Hoşgeldiniz  
..................................................... ................................................

YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR / BEGÜM FIRAT CEVAPLIYOR

Erkan Ilik | 17 Aralık 2021 | Genel, Güncel, KöşeYazar, Kültür A- A+

YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR

KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR

www.hakanbirol.com

Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Coya ve Basiretli Tacir” kitaplarıyla tanıdığımız “Begüm FIRAT” var.

 

Merhabalar Begüm Hanım, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

1984 İzmir doğumluyum. 2003 yılında rahmetli üvey babamın Antalya’daki tersanesinde iş hayatına atıldım. Benim en kıymetli öğretmenlerimden biridir. Kendisi hayatını tekne yat sektörüne adamış, çok değerli, saygıdeğer ve deneyimli bir iş insanıydı. Ben daha 18 yaşındayken beni Monaco Yat Fuarı’nda görevlendirdi. Yalnız ikimiz koca standı hazırlayıp birlikte müşterilerle ilgilenmiştik. O yaştaki halime güvendi ve elimden tuttu, beni iş hayatına aldı. Uluslararası iş insanlarıyla tanışma fırsatım, insan ilişkileri deneyimim ve çalışma hayatı birikimlerim onun sayesinde oldu. Yat ve tekne üretimi yapılan tersanelerde uzun yıllar idari kadroda çalıştım. En son çalıştığım tekne üretimi yapan uluslararası şirkette 8 yıl boyunca İnsan Kaynakları Müdürü görevindeydim. 18 senem o sektörde geçti. Aslında elli altmış yaşına gelirsem kitap yazarım diye hayal etmiştim. Çok duyarlı, duygulu ve hassas bir yapım var. Aynı zamanda mücadeleci ve vazgeçmeyen, inatçı bir tarafım da var. Semavi dinler, felsefe, tasavvuf, spiritüalizm gibi derin ve ruhsal konulara büyük merak duyarım. Küçüklüğümden beri bu konularla haşır neşirim, tabii ki bunda annemin büyük etkisi var. Onun sayesinde bu konularda önemli bir kitap koleksiyonum mevcut, bu benim için çok büyük bir lütuf. Eğer hikâyeleriniz varsa anlatma dürtüsü zamanı gelince sizde uyanıyor ve elinize kalem kâğıdı alınca bilincinizde var olan düşünceler oraya aktarılıyor. Sanıyorum buna tam olarak ilham deniyor. Kitabın sonunu bitirdiğim anki yüksek duyguyu hissedince yapmam gerekenin yazmak olduğunu anladım.

 “Coya” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?

Coya benim ilk kitabım olduğu için benim için her zaman en kıymetli olacak, tabii ki Allah yazmaya devam etmeme izin verirse yazmaya devam edeceğim. Aynı anda yayınlanan yazdığım iki kitapta da gerçek olaylardan bahsettim, karakterlerin hepsi gerçek ve hayatımda yer alan insanların yaşadıklarıyla harmanlanmış hikayeler. Coya annemin anneannesi yani benim ninem. Onun yaşadıkları ve ben de dahil olmak üzere hayatımda değer verdiğim diğer kadınların yaşadıkları hep benzer imtihanlar ve deneyimler. Bazen yaşanılan olay ile birlikte isim, mekân bile şaşırtacak derecede aynı olabiliyor. Hayatlarımızda çok benzerlikler var. İşte o benzerliklerden yola çıkarak bir kadının aşkıyla sınanması, sevgi ve inanç ile ilgili hisleri, umutları, anne kız ilişkisi, acı tatlı ne varsa anlatmaya çalıştım. Aslında kitap evrensel bir kitap. Sevgiyi ve inancı anlatan her şey evrenseldir. Kitap Coya’nın yaşadıklarını anlatan bir biyografi değil, onun yaşadıkları gerçek olayların içinde, insanı ruhani yönden uyandıran birçok öğe barındırıyor.

 

“Yaşadıklarımız bir sonraki daha uzak bir yol için hazırlıktır. Yaşadığımız her tecrübe ise insanın öz benliğinin öğretisini oluşturur.” Cümleleri ile okuyucunun bamteline dokunuyorsunuz. Basiretli Tacir kitabınız ile hangi sorulara cevap bulacağız?

Basiretli Tacir, Eminem’in hikâyesi. Eminem benim babaannemin adı. Onlar Doğu Anadolu’nun bağrında doğup büyümüş insanlar. Orada da gerçek bir hikâye var ama Coya kadar keskin değil, babaannemin hikâyesi değildir. Kitapta daha büyük bir kurgu var fakat yine de birçoğu gerçekten yaşanmış şeyler. İnsan tam olarak bilmediği, hissetmediği bir hikâyeyi anlatmaya çalışırsa gerçek yaşanmışlıklardaki duyguyu ve hissiyatı karşıya tam anlamıyla yansıtamaz. Yaşanmışlıklar gerçektir, gerçekler insanı uyandırır ve diğerlerine rehber olur. Basiretli Tacir bir insanın hayat yolculuğuna güzel bir örnek ve en önemlisi bir ilham kaynağı. Gerçek yolculuklar ile beraber içsel bir yolculuğun özeti.

