YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR
KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR
www.hakanbirol.com
Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Çocuk Aklına Yolculuk” kitabıyla tanıdığımız “Dr. Murat Sayım” var.
Merhabalar Murat Bey, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Merhaba. Ben İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim üyesiyim. Ayrıca yazarım. Uzmanlık alanım edebiyatta çocuk imgeleri üzerine. Kitaplarım da kaçınılmaz olarak çocuk imgelerini ve temalarını temel alıyor.
“Çocuk Aklına Yolculuk” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?
Okuma süreci çok çetrefilli bir yol. Anlamın her daim okuyucunun oluşturduğu bir olgu olduğunu düşünüyorum. Ancak zihnimiz anlamı her zaman kelimelerin sözlük anlamıyla yaratmıyor. İmgeler ve metaforlar bu süreçte çok önemli bir rol oynuyor. İnsanlar yüzyıllardır edebiyatın bu gücüne dayanıp masallardan tutun hikâyelere, şiirlerden tutun tiyatro oyunlarına kadar her yerde metaforların gücüne sığınmışlar. Metaforların bu etkin gücüne psikologlar ve terapistler de çokça başvuruyorlar. Çünkü yapılan son araştırmalar gösteriyor ki, metaforların yarattığı imge beynin rasyonel yanını temsil eden sol loba değil, duyguların, imgelerin temsili olan sağ loba hitap ediyor. Onun için metaforlar okuyucunun bilinç düzeyine değil daha derinlerde kavramları içselleştirebildiği yerde anlam kazanıyorlar. Okuyucu farkında olsun veya olmasın metaforlarla çok daha kolay idrak süreci yaşıyor. Mesela, hayatında bazı sorunları sürekli dert eden birine, boş ver takma kafana, dendiğinde bu ifade sol loba gidiyor. Yani akıl süzgecinden geçen yere. Çoğu zaman da bu tür tavsiyelerle kişi ikna edilemiyor. Oysa bunun yerine şu metafor kullanılsa: hayatını havuz olarak düşün. Su topları senin dertlerin. Sen su toplarını sürekli suyun altına itmeye çalışıyorsun ama onlar tekrar tekrar su yüzüne çıkıyor. Onun yerine onları bırak havuzda yüzüp hayatın tadını çıkar. Göreceksin o toplar zamanla havuzun bir köşesinde toplanacaklar. Hayatından belki çıkmayacaklar ama sen aynı zamanda onların varlıklarını kabul edip hayatına devam edebileceksin. Bu örnek kabullenme ve kararlılık terapilerinde kullanılan bir metafor.
Bu örnekteki gibi metafor içeren hikayeleri son kitabımda bu sefer çocuklar için yazdım. Ama öncesinde ebeveynlere kişisel gelişim açısından yarar sağlayacak açıklamalar yaptım. Sonrasında hikayelerin içindeki metaforların yarattığı anlamlara yer verdim. Böylece ebeveynler çocuklarının okudukları hikâyelerde nerelere yolculuk yaptıklarını takip edebilecekler.
Pandemi dönemiyle birlikte çocuklar açısından birçok sorun ortaya çıktı. Bir uzman olarak ortaya çıkan belli başlı sorunlar sizce neler?
Kendi alanımdan baktığımda aslında pandemi birçok kişi için okuma fırsatı yarattı. İnsanlar bu evde kaldıkları süreyi verimli kullanabildilerse bunu avantaja çevirmişler demektir. Ama pandemi beraberinde öğretimin, okul hayatının istenildiği şekilde işleyememesine de sebep oldu. Çevrim içi eğitimin yüz yüze öğretimin ve eğitimin yerini tutabildiğini düşünmüyorum.
Kitabınızda metaforlar üzerinden hareket ediyorsunuz. Metaforlar neden bu kadar önemli?
Bu soruya sanırım kitap hakkında açıklama yaparken yer verdim J
Alanınızda uzman birisiniz ve birikimlerinizi yazıya döküp okurlarla paylaşıyorsunuz. Yazmanın sizdeki tarifi nedir? Bize bunu biraz anlatır mısınız?
Yazmak dışa vurmaktır bence. Zihindeki birikimler bir zaman sonra taşar, belirmek isterler, paylaşılmak isterler. Kişinin sürekli kendinde sakladığı bilgilerin bencillik olduğunu düşünüyorum. Zamanı geldiğinde bunların su yüzüne çıkması gerek. İşte yazma süreci benim için bu yolculuğa çıkmaktır.
Anne ve babalar, çocuklarına kitap seçerken nelere dikkat etmelidir?
Kendileri de okusunlar. Bu birazcık da deneme yanılma yöntemidir. İçeriği uygun kitapları çocuklarının seçmesine izin versinler. Ben doktor olamadım, sen ol bari, zihniyetini, ben okuyamadım sen oku düsturuna çevirmesinler. Çocuklar onların tamamlayamadıkları hayatı tamamlayan yedek kişiler değil.
Çocukların duygusuna, fikirlerine, tercihlerine saygı duyup yol göstersinler isterim. Ancak tüketim çağında her kitap çocuklar için uygun olmasa da piyasada yer alabiliyor. Bunun için dikkatli olmaları gerekiyor.
Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?
Önce bolca okusunlar. Birikim olmadan yazılan “şeyler” bir şey ifade etmiyor. Bunun tek bir yolu, yöntemi de yok. Hadi burada da metafor kullanayım: yazmak bir dere gibidir. Pınarın nereden veya ne zaman çıkacağı belli olmaz. Ama bir kez çıktı mı, dere uygun koşullarda kendi yolunu bulacaktır. Onun için her yazarın kendine özgü bir yolu vardır. Bunu bir şablona dökmek anlamsız bence.
Okuyacakları kitaplar onlara derenin nereye doğru aktığını gösterecektir.
Anne-babaların “çocuklara kitap sevgisi aşılamak” gibi bir dertleri var. Çocukların kitapları severek okumaları konusunda anne-babanın rolü nedir? Bu sürece nasıl katkı sunar ya da sunmalıdır?
Sorulardan birinde buna biraz değindim. Açayım: anne-baba çocuklar için rol modeldir. Onların dediklerinden ziyade yaptıklarını örnek alırlar. Onun için anne ve babalar iyi okur olsunlar ama bunu sadece çocukları için değil ilk başta kendileri için yapsınlar. Gerisini zaten çocuklar kendileri halleder.
Değerli Murat Bey, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…
Ben çok teşekkür ederim.
Sevgiler























