Hoşgeldiniz  
................................................ ..........................................................

YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR

Erkan Ilik | 04 Temmuz 2022 | Genel, Güncel, Kültür A- A+

YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR

KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR

www.hakanbirol.com

Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Robi Çıldırdı, Gizemli Yaprağın Peşinde, Evvel Zaman İhtilali” kitaplarıyla tanıdığımız “Faruk YILDIZ” var.

 

Merhabalar Faruk Bey, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Merhabalar. Böyle güzel bir köşede yer almaktan çok mutluyum. Müsaade ederseniz biyografik ayrıntıları kenara bırakıp biraz neler yaptığımdan söz edeyim.

Hakkımda söyleyebileceğim ilk şey kitaplar ve kurmacayla çocukluktan bugüne yakın bir bağım olduğu. Sıkı bir okuyucu oldum her zaman. Elime ne geçerse, ulaşabildiğim ne varsa okumaya çalıştım. Pek başarılı sayılmadığım okul yıllarım boyunca kitapların arasında, kayboluşu andıran tatlı bir yolculuk yaptım. Bu okumalar bana yazının da kapılarını aralamış oldu.

Uzun bir süre yalnızca kendim için yazdım. Günlükler, bir kenara iliştirdiğim notlar, mektuplar hatta küçük öyküler…  Zamanla bunların birikmeye başladığını fark etsem de yazdıklarımı insanlara sunmayı uzun bir dönem aklımın ucundan bile geçiremedim. “Yazar olmak” kurmayı beceremediğim bir hayaldi.

Öğretmenliğe başlamak bu akışı değiştiren ilk hamle oldu sanırım. Sınıfta yalnızca bildiklerinizi aktarmazsınız. Düşünceleriniz, duygularınız, tecrübeleriniz hızlıca geri dönüş alabildiğiniz bir paylaşıma dönüşür. Bu paylaşım hissi bana okuyucuyla buluşmam için gereken cesareti kazandırdı diyebilirim. Derleyip toparladığım bir hikayemi Gençlik Spor Bakanlığı Genç Kalemler Öykü Yarışması’na yolladım. Yazının ulusal çapta ödül alması bir yana sevgili İskender Pala’nın benimle bizzat ilgilenmesi ufuk açıcıydı. “Mutlaka yazmalısın.” diyerek üstüne basa basa nasihatte bulunmuştu. Ben de bu nasihate uyup o dönem bir dergi tarafından düzenlenen tarihi roman yarışmasına hazırlandım. “Evvel Zaman İhtilali” bu yarışmada ikincilik ödülü kazandı ve kitaplaştı. Çok geçmeden edebiyat dergilerinde öykülerim yayınlanmaya başladı. Zamanla çocuk edebiyatının da keşfe açık bir alan olduğunu fark ettim. Sürekli gençler ve çocuklarla beraberim. “Çocuklar Okuyor Kulübü” adında harika bir kitap kulübüm var. Türkiye’nin her yerinden yetmişi aşkın öğrenci ile iki senedir kitap tahlilleri yapıyoruz. Hâl böyle olunca yazı hayatımın bundan etkilenmemesi olanaksızdı. Bugünlerde sıra dışı bir yetişkin romanı üzerinde çalışıyorum. Yani hem çocuklar hem de yetişkinler için yazıyorum. Her iki alanda da üretebilmek beni sevindiriyor.

 “Robi Çıldırdı” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?

Sürükleyici, merak uyandırıcı, doğa dostu bir macera… Robi Çıldırdı’yı gönül rahatlığı ile bu şekilde ifade edebilirim. Az önce de dediğim gibi. Uzun zamandır çocuklarla iç içeyim. Günümüz çocuklarının, öğretmenlerimizin ve ailelerin bir kitaptan neler beklediğini çok yakından biliyorum. Çocuklar sıkılmadan macera dolu bir dünyaya atılmak, yetişkinler de çocuklarına faydalı şeyler sunmak istiyor. Robi Çıldırdı’yı bu beklentileri fazlasıyla karşılaması için özenle kurguladım. Kendini keşfedip yeteneklerinin peşinden koşmaya çalışan Arda’nın macerası bir başarı hikâyesine dönüşürken bizi de merakla peşinden sürüklüyor. Teknolojinin bilinçli kullanımı da kitapta işlemeye çalıştığım önemli konulardan biri. Macerayı bir seriye dönüştürme niyetindeyiz. Harika geri dönüşler alıyorum. Birkaç hafta önce etkinlik için söz verdiğim bazı şehirleri dolaştık. İnanılmaz keyifliydi. Hatta etkinlik görüntülerini bir araya getirip eğlenceli bir kısa film yaptık. Sosyal medyadan tekrar tekrar izlediğimi itiraf etmeliyim. Her seferinde çocukların heyecanını ve sevgisini görmek beni mutlu ediyor.

 

Roman yazmak başlı başına zor bir iştir. Siz bir de bunu çocuklar için yazıyorsunuz. Çocuklar için roman yazmanın zor tarafları neler?

Sınırları belli kelimeler, ifadeler ve tekniklerle sınırsız bir hayal gücüne hitap ediyorsunuz. Bu başlı başına zor bir mesele. Yetişkinlere göre daha hassas, daha sabırsız bir kitle var karşınızda. Çok defa şahit oldum. Çocuk bir kitabı sevemediği an, onu kenara bırakır bir daha da eline almaz. Öyle bir kurgu yapmanız, öyle bir anlatım dili kullanmanız gerekir ki çocuk kurduğunuz bu dünyada güvenle, keyifle ve merakla dolaşsın. Üstelik çocuk kitabından hayata değer katacak izler bırakmasını bekliyoruz. Bunun tam aksine yazdığınız ufacık bir ifade travmalara da sebep olabilir. Bütün bunlara yazdıklarımızın edebî değer taşıma şartını da ekleyelim. İşte bu tarifi düşünmek bile bir yazarın uykularını kaçırmaya yeter. Sözün kısası çocuklar için yazmak zor değil, çok çok zor.

Tabii saydığım kriterlere uymayan, iki kapak arasına girmiş yığınla yayın var Türkiye’de. Öyle ki kitapçıları dolaşırken bunlardan bazılarını “çok satanlar” arasında bile kolayca görebilirsiniz. Bunları çocuk edebiyatının bir parçası olarak değil, sistemin yalnızca kâr amacıyla sunduğu birer meta olarak görmek gerek. Bir baba olarak çocuklarımı kitapla buluştururken oldukça seçici olmaya çalışıyorum. Aile ve öğretmenlerimize de naçizane tavsiyem bu. Çocuk kitabı seçmenin ne denli ciddi bir konu olduğunu hatırımızdan çıkarmamalı. 

 

 

En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?

Öncelikle çocuk kitaplarına zaman ayırmaya çalışıyorum. Bunu hem kulüp çalışmalarım hem de bu alanda yazımın gelişmesi adına yapıyorum. Üstelik çok da büyük keyif alıyorum çocuk ve gençlik kitapları okumaktan. Çok kaliteli ve sevdiğim eserler var. Özgür Balpınar, Fatma Işık, Behiç Ak, Anıl Basılı… Bu alanda keyifle okuduğum güncel kalemlerden birkaçı yalnızca. Leo Lionni kitaplarına da bayılıyorum. Çizimleri, kısacık ifadelerle büyük meseleler anlatması… Dâhi bir şair kadar ilham verici.

Yetişkin tarafına gelecek olursak durum biraz daha çetrefilli. Birçok isim sayabilirim. Dostoyevski vazgeçilmez bir limandır gözümde. İnsan ruhunun derinliklerine onun kadar inebilmek tarihte eşine az rastlanır bir durum. Gabriel Marquez’i tekrar tekrar okurum ama doyamam. Ahmet Hamdi Tanpınar Türkçenin en büyük romanlarını yazmıştır. Abdülhak Şinasi okumak muazzam bir üslup zevki verir insana. Günümüz yazarlarında da İhsan Oktay Anar’ı başka bir yerde görürüm. İskender Pala, Saygın Ersin, Kaan Murat Yanık gibi birçok kıymetli yazarı burada sayabilirim ama eksik kalacaktır.