“Basiretizm” ideolojisi hakkında bilgi verebilir misiniz?

“Basiret” çok önemli bir kavram. Her öğretide karşımıza çıkıyor. Ama görüyorum ki çoğu insan bu kavramı bilmiyor. Hayatı, insanları ve kendimizi kavramlar üzerinden öğreniyor, tanıyoruz. Bu kavramları iyi bilip tanımazsak gelişemeyiz. İnsanın ruhsal birliğine dokunan, gerçeği her boyutta görmesini sağlayan, onu gerçeğe götüren manevi bir güç. Tasavvufta kısaca özetlersek, kalbini saflaştıran, temizleyen, bütün kötülüklerden arındıran, nefsinin aldatmalarına uymayan ve nefsini kontrol edebilen, Allah’ı ve yaratılışı gerçeğiyle idrak edebilen kalplerin basiretli olabileceği mesajı yer alıyor. Bu sıfata sahip olan, gerçeği idrak edebilen birinin de tek amacı ne olabilir, insana, iyiliğe, gelişime hizmet. “Basiretizm” buradan yola çıkarak başkahraman Eminem’in başlattığı bir öğreti. Gerçek hayatta ise güzelliklere ve güzel hislere vesile olabileceğini umut ediyorum. Öğretiyi benimseyenler tarafından geliştirilebilir, içselleştirilebilir.

 

En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?

Ben en çok Kur’an-ı Kerim olmak üzere tüm kutsal kitapları okuyorum. Tasavvuf ve din felsefesi hakkında yazan yazarları takip ediyorum. Bazen bir kitabı dönem dönem tekrar okuduğum oluyor. Merak ettiğim, eski yeni karşıma çıkan her bilgiyi, hikâyeyi ve edebi eseri okuyorum. Yazar ismi vermek istemiyorum çünkü bilgi evrenseldir ve kolektiftir. Yazarlar aslında bizde var olan bilgiyi hatırlatırlar, var olmayan bir bilgiyi yazamazlar. Bir kitabı okurken bilgi sahibi olursunuz ve aslında burada ne kadar doğru yazmış diye kendinizde var olan bilgiyi teyit edersiniz ya da burada yanlış yazmış diye kendinizi sınarsınız. Bir yazarın her yazdığına inanmak ve onu doğru kabul etmek akıllıca bir yaklaşım değildir. Okumak çok değerlidir. Yazarın bilincindeki belki altmış yetmiş senede biriktirdiği, fark ettiği, deneyimlediği bilgiyi ve hayatı siz bir solukta okuyup alıyorsunuz ve kendinizi sorgulayıp aydınlanıyorsunuz.

 

 

Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?

Yazmak öncelikle birikim isteyen bir iş. Cesaret ise yazdıklarınız hakkında oluşacak ön yargıyı, eleştiriyi ve karalanmayı göze almak. Yazmanın asıl amacı bildiklerinizi, birikimlerinizi paylaşmak. Paylaşmak ise bu hayatın olmazsa olmazı. Hikayesi olanlar, hikayesini içinde saklayamayanlar bir gün onu yazacaklar, onlar yazamazlarsa onu yürekten hisseden, inanan başkaları mutlaka yazacak. Dalai Lama’nın çok sevdiğim bir sözü var; “Gezegenin daha fazla başarılı insana ihtiyacı yok. Gezegenin vahim olarak daha fazla barıştırıcıya, şifacıya, onarıcıya, hikâye anlatıcılarına ve her türdekileri sevenlere ihtiyacı var.” Yazma fikrini çok düşünüp enerjilerini boşa sarf etmesinler, sadece hazır olduklarını hissettikleri zamanlarda ellerine defteri kalemi alarak kendi içindekileri, kendileriyle ilgili hikayeleri yazıya döksünler. Bu zorla olacak bir şey değil tabii ki, her şeyin bir vakti var. Bir de kitabınızı yazdınız, kitabınız önce çok ünlü yayınevlerinde basılsın diye büyük düşünmesinler. Aylarca, yıllarca haber bekleyip zamanlarını boşuna harcamasınlar. Kitap nerede basılırsa basılsın, ulaşması gereken yerlere ulaşacaktır. Bu arada yayınevime bana inandıkları ve destekleri için çok teşekkür ediyorum.

 

Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?

Ülkemizdeki okuma oranlarının düşük olduğu hep söylenir. Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Dediğim gibi bilgi ulaşması gereken yere zamandan ve kişilerden bağımsız ulaşır. İnternette çok fazla sayıda kitap sayfası olan genç nesil var. Bir yığın kitap okuyup yorumluyorlar. Severek, isteyerek yapıyorlar. İçlerinden birisi bana “Atanamadığım için kitaplara sığınmış, okumayı seven bir insanım.” yazdı. “Kitaplara sığınmak” ne kadar güzel bir yaklaşım. Genç nesil internete sığınmış gibi görünse de içlerinde çok akıllı, bilinçli, duygulu, mücadeleci ve inançlı bir kesim var. Onlar geleceğe sevgiyle bağlanacaklar.

Değerli Begüm Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…

 

 

 

1950 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır

Çok Okunan Haberler

Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle