YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR
KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR
www.hakanbirol.com
Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Atların Plakası Olmaz ve Denizin Bittiği Yer” kitaplarıyla tanıdığımız ” Ediz Altun” var.
Merhabalar Ediz Bey, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Herkese merhabalar. 1977 Artvin Şavşat doğumluyum. İlk ve orta okulu Şavşat’ta, liseyi ise İzmir’de okudum. Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği mezunuyum. Yine aynı üniversitede Executive MBA lisansüstü eğitimimi tamamladım. Hep teknoloji sektöründe yer aldım. Son 19 yıldır Intel’de çalışıyorum. Satış ve pazarlama alanlarında çeşitli yöneticilik görevlerinde bulundum. Son olarak da Nesnelerin İnterneti konusuyla alakalı olarak Intel’in akıllı şehirler ve eğitim segmentlerindeki işlerini yürütüyorum. Tabii ki kitap okumayı çok seviyorum. Aynı zamanda cep telefonumda vazgeçemediğim birkaç oyunum da var.

“Denizin Bittiği Yer” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?
‘Denizin Bittiği Yer’ bize sadece motokuryelerin yaşantısıyla ilgili bilgiler vermiyor aynı zamanda ana karakterin iç dünyasını, psikolojisini, hayatta tutunma mücadelesini, sosyoekonomik farklılıkları aşma çabasını, aşkını yaşayışını ve yaşayamayışını, bununla beraber gelen geçmiş yüzleşmesini de anlatıyor. Bu romanı psikolojilk bir eser olarak tanımlayabilirim. Genel olarak ben akıcı hikâyeler okumayı ve yazmayı seven biri olduğumdan, okuyucuların da bir çırpıda okuyacağını düşünüyorum. Eserin içerisinde hayvanlar alemi ile de enteresan bilgiler yer alıyor. Pandemi ile birlikte daha sık hayatımıza aldığımız motokuryeleri daha yakından tanımamıza da yardımcı oluyor diyebilirim.
Roman yazmanın en zor kısımlarından biri de olay örgüsünü oluşturabilmektir. Eserlerinizdeki olaylar yaşanmış bir yere mi dayanıyor yoksa kurgu mu?
İki eserimde de konu tamamen kurgudur. Yaşanmış bir hikâye değildir. Ancak ikinci kitapta mesleği motokurye olan kişilerle görüşüp en doğru içgörüyü sunmaya çaba sarf ettim. Kitapta geçen bazı yaşam tarzları, örnekler ve jargonlar onların bana anlattıklarından. Ama hikâye tamamen kurgu…
” Cümleler hiç kurulmasa olmuyor mu? Hiç konuşulmasa… Sadece bakışsan ve sevdiğini öylece hissetsen… Olduğu gibi… İçine alsan… Ruhuna soksan… Kalpler değse birbirine… Yetmiyor mu? ” Çok güzel ifade etmişsiniz. Sizce insanlar saf sevgiyi neden kaybetti veya gerçekten sevgi artık yok mu?
Bu kadar kesin konuşmak istemem. Gerçek sevgiyi yaşayanlar veya etrafındaki kişilere karşılık beklemeden sunanlar var. Ama sanırım bu kişilerin sayısı giderek azalıyor. Yaşam mücadelesi, insanların daha çok kendilerini ön plana almalarına neden oluyordur belki. Bir de burada sevgi kavramını sadece karşı cinse duyulan bir hissiyat olarak düşünmüyorum. Herkese ve her şeye duyulabilecek bir sevgiden bahsediyorum. Kitapta da zaten bundan bahsediyor…
Şu ana kadar 2 kitap yazmışsınız. Yazmanın sizdeki tarifi nedir? Bize bunu biraz anlatır mısınız?
Yazmak benim için bir meditasyon, kendimi bulma ve dünyayı anlama deneyimi. Sabırla kelime kelime işlenerek oluşturulan zor ama çok keyifli bir süreç. Olmayan bir karakter ve bir dünya yaratmak sanki kendi metaverse’ini yaratmak gibi…
Peki, bu kitap yazma serüveni nasıl başladı?
Tamamen birdenbire başladı. 6 yıl önce bir şeyler karalamaya başlayıp, kendimi durduramadığım bir yazma sürecinin içine girdim. O günden beri de yazıyorum. Neden o dönemde başladı ben de bilmiyorum. Sanırım doğru zamanı bekliyordu beynim.
En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?
Ben çok büyük oranda kurgu hikayeler okumayı seviyorum. Hala okumadığım bir çok klasik var. Mümkün olduğunca onları okumaya çalışıyorum. Günümüz yazarlarından da Murat Gülsoy, Ayfer Tunç, Elif Şafak, Hakan Günday ve Orhan Pamuk sevdiklerim arasında yer alıyor.
Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?
Yaratıcı yazarlık konusunda eğitimler ve atölye çalışmaları oluyor. Bunların bazıları çevrimiçi de olabiliyor. Ben mesela Murat Gülsoy’un atölyelerine katıldım ve çok memnun kaldım. Yazmak isteyen arkadaşlara bu atölyeleri tavsiye ederim. Onun dışında mutlaka yazmalarını… Kısa hikaye olabilir, günlük olabilir ama ne olursa olsun her gün bir şeyler yazmak en azından not almak faydalı olur. Ve tabii ki okumak. Çok okuyarak nasıl bir tarzda yazacağınızı ya da yazamayacağınızı anlayabiliyorsunuz. Daha önce denenmiş bir tarzda veya konuda yazmak istemezsiniz. O nedenle mümkün olduğunca okumak gerekiyor.
Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?
Gençler kitap okuyor. Oranlar hakkında istatistikî bilgim yok ne yazık ki ancak kendi kitaplarımdan gördüğüm kadarıyla geri dönüşler genellikle gençlerden geliyor. O yaşlarda okuma alışkanlığı edinmek çok önemli. Tüm hayatları boyunca devam ettirebilecekleri bir hobi olabilir böylece.
Değerli Ediz Bey, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…




