Vaktiyle kıymet verdiğim bir yazardan şöyle bir tavsiye almıştım: “Kendini yetiştirmek istiyorsan önce bir üstat bulmalı, tüm eserlerini incelemeli ve onun üzerine yoğunlaşmalısın.” Bu tavsiyeye hiçbir zaman uymadım. Okumalarımda ve çalışmalarımda çeşitliliğin bana zenginlik katacağına, farklı bakış açıları kazandıracağına inanarak bir yerlere takılı kalmadan ilerlemeye çalıştım. Hâlâ da bu avarelikle devam ediyorum. 

 

Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?

Yazmaya başlamak değil de bence asıl zor olan bunu sürdürmek. Birçok hevesli yazar adayı daha ilk eleştiride, ilk tökezlemede yıkılıp pes ediyor. Oysa asıl mücadele de tam burada başlıyor. Gerçekten esaslı bir eser ortaya koymak bazen yıllarınızı alabilir. Çokça inandığınız, güvendiğiniz bir yazınız hiç mi hiç karşılık bulamayabilir. Böyle durumlarda tekrar, tekrar ve çalışarak bu engelleri aşabilirsiniz. Sabırlı olmak ve çalışmak her işte olduğu gibi yazmakta da bir noktaya ulaşmanın temel şartı. Özellikle işin başında olanlar çöp kutularını doldurmaktan çekinmemeli. Haddimi aşmış olur muyum bilmiyorum ama şunu da ifade etmeliyim. “Neden yazacağım?” sorusuna esaslı bir cevabınız yoksa zaten yarı yolda kalmanız en iyisi. Yazdıklarınızı insanlarla paylaşmaya gelirsek bu apayrı bir mesele. Bu aşamada işe yayınevi, editör ve piyasa gibi kavramlar da dahil oluyor. Bütün bunlardan söz edince yürümesi zor bir yol mu çizdim bilemiyorum. Ama çok kolay bir yol söyleyebilirim yazma niyeti taşıyanlara. Yazmak sizde bir tutkuya dönüşmüşse zaten tüm zorlukları aşacak kadar ileri gidersiniz.

Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?

Hepimiz bu konuda şikayet etmeye alıştık sanırım. Elbette okuma kültürü toplumumuzda istenen seviyeni|n çok altında ama ben bunun genç nesille doğrudan ilgili olmadığı kanaatindeyim. Kitaplarla, edebiyatla olan bağı yalnız genç nesil üzerinden okumak asıl büyük yanlışımız olur. Edebiyatı bir avuç azınlığın eğlencesi, hayattan bağımsız bir meşgale olarak algılamak geçmişte yapılmış büyük bir hataydı. Bu algı yavaş yavaş kırılıyor. İnsanlar en azından çocuklarının kitapla yakın ilişki kurmasını istiyor artık. Ebeveynler kendileri okumasa bile çocuklarının kitap okumalarını istiyor. Bu durum az da olsa bir gelişme kat ettiğimizi gösterir. Bilmiyorum ben mi çok iyimserim ama teknolojinin, modern hayatın olumsuz etkilerine rağmen kendilerini çok iyi yetiştiren gençlere rastlıyorum. Bu gençler gelecek nesillerin temelini atacaklar. Umarım ağır ağır ilerleyen değişim çok daha hızlı gerçekleşir.

Gençler ve kitaplar demişken burada bir konuyu daha hatırlatmak istiyorum. Az önce verdiğim cevapların birinde de meseleye değinmiştim. Kitap konusunda yalnız nicelik değil nitelik de dikkate alınmalı. Okuyan gençleri görmek bizi elbette sevindiriyor ama “neyi” okudukları da son derece önemli. Ticari bir metadan öteye geçemeyen kitapların elden ele dolaşabildiği, tehlikeli bir dünyadayız artık. Gençleri edebiyatın asıl zenginlikleriyle buluşturmanın yollarını aramalıyız.

Değerli Faruk Bey, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…

Asıl ben teşekkür ederim. Güzel vesilelerle tekrar görüşmek dileğiyle…

 

107 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

*

code

*

EN SON HABERLER

Özel Reklam Alanı

* * * * * Oscar Rent A Car * * * * *

Bu Kitabı Okumalısınız!

Bu Kitap Başucu Kitabıdır
Haberlerin kopyalanması telif hakkı ihlalidir. © 2022 FETHIYE GAZETESİ Tüm Hakları Saklıdır.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle