sandalye ile taşımaya çalışıyordu. Selâmıma karşılık verirken hissetmiştim, yılların tükettiği gövdesinde tek hayat işaretinin gözlerindeki pırıltılar olduğunu.
“ Kalemini, fırçasını ve objektifini yüreğine takan adam “ünvanını fazlasıylahaketmişti.Öğrencilik yıllarımda tanımıştım, her konuşmasına gider, kitaplarını alır ve imzalatırdım. Artık, kitaplığımdaki, siyah ispirtolu kalemiyle imzaladığı kitapları çok daha anlamlı benim için. O’nu hep, dalgalı saçları, iri gövdesine asılı fotoğraf makinesi,ses kayıt cihazı ve Anadolu toprakları ile birlikte hatırlardım.
Anadolu kültürünün, motiflerinin ve türkülerinin bitip tükenmez araştırmacısıydı. Derlediği türküler bugünün medyatik soytarılarının eline geçse, onları zengin, güzelim Anadolu türkülerini rezil rüsvâ ederdi kuşkusuz.
Sorunlar yumağı olan topraklarda yaptığı röportajlar, buralarda ezilen, zulüm gören, sömürülen, acı çeken kısacası kahrolan insanların,yağlı kurşunu yiyince kıvrılıp kalan marabaların,ateşler içinde yanan bebeklerin ve mayınlarla kirletilmiş toprakların feryâdını yansıtıyordu büyük kent insanlarına.
Röportaj kitaplarını “ Gide gide “adı altında toplamıştı. Onbeşinci kitabı basıldığında şöyle diyordu; “ yazdıkça çile bitmiyor ki, üstelik azalacağına giderek artıyor. “
Ressamlıktan, yazarlığa Tanrı vergisi sanat yeteneği ile ömrü boyunca Anadolu insanını tanımak ve tanıtmak için çabaladı. Acılı insanların yüreklerine serpilen bir avuç su idi, sorunlar O’nun ziyaretlerinde umuda dönüştü, dertler, acılar kanatlanıp uçtu, bir süreliğine de olsa.
27 Mayıs İhtilâlinin ardından, yani yarım asır önce, hazırladığı Doğu Röportajları Ankara Radyosu’nda yayınlandıktan sonra, şu çarpıcı konuşmayı yapıyordu; “ Bu halkın üzerine kılıçla gidiniz, ama sevgi kılıcıyla. Değilse, bayrağımızın ve sınırlarımızın şekli değişir. “
Büyüktün Otyam Usta, düşünen, araştıran, gözlemleyen, gezerek görerek öğrenen, masa başlarında değil, adımladığın onca topraklarda edindiğin ve yetiştiğin derin Anadolu Kültürü ile büyüktün.
Ruhun şâd olsun…



















