Yeni Bir Başlangıç İçin Mola
Hayatın tik takları arasında yoğrulan insan, zihninde bağdaş kurmuş oturan olaylarla hemhal olurken unutuverir var olmanın hafifliğini. Kavga, gürültü ve geçim derdi arasında uzayıp giden zaman; sevgiyi, sakinliği elimizden alıverir. Sen-ben kavgasıyla, futbolla, hırsla sarıldığımız anlar içinde kaybolur dostluk, centilmenlik, samimiyet… Böyle anda fark etmeden durup bir mola vermek sağlıklı düşünmeyi, bakmayı ve yeni bir başlangıcı sağlar. Bazen bir şiir, bazen bir kitap ya da Eşofmanlı Şevket Hoca’dan bir replik tebessümlerinin arkasındaki zihni derinliği ortaya çıkarır.
Bir mola vermek…
Uzun yolculuğun arasında durup dinlenmek için bir yudum çayın sıcaklığı alır yorgunluğu. Yolun sonunda çay; yanında duran gazete, simit ve kitapla anlam kazanır. Her yudumda kelimelerin sesi, can bulur kılcal damarlarımızda.
Ses,
Zamana karışır.
Zaman,
Üç şekerli demli çayda erir.
Bir mola vermek…
İnsanlık tarihinin macerası olan kitap; sevgililer günü, anneler günü gibi tüketim endeksli olan günler içine “Kitap Hediye Günü”olarak giriverir. Dijital dünyanın içinde kendine yer bulmaya çalışan kitap, zihin haritalarımızı çizerken var olmaya devam eder e-kitap olarak. Ama satın alınan kitabın kapağını açtığın andaki verdiği haz, yok olur dokunarak çevirdiğin sayfalarda.
Bir mola vermek…
Hızla yaşanan, hızla tüketilen kullan at ile var olan zamanı durdurup bir mola vermeli; canla başla yeniden, yeniden ses bulabilmek için. Zamanın hızını ve hayatın özetini çizen şu mısralarda durup düşünmeli:
Ana kokusu siner,
Yar kokusunun yanına.
Evlat kokusu kaplar,
Yağmur sonrası toprağı.
Cenaze namazı kılınır,
Toplan borusu çalar.
Birkaç mısraya sığıverir,
Hayatın özeti.
Molalarımızda bizi biz yapan kültür, sanat, edebiyat gibi değerlerin yeniden okumalarla can bulması için Shakespeare’in Hamlet’teki söyleyişi ile “kelimeler, kelimeler, kelimeler” yol gösterecektir bize.





















