Fethiye Tabiat Kadınları Yürüyüş Grubu ”Yediburunlar Bölgesi Doğa Yürüyüşü” ( sidmay antik şehri-boğaziçi-gey mahalesi)
Dağların Sultanları Bu Hafta Fethiye -Antalya Sahil Boyu Sınırında Olan ve Fethiyeden Başlayıp Antalya Devam Eden Likya Yolu Üzerinde Olan Yediburunlar Bölgesini Yürüdü …
2017’nin İlk Yürüyüşü İdi .. Yine sabah erkenden kalkılmış yollara düşülmüştü .. Antalya yolundan Eşen’e ordanda Eşene bağlı Dodurga köyüne varıldı.. Yürüyüşümüze Dodurga Köyü yakınlarında ki Sidmay Antik Şehrinden başlıcaktık.Antik şehrin içinde ki mahallenin camisinin önünde servislerden inildi. burda her zaman yaptığımız gibi yarım saat çay kahve molası vermiş ve yürüyüşe başlanmıştı. antik köyün içinden başlayan güzergahımız önce bir süre yerleşim bölgesinden ilerleyerek ..antik şehrin mezar yapıtlarının yanından doğru ilerliyordu.. harika bir hava harika bir doğa, tarih bir bütünlük halinde bizi mest ediyordu.. işaretlenmiş likya yolundan Boğaziçi köyüne doğru ilerliyorduk.. otuz sekiz kadının şarkılar ,marşlar ,kahkahaları iki köyün arasındaki tepecikten inerken havada yankılanıyordu. buda katılımcı tüm bayanların hallerinden oldukça memnun olduğunu gösteriyordu…
yol üzerinde sararmış gazel yaprakları binlerce yıllık artık antikleşmiş harika görünümlü dev zeytin ağaçları ..yürüyüş devam ederken yol üzerinde antik kuyular tarihi yıkıntılar ara ara karşımıza çıkıyordu..
Boğaziçi antik şehri sınırları içindeydik köye bağlanan toprak yolda ilerliyorduk. bir süre sonra köyün içindeydik.. işaretli likya yolların bir kısmı modern asvalt yollara teslim olmuştu….bu yüzdende iki km asvalt yolda ilerlemek zorunda kaldık .. köyün tam ordasından geçen asvalt yol sert zeminiyle bizi daha çok yoruyordu. çünkü çim ve toprak üzerinde yürümekle arasında çok fark vardı. ama manzaranın güzelligiyle bu durumu telafi etmeye çalışıyorduk…
Çok şükür asvalt yoldan ayrılıp doğanın içine çim ve topraklı yola sapmıştık …. yürüyüşümüz yine keyifli bir şekilde devam ediyordu .. yürüyüş katılan bayanların keşif ekibi dışında olan büyük bir çoğunluğu bu bölgeyi ilk defa görüyorlardı..her yürüyüşte bambaşka yerleri adım adım keşfetmek tanımak ve görmek onlar için vazgeçilmez bir tutku olmuştu. yoksa bu havada sabah erkenden bu yollara düşmek tutku işiydi..hava ne kadarda güneşli görünsede hava 2 yada 3 derece idi ve ocak ayının ilk günleri idi… yürüyüş esnasında vücut ısımız artığı için üşüdüğümüzü hissetmesekte kısa molarda titriyorduk…
öğlen saatleri gelmiş yürüyüşümüzün yarısını tamamlamıştık.. artık bir saatlik öğle yemeği molasını verme zamanıydı. temiz hava ve bol oksijen ve kaybedilen enerji bizi oldukça acıktırmıştı.. herkes getirdiği yiyeceği sermiş hem ısına bilmek hemde türk kahvesi için yine ateş yakılmıştı… ..
Mola bitmiş yola tekrar çıkılmıştı..burdan sonra bir süre yokuş yukarı çıkılacaktı her inişin mutlaka bir çıkışı oluyordu.. yemek molasından sonra yokuş tırmanmak zorluca olsada 4 km sonra düze ulaşmıştık. yediburunlar mahallesi görünmeye başlamıştı.. deniz manzaralı köye giden asvalt yoldan ilerliyorduk bir km sonra köyün içindeydik .. köyün bakkalında bir soda molası verdik… kısa bir moladan sonra yürüyüşümüze final vereceğimiz harika bir manzara şöleni olan yedi tane koy burunundan oluşan yediburunlar manzarası alanda sona erdirecektik . bir süre köyün etrafındaki toprak yoldan ilerledikten sonra hedefe varılmıştı…. bu harika manzara karşısında tüm kızlar mest olmuştu … biz gelmeden önce servis şöförlerimiz tarafından üç semaver odun çayı demlenmiş soğuk esen poyraza karşı manzarayı izlerken içimiz ısınmıştı….
( MİHRiBAN ARSLAN)..




































